ÖCÜ Kaptan, ÖCÜ Kadir (1910-1959)
Yavuz Kalyoncu

ÖCÜ Kaptan, ÖCÜ Kadir (1910-1959)

Bu içerik 179 kez okundu.
Reklam

Ordu Futbol tarihinin Efsane Futbolcularından
ÖCÜ Kaptan, ÖCÜ Kadir (1910-1959)
Oğulları: UÇMAN- ÜSTÜN VE GÜVEN.
1910 Ordu doğumlu. Ordu esnaflarından Yorgancı Ahmet Efendi’nin oğlu. Tarihi saray hamamı yanındaki üç katlı evden, millet düzündeki, futbol oynayanların arasına katılıp, Gençleri birleştirmek amacı ile kurulan, Spor Yıldızı takımının as oyuncusu olmuş.

Ortadaki, Kadir Türközer.

Spor Yıldızı kulübü spor faaliyetleri ile birlikte sanatsal faaliyetlerde yürüten bir kulüpmüş. Kadir Kaptan bu faaliyetlerde de etkin olarak görev alıp, çok sayıda tiyatro oyununda rol almış.

Öcü Kaptan, tiyatro sonrası arkadaşlarıyla.

Futbol Oynadığı sürece takım kaptanlığını yaptı. Herkes tarafından sevilen sayılan biri olmasının yanında, oyun içinde saldırgan ve hırslı, kaybetmeyi hazmedemeyen, yerinde duramayan bir futbolcu olduğundan, hata yapanlara kızıp bağırdığı, için takım arkadaşları Öcü Kaptan diye lakap takmışlar. Bu özellik futbolculuklarına şahit olduğumuz üç oğluna da aynen geçmiş. Futbol seyircileri tarafından, Öcü lakapı üç kardeş içinde kullanılmış.

Öcü Kaptan Takım arkadaşlarıyla. Ayakta soldan dördüncü, Öcü Kaptan: Kadir Türközer.

Öcü Kaptan’ın kazanma hırsı ve becerisi sonunda takım arkadaşlarıyla birlikte kazandığı, Ordu amatör takımlar şampiyonluğu, kupa töreni.1933.

Öcü kaptan millet düzünde, bir maçta gole giderken.

Futbolu bıraktıktan sonra hakemlikte yaptı. 1910 doğumlu, Üçü kız, beş kardeşten, Öcü Kadir iki Erkek kardeşin küçüğü, abisi Osman, Halit Gürsoy’la ortak fındık alışverişi yaparken, Öcü kaptan 1930-37 yılları arasında futbol oynadı.

Öcü Kadir takım arkadaşlarıyla.1930

Abisi Osman fındık ticaretini bırakınca, Halit Gürsoy’la Öcü Kaptan ortaklık yapmış. Daha sonra Halit Gürsoy kendi işini kurunca, Öcü Kadir, Halit Gürsoy’un kardeşi; Abdi Gürsoy’la ortak olup ticarete devam etmişler. Futbolu bırakıp ticarete başlayan öcü lakaplı, Kadir Türközer 1943 yılında Perşembe eşrafından Çolaklardan Saime Hanımla evlendi. 1944 yılında, Uçman, 1948’de, Üstün, 1953 yılında Güven ismini koyduğu üç oğlu ve 1951 yılında bir kızı oldu. Futbol sahalarında yenilmeyi kabul etmeyen Öcü kaptan; 1959 yılında genç yaşta o yılların çaresiz hastalıklarından olan zatürreye yenik düştü.

Öcü Kaptan Spor Yıldızı takım formasıyla.

Türközer Ailesi: Türk futbol tarihinde Futbolcu bir babanın üçü de birbirinden yetenekli üç futbolcu oğlu olan, oynadıkları futbol ile isimlerinden bahsettiren tek ailesi.

UÇMAN TÜRKÖZER
1944 doğumlu Uçman, Türközer kardeşlerin içinde en büyüğü olmasına rağmen, en yaramazıymış, henüz altı yaşlarındayken pencereden uçan bir kâğıdın peşinden top diye atlayıp birinci kattan düşüp burnunu kırmış, ameliyat sırasında doktor yanlış parça koyunca burnunda bir çukur kısım kalmış. Bu yüzden burnunun ön kısmı dokunmalara karşı çok hassaslaşmış. Bu olay ilerde futbolu erken bırakma sebebi olmuş.

Perşembe Spor Takımı: Soldan sağa. Kır ağan Cemal(Sönmez),K.Vedat(Bıdık Ahmet’in dayısı, ÜSTÜN, Pastacı Vahap, Tarzan Murat. Oturanlar: Cimcim Yüksel, Avni, Kaptan UÇMAN, Karakaş Lütfü, Tülün, Pamuğun İsmet.

Anneleri Saime Hanım, Perşembe eşrafından çolak sülalesinden olduğu için, her fırsatta dayılarının yanına giden Uçman, Üstün ve Güven kardeşlerin arkadaş çevresi perşembede gelişti dayılarının çocuklarıyla başlayan futbol oynama sevdası Perşembe sporda devam etti. Önce Uçman on yedi yaşında, daha sonrada, Üstün ve Güven amatör olarak, Perşembe spor formasıyla maçlara çıkmaya başladılar. Uçman akranları arasında ’ki en süratli forvetti. Kısa zamanda takım kaptanlığını aldı.
Uçman Türközer, Ortaokulu bitirince 1959 yılında babasının vefatı ile aile büyükleri tarafından İstanbul’a Özel Bilir kolejine gönderildi. İstanbul’da Kolej’de okurken, okul maçlarında oynadığı futbol ile zamanın birinci lig takımlarından, Vefa kulübü yetkililerince fark edildi ve bir sene Vefa formasıyla futbol oynadı. Sonra askere gitti. Asker dönüşü, Orduspor’la anlaşıp maçlara çıktı. Birkaç maç oynadıktan sonra, Burnundaki hassasiyet yüzünden, çok sevdiği Ordu sporu ve futbolu bırakıp, babasının yarım bıraktığı ticaret hayatına Abdi Gürsoy’la beraber devam etti. 1966 yılında Yolaç kulübü ile maçlara çıktı. Evlendi bir kızı oldu. Sonra genç yaşta yakalandığı bir hastalık sonucunda 1988 yılında 44 yaşında hakkın rahmetine kavuştu.

Üstün Türközer

Ordu futbol tarihinin, unutulmaz efsane futbolcularından olan; Üstün Türközer 1948 doğumlu Futbolun çok sevildiği yıllarda yetenekli futbolcular yetiştiren Ordu’da, okul ve mahalle maçlarında, amatörce yapılan değişik turnuvaların olmazsa olmazı idi. Takoz Üstün. Lise takımında takım kaptanlığı yaptı.

Alano Murat’ın hakemliğinde, dolu tribünler eşliğinde: Ticaret Lisesi- Ordu Lisesi maçı. Üstün ve Erol.

Takoz ve Öcü lakapları ile çağrılan Üstün; 1965 yılında on yedi yaşında, Perşembe Spor kulübünde amatör olarak futbola başladı. Abisi Uçman’la beraber oynadı.

Perşembe Spor Kulübü: Ayaktakiler, Takoz Üstün, Tülün, Efrahim, K.Vedat, Guzuğun Çetin, Pastacı Vahap. Oturanlar: Tarzan Murat, Kemikkıran Tansu, Cimcim Yüksel, Karakaş Lütfü, Kaptan Uçman

Oynadığı başarılı futbol ile Ordu genç Takım karmasına seçildi. Grup birincisi olarak, Kaptanlık yaptığı Ordu karması ile Türkiye şampiyonasına katıldılar. Mersinde yapılan şampiyonada, Ankara karmasına finalde son dakika golü ile yenilip Türkiye ikincisi oldular. Şampiyonaya katılan bu takımdan sekiz kişi Orduspor’a seçildi.

Üstün Türközer, Genç Takımlar Türkiye şampiyonası kupasını Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apaktan alırken.1966, Atacan Murat, Ali, Pele Erol, Hasan, Üstün.

Daha sonra 1967 yılında kurulan Orduspor’a amatör olarak transfer oldu. O yıl gösterdiği üstün performansla amatör milli takımına seçildi.

Amatör milli takımla gittiği Almanyanın Gelsenkirchen şehri dönüşü kardeşi Güvene bir krampon hediye getirdi.
1967 yılından itibaren Orduspor’da başarılı maçlara imza atan Üstün, oynadığı teknik ve güven verici futbolu ile çok sayıda futbol takımından transfer teklifi almasına rağmen, hiçbirini kabul etmedi. Ordu sporda kalmayı tercih etti. Evlendi iki kızı oldu.

Gülistanın önü: Tamer Güney yönetimindeki, Orduspor kafilesi, Fenerbahçeyi 2-1 yendikleri maç öncesi.
Gelen toplara vurduğu düzgün ve sert sürpriz vuruşlarla attığı goller, çok konuşuldu. Bu gollerden biri, 1974-75 Sezonu Orduspor- Sarıyer şampiyonluğa oynuyor. Kaleci Öner’de Dino Zoff’un 1088 dakikalık gol yememe rekorunu kırma sınırında. Üstün ceza sahası dışından çok sert bir yarım vole vuruyor top çatal’dan ağlara giriyor. O gol, TRT’nin Türkiye liglerinde atılan güzel goller yarışmasında önce ayın golü sonra ’da yılın golü seçiliyor. O maçta da kaleci Öner iki gol birden yiyince rekordan oluyor. Maçın sonucu Ordu spor 2. Sarıyer 2.

Kaptan Üstün, Yılın Futbolcusu kupası ile

Sağdan, soldan gelen ortalara mesafe tanımadan vurduğu sert şutlarla attığı Jenerik gollerden biri.

 

Bursa maçı. 1976-77 Sezonu: Top Filelerde, Üstün, vurduğu sert şutun etkisi ile yerden topa bakarken. Maçtan sonra kaleci Üstün’ü tebrik etti.

Banik ostrova ile UEFA kupası final maçı için hava alanında.1979. Üstün kaptan, oynadığı futbolun yanı sıra, takımla yaptığı yolculuklarda güzel sesiyle şarkılar söyleyip takımı coşturmasıyla bilinir. Seyahatlerde en çok söylediği şarkı: Karam.

Köprüler yaptırdım gelip geçmeye
Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye
Kavli karar ettim alıp kaçmaya
Boşa kostaklanma kostak değilsin Karam…

Üstünün kaptanlığını yaptığı: 1978 yılında lig dördüncüsü olan UEFA’ya katılma hakkını kazanan Orduspor takımı.

Beyefendi kişiliği ile hakemler üzerinde ’de etkili olan Efsane kaptan bir maç öncesi Hakemlerle

Ordu ve Orduspor futbol tarihinde önemli yeri olan Üstün Türközer. 1967 Yılında amatör olarak futbola başladığı Ordu sporda on yedi yıl futbol oynadıktan sonra 1984 yılında aktif futbolculuğunu bitirdi. Jübilesi için, ligin başarılı takımlarından Malatyaspor Orduya geldi.
Futbolden kopmadı, Ordusporda menejer ve antrenör olarak görev aldı. Türk sanat müziği faaliyetlerine katıldı, Ordu Tüfad’ın kurulmasında önderlik etti. Futbol Federasyon Temsilciliği yaptı.

Üstün ve Güven Türközer.
————————————————————————————————————————————–
Güven Türközer
Öcü kardeşlerden en küçüğü; 1953 Ordu Selimiye mahallesi Doğumlu. Mahallede arkadaşlarını organize edip Seligolar adında gençlerden oluşan takım kurarak, kendi aralarında, diğer mahalle takımlarıyla maçlar yaparak futbolculuğa ilk adımını attı. Aileden gelen futbol yeteneği yanı sıra kazanma hırsı ve mücadeleci kişiliğini, Selimiye gençlik takımına ’da yansıttı.

Selimiye Gençlik: Ali, Salih, Ördek Güven, Gavur Ömer, Öner, Tabanca Bülent. Oturanlar: Sağar Osman, Ekrem, Komili Necmi, Hüseyin.

‘’Yukardaki fotoğraf: Selimiye gençliğin futbol aşkının en büyük örneği, Perşembede o yıllarda büyük abilerin organize ettiği bir turnuvaya katılmak için, takım halinde Üstün ve Uçman abilere yalvarıp, ikna ettikten sonra emanet formayı merkez ortaokulu müdürü Cemalettin Gülseren’in izni ile alıp. Okul bahçesinde rahmetli Foto Dervişin körüklü makinesiyle fotoğraf çektirip turnuvaya katılmalarının hatırasına olarak çekilmiş. 1966’’
Kendi anlatımıyla; “Selimiye mahallesinde oturanlar diğer mahalle gençlerine göre daha avantajlıydılar. Hem millet düzüne, hem sonra yapılan stat yerine çok yakındı mahallemiz. Ayrıca futbol oynamaya müsait çok düz alan vardı. Biz okuldan önce gelenlerle sayıya göre hemen takımı kurar; ikişerden dört kişi, dörderden sekiz kişi, beşerden on kişi her sayıya göre takım yapar, futbol oynardık. Mahalle’ler arası maçlar düzenlerdik. Maç organizesi yapan abilerimiz organize yapıp yetenekli gençlerden takımlar kurup oynatırdı. Piliç Necmi Abi’de bizim mahallemizin abisi bizleri toplar, parasına başka takımlarla maçlar yapardık. Harçlıklarımızı biriktirip. Çoğu zaman, bizim adımıza parayı o verdiği için maç sonunda bize birer simit gazoz alırdı. Genelde her maçı ’da kazanırdık. Bazı zor maçlarda, takım zora düşünce Necmi abi kavga çıkartıp oyunu bozar, çamura yatar, yenilgiyi kabul etmezdi. Selimiye gençlik olarak köy turnuvalarına katılırdık. Çevre köylere misafir olup dostluk maçları yapardık. Bir seferinde Ordu’dan Akçaabat’a sürgüne giden Bolo Suat’ın organize ettiği bir maç için. Bir mayıs yedisi günü, Akçaabat’ a dostluk maçına gittik. Tam tam Necdet’in attığı golle 1-0 yenmiştik. Akpınar’a, Kalyoncuların köyüne gidip maç yaptık. Şuayip köyüne Zeki Yüksellerin köyüne gidip maç yaptık. Perşembe’ye Üstün, Uçman abimlerin kurduğu takımlarla başa baş maç yapardık, hatta bir seferinde yenerken çamura yattılar, hakemle konuşup 3-2 yendiğimiz maçta bizi 5-3 yendirdiler. Bir hafta abimlerle konuşmadık. Takım halinde tempo tutup maç sonu onları protesto ettik. Hep beraber ağladık. O yıllar çok güzeldi. Herkes futbolu severdi. Okullarda sınıf maçları yapılırdı, okullar arası maçlar yapılırdı. Köylerde nüfus yoğundu, her köyün futbol takımı vardı, bazı köylerde ikişer takım vardı. Ordunun her mahallesinin bir takımı vardı. Yaz turnuvaları, Ramazan turnuvaları yapılırdı. Oruçlu futbolcular, oruçlu seyirciler top patlayana kadar kadınlı erkekli maçları izlerdi. Seyirci, küfür etmezdi daha kültürlüydü. Özel turnuvalar, daireler arası maçlar yapılırdı. Amatör kulüplerin bile fanatik seyirci kitlesi vardı. Abilerimiz bize iyi örnek olurlardı. O yıllarda sigara içmek, içki içmek yaygın değildi, büyüklerimizin karşısında saygıdan bacak bacak üstüne atamazdık. Hep doğal besleniyorduk. Arka arkaya iki maç oynar, yine de futbola doymazdık.”
Anlattıkça coşan, Güven’in bu anlattıkları Türk futbolunun nasıl kurtulacağının mesajlarıydı.
Bu konuyu ayrıca işlemek gerek dedim ve amatör olarak ilk nerede futbola başladığını sordum. O da abileri Uçman ve Üstün gibi 1967-68 Perşembe Gençlik Spor Kulübünde oynamış ayni sezon Ordu Lisesi takımında ’da oynadı. Ordu Genç Takım karmasına seçildi. Ordu Genç Karması Türkiye şampiyonu oldu.

Türkiye şampiyonu olan. Ordu Genç Karması: Salih, Orhan, Aydın, Osman, Arif, Cüneyt. Oturanlar: Güven, Turgay, İbrahim, Yusuf, Erdoğan.

Lise yılları sona erdi. İstanbul’da Galatasaray Üniversitesi yılları başladı. Üniversite’de futbol oynarken, o yılların en flaş takımlarından İran Şahının kurduğu takım. Taç Sporda futbol oynamaya başladı.

Güven Türközer Taç Spor forması ile.

Galatasaray kulübü görüşmeye çağırdı. Anlaşma aşamasında yönetici Turgan Ece’den karar için zaman istedi, 1973 yılında antrenör Doğan Akı Malatya’ya transfer olunca Güveni ’de Malatya’ya almak için eve gelip ikna etmeye çalıştı. Amatör olmasına rağmen kırk bin lira teklif etti. O arada okulu bitirdi, Ordu’ya döndü 1975-76 sezonu için Haziran ayında Ordu sporla birlikte Çambaşı kampına katıldı.(İlk sene için 10.000 tl ye anlaşma yaptı.)

1975-76 Ordu spor Takımı

Futbol oynarken sahanın zemini su olmuş, çamur olmuş, hava yağmurlu olmuş karlı olmuş her şart’ta oynadığı için seyirci Ördek lakabını taktı. Birinci ligde üç büyüklerle oynadıkları maçlarda attığı unutulmaz gollerle üç büyüklerin transfer listesine girdi.

 

Gazete küpürünün okunmayan alt kısmında yazılan sözler: 87.dakikada ise Beşiktaşa ilk golü penaltıdan atan. Güven orta sahadan aldığı topu B.haluk’un solundan attı sağından geçti, Beşiktaş kalesine iyice sokuldu. Üzerine çıkan kaleci Zafer’in sağından yuvarladı. 2 – 0.”

1. Lig’de Galatasaray kalecisi Simoviç’i çalımlarken.

Her zaman formasının hakkını veren Profesyonel olup amatör ruhla maç içinde her topa koşan, çamur çorak aldırmayan maç içinde naklen yayın yapan spikerlerin bile ilk zamanlar, forma numarasını okumakta zorlandığı için, yanlarında bulunan Ordulu gazetecilere kim olduğunu sordukları daha sonra ismini ezberledikleri Güven Türközer.

1986 Yılında futbolu bırakma kararı aldı. Bıraktı. Kadri Aytaç göreve gelince tekrar başladı. 1987 yılında transfer alacağını da kulübe bağışlayarak, o sırada Erzincanspor’dan gelen 20.000 liralık tekliflide reddederek profesyonel futbolculuğu bırakıp amatöre döndü.
Ayni mahallede olduğumuz için, sevgimin daha farklı olduğu, Ordu futbolunda yıllar geçtikçe büyüklüğü, yetenekleri, efendilikleri, Ordu futboluna katkıları daha iyi anlaşılan Türközer ailesi ile ilgili bu yazıyı, Güven abinin anlatımları ile ortaya çıkarttım. Üstün abi il dışında olduğu için onunla ilgili özel bölümleri başka bir yazıda açıklamayı düşünüyorum. Güven Abiye merak ettiğim bazı soruları sordum.
-Maç öncesi veya maç sonrası sevinçten, üzüntüden ağladığınız oldu mu?‘’
“Olmaz mı… İskenderun’la şampiyonluk yarışındayız. İçerde dışarda yenilmiyoruz, takım çok iyi. Tarsus deplasmanına gittik. Tarsus 13-14 üncü. Maç başladı bize bir şey oldu, sanki büyü yapılmış gibi dökülüyoruz elimiz ayağımız tutuldu. İskenderun Kulüp başkanı çok güçlü bir adam, Tarsus’un maça asılmasından prim falan dedikoduları devre arasında kulağımıza geldi, birbirimize bağırıyoruz hata yapmayan yok. İnanılmaz kötü oynuyoruz. 1-0 yenildik, soyunma odasına ağlayarak girdik. Otobüste ağlıyoruz, Pazartesi Orduya geldik taraftar ’da ağlıyor. Salı günü antrenmana çıkacağız dışarda herkes gülüyor, sahaya davulcu getirmişler, Meğer Tarsus. O yıl yeni çıkan çift sarı kart ceza uygulamasını bilmediği için cezalı oyuncu oynatmış. Üç puanımız geldi ve o sene şampiyon olduk’’
-Çok golün var ama, unutamadığın bir golün.
“Birinci ligde Adana’yla Ordu’da oynuyoruz, 1976 Adana namağlup. Sol bekte oynuyorum bir top kaptım sürdüm, çalımladım ceza sahası dışından vurdum, az farkla auta çıktı. Üç dört dakika sonra ayni yerden bir top daha çaldım. Süratle sürdüm ceza sahasına girdiğim anda vurdum. Kaleci Erhan’ın uzanamayacağı köşeden doksandan gol oldu. Bizimkiler üstüme çullandılar golün sevincini yaşayamadan az daha nefessizlikten ölüyordum. O maç 1-0 bitti’’
-Korktuğun en sert oynayan defans oyuncusu kimdi?
“Korkma demi yelim, kimseden çekinmedim, korkmadım. Ama Samsun sporlu rahmetli Muzaffer. Farklıydı sert bir defans oyuncusuydu.1987 de futbolu bırakınca Antrenör kursuna gittik. Ordudan Üstün abim, Fikret abim ben, Fenerbahçe’den Tuna, Galatasaray’dan Raşit futbolu bırakan eski aklına gelen baya kalabalık bir grup buluştuk. Gündüz Tekin Onay antrenman dersi veriyor. Bizde uygulama yapmak zorundayız. Bende sorun yok futbolu yeni bıraktığım için koşuyorum her etkinliği yapıyorum. Mola verince toplandık bana ya sen oynardın niye futbolu bıraktın diye sordular. Bende Samsun sporlu Rahmetli Muzafferin 1974 yılında bana sert girip yan bağlarımı koparttığını söyleyince, önce Tuna atladı- Beni de Muzaffer sakatladı dedi. Sonra Raşit beni de Muzaffer sakatladı dedi. Orada bulunan yedi kişide rahmetli Muzafferin sertliği sonucu sakatlanmıştı’’
-Abi kardeş bir takımda oynamak nasıl?
“Bana maçta bağıran tek adam Üstün abim. Üstün abim’ ede bağıran tek adam bendim. O kadar.” Dedi.
Başarılı futbolculukları Türk Futbol camiasında konuşulan, iki kardeşi transfer etmek için çok kulüp Ordu’ya gelip kesenin ağzını açıp teklif yapmalarına rağmen. Türk özer kardeşler bol sıfırlı rakamları görmezden gelip, Orduspor’u bırakmamışlar.
Ordu tarihinin geçmişi ile ilgili derin sohbetler ’de bulunduğum, Ordusporun 1.Ligde dördüncü olup UEFA’ya katıldığı sezon, futbolcuların her şeyi ile yakından ilgilenip, örnek bir kulüp başkanlığı yapan; Sayın Ergin Karlıbel’le, Güvenin transferi için, Beşiktaşlı yöneticilerin, Ergin abiden randevu alıp gelmelerinin bilinmeyenlerini konuştuk. Ergin Karlıbel şöyle anlattı;
“Geldiklerinde ben işyerimden ayrılmış eve geçmiştim. Telefonla evi aradılar. Bende eve davet ettim. Geldiler, Genel Kaptan Süleyman Seba ve Kulüp başkanı Gazi Akınal’ın talimatıyla Orduya yetkili olarak gelen iki yönetici Güven Türközer’in transferi için geldiklerini her türlü fedakârlığı yapmakla yetkili olduklarını söylediler.
Önce Orduspor’un başarılarından bahsedip başarımızı övdüler, o zaman Sanlı’da beşiktaş camiasının içinde ondan’da bahis açıldı, sonra Güven için 400 bin lira bonservis bedeli ödemek için Beşiktaş kulübü imzalı, Gazi Akınal cirolu senetlerin hazır olduğunu söylediler. Senetlerin tarihinde mutabık kaldık. Hem sevinmiş, hem üzülmüştüm. Sevinmiştim bonservis bedeli ile kulübün bütün borçları kapanacak gelecek için önümüz açılacaktı. Güven’de futbol kariyerinde daha ileri hamleler yapmak için bir adım atacaktı. Üzüldüm Ordusporun başarısında kilit taşlardan biri olan seyircinin çok sevdiği bir evladımızdan eksik oynayacaktık. Yöneticiler ertesi gün Güven’le konuşup, anlaşmak için ayrıldılar.
Sonra duydum ki, Güven kendisine sunulan, bizim verdiğimizin iki misli olan teklifi reddetmiş. Orduspor sevdası, Ordu sevgisi böyle bir şey…”

Ordunun yetiştirdiği, Ordu sevdalısı bir baba ve üç oğlunun futbol ile dolu anılarından birkaç sayfayı araladık. Öcü Kadir ve Uçman abiyi rahmetle anarken. Üstün abiye ve Güven abiye sağlıklı mutlu nice yıllar. Ordu sizlerle gurur duyuyor.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)