Kel Apo…
Yavuz Kalyoncu

Kel Apo…

Bu içerik 173 kez okundu.
Reklam

Ordu Futbol tarihine iz bırakanlardan Abdullah Türnük. Erzincan’dan gelip Keçiköy ’e yerleşen Kel ağa’nın torunu. Babası İlyas Ordu Belediyesinde bahçıvanlık yapan tatil günlerinde balıkçılık yapan çalışkan dini bütün bir adammış. Futbolculuk geçmişinin yanı sıra araba motorları konusundaki becerisi ile tanınan Kel Apo lakaplı Apdul Kadir Türnük ile kısa öz geçmişini konuştuk;
“Babamın altı oğlu olmuş. Sırasıyla Abdul Muttalip-Apdul Vahap-Apdul Kadir-Abdul Kerim-Apdul Celil-Apdul Selim. Babam her oğlunun isminin başına Abdul koymuş. Zamanla bu isimler sadece nüfusta yazıldığı gibi kaldı kimse kullanmadı. Sadece bana küçükten beri hep Apo diye çağırır herkes. Çocukluğumuz Kirazlimanı’nda geçti, kimilerinin Keçiköy dediği yerde. Okula Yeşilyurt ilk Okulunda başladım. Okul o yıllarda şimdiki Belde Otelinin olduğu yerde idi. Futbolu okulun deniz tarafındaki sahada oynardık. Yaz kış denize kaçan topu almaya denize çok girdim. Okul sonu eve üstümüzü değiştirmeye gidip karnımı doyurduktan sonra, kardeşim Selim’i annem sırtıma sarıp; sokağa çıkartırdı. Selim sırtımda tekrar okul düzüne veya Oktay Oğuzlu’ların harmanına dönüp hava kararana kadar futbol oynardık. Selim’i çimene bırakır ara sıra kontrol ederdim. Herkesin kardeşleri de olurdu benim gibi. Muttalip abim takımları kurardı. Takımın biri Galatasaray, biri Fenerbahçe olurdu. Mahallede çoğunluk Galatasaraylı olduğu için takımda bana çoğu zaman yer kalmazdı. Bir gün abime isyan ettim yer yok diye beni takıma almıyorsun ben artık Fenerbahçeli olucam dedim. Ben Fenerbahçeli olmayayım diye beni takıma almaya başladı.
İlk Okul bitince Babam beni Düz Mahallede çıkmaz sokakta bulunan araba tamircisi Seyfi Ustanın yanına çırak olarak verdi.


1955. Abim Muttalip’te orda çalışıyordu. Ayrıca yedi sekiz tane çırak daha vardı. Akşam olunca bütün çıraklar abim dâhil giderdi. Apo sen kal derlerdi. Ustanın yanına muhabbete gelen Ordu’nun ekâbir tayfası(Topal Fuat, Topal Avni, Erkek Mehmet, Deli Turgut ve çocuk aklımla şu an hatırlayamadığım bazı isimler) Dükkânda içki içmeye başlarlardı; bende sağa sola onlar için alış verişe giderdim. İçki al Apo alırdım, meze al Apo alırdım, sucuk al Apo alırdım. Gece karanlık olurdu ev üç kilometre olmasına rağmen hava karardığı için eve gitmeye korkardım, o yıllarda sokak lambaları yoktu. Onun için hayatım boyunca içkiden ve içki içenden uzak durdum.
Sekiz sene çırak olarak çalıştım. Seyfi Ustadan çok şey öğrendim. Hafta sonları futbol oynamaya fırsat buluyordum. Futbolu da çok seviyorum. Seneler sonra 18 yaşımda Karadağ (Kirazlimanı)Spor kulübünde futbola başladım. Tekin Hitay’ın Karadağ olarak kurduğu daha sonra Kirazlimanı olarak değişen takımda amatör olarak futbol oynuyordum artık. Oktay Oğuzlu, Onur Altınel ve ben üç çocukluk arkadaşı beraber takıma girmiştik.

Kiraz limanı gençlik kulübü.1961. Yakışıklılığı ile özellikle genç kızlarca beğenilen bir futbolcu idim. Saçlarım o yıllar gürdü. Kız Apo diye de çağırırlardı.
İmkânları çok sınırlı bir kulüptük. Bir takım formamız vardı. Önce sol bek olarak takımda başladım, sonra sağ beke geçtim. Santrafor oynamaya başladım. Amatörde başarılı maçlar çıkarttım.

1962 Kirazlimanı: Mehmet Aydınkaptan-Murat-Bay Hamdi- Apo-Mustafa Koç-Murat. Oturanlar: Şener Olgun-Kaleci Kumco Kenan-Cemil- -Osman Gül.

Amatör ligde sekiz takım vardı. Ünye, Perşembe ve Fatsa takımları ile kıran kırana maçlar yapılırdı.
Askere gittim geldim. Eski takımımda yine futbola devam ettim.

Kirazlimanı 1961.Muttalip-Apo-Bay Hamdi-Kumco Kenan-Murat-Mustafa-?-Terzi Öcü Yılmaz. Oruranlar: Muhtar Aydın-Murat- ? – ? –Kamil- Şenel.

Ordu Sporlu günler.
1967 yılında Ordu spor kuruldu. Dört takım lav edilerek, birleştirildi, iyi futbolcuları Orduspor’a aldılar. Diğer beş takım arasından benden başka kimseyi almadılar. Antrenman öncesi hazırlık kampında İsfendiyar hoca bizi 8.km koşturdu, Pele Erol’la ikimiz birinci geldik.

Ali Sami yen Fatihi olduğu ilk maçı.
Orduspor’da ilk maçım ligde üçüncü veya dördüncü maçımız. İstanbul’da Ali Sami yen stadyumunda Karagümrük le oynuyoruz. İsfendiyar hoca tembih etti. ‘Rakibin çok süratli bir sol açıkları var ona adım attırmayacaksın’ dedi. Çimen sahada hafif çise yağmış sahada gelen bir uzun top sol açığa gelmesin diye. Yaradana sığınıp öyle bir vurdum ki. O yıllar tribünleri yapılmamış olan stadın kapalı tribününün üzerinden top dışarıya gitti. Maç 1-1 bitecekken son dakikada hakem parlak Aydın’ın gereksiz bir kararı ile penaltı golü ile 2-1 yenildik. Çok iyi oynamıştım arkadaşlarım ve İsfendiyar Hoca beni tebrik etti.
Maç sonrası Ordu’ya maç sonucu bildiren densizin biri benim için kendi kalesine gol attı demiş ve bütün Orduspor severlere bu haber yayılmış. Ordu’ya geldik kendimi anlatamıyorum her kes inanmış buna rağmen hoca beni bir sonraki maça ilk on bire koymuştu. Sahaya çıkmadan soyunma odasına gelen bir idareci beni oynatmaması gerektiğini söyledi. İsfendiyar; ‘Apo vazifesini en iyi şekilde İstanbul da yaptı’ Demesine rağmen, beni o maçta oynatmadılar, yerime sağ bek oynayan İhsan’ı oynattılar. Hakkım yenilmişti. Çok formdaydım o maçta seyirci önünde oynasaydım daha beni takımdan kimse kesemezdi. Ben hücuma yönelik oynuyordum, süratliydim gol atmaya gidip ayni tempo ile geri geliyordum.

Nevzat-Necip Cemal-Orhan-Hasan Abi-Fahri Dayı-Uğur- APO-Yoluk Adnan-Nano Engin. Oturanlar: Öcü Üstün-Şener.1967.
Orduspor’ da oynarken kardeşim Vahap Ustayla birlikte çalıştığım bir araba tamirhanemiz vardı. Salı Perşembe antrenmana gidiyor diğer zamanlar dükkânda çalışıyordum. Haftalık bin lira kazanıyordum. İşlerimiz çok iyiydi. Orduspor beni yıllık 750 liraya profesyonel yaptı. Ben para falan istemiyorum dedim ve o parayı hiç almadım.
İkinci dönem hoca değişti Tamer Güney takımın başına geçti. Bir Antalya deplasmanına gittik, takımın bir puana ihtiyacı var. Kendi sahanızda Uşak, Altındağ ve İstanbulspor maçları kaldı. Hoca yedekleri götürelim aslar dinlensin dedi. Seyirci heyecanlı deplasmana 20 araba geldi. Sıcak bir mayıs ayı, maç öncesi hoca yanıma geldi; ‘Sahaya çıkarken formanı yıka ve şu iki hapı iç, heyecanını yatıştırır’ dedi. Hapları elime tutuşturdu. İçtim ve sahaya çıktık. Antalya’nın iki santraforu vardı; Yugoslav Radoviç ve Metin. Havadan bir top üzerime doğru gelirken ikisinin arasından yükselerek öyle bir röveşata yapmışım ki statta alkışlamayan yok. Yere öyle kötü düştüm, ama hiç açı duymuyorum. Sahada basmadık yer bırakmadım. Meğer hocanın bana verdiği haplar doping imiş. Devre arasında bizim idarecilerden Nedim abiye Antalya’lı yöneticiler; ‘Bu santraf oynayan çocuk kim’ Diye sormuşlar. Nedim abi de ‘O bizim yedeklerden Apdullah’ deyince ‘Yedeğiniz bu ise aslarınız kim bilir nasıl’ Demişler. O maçtaki futbolumla Foto Maç gazetesinde haftanın karmasına seçilmiştim.
Maç sonu Otobüsle dönüyoruz, Ankara’ya geldik. O yıl nişanlıydım, nişanlımda İstanbul’daydı. Tamer Hocanın yanına gittim; ‘Hocam ben yeni nişanlıyım, nişanlımda İstanbul’da iznin olursa bir gidip görüşüp geleyim, nasılsa Ordu’da beni oynatmayacaksın’ Dedim. Hoca otobüste ayağa kalktı, ‘Deli misin sen, sana ihtiyacım var, Antalya maçında sen harika oynadın. Ordu’da seni oynatacağım bir yere gidemezsin’ Dedi. İstanbul’a göndermedi. Ordu’da maç öncesi soyunma odasındayız takım açıklandı. Ben gene yoktum. Bir Uşak maçıydı. O maçta Kendi sahamızda 3-2 yenildik ve saha karıştı. Önce yorgancı Kamil sahaya atladı, sonra diğerleri. Bütün arkadaşlar içeri kaçtı, ben kızgın seyirciler arasından ellerim cebimde yürüme hamama gittim. Antalya’ya gelen seyirciler benim reklamımı yeterince yapmışlardı, herkes benim sırtımı sıvazlıyordu.

1-1 berabere biten, Sakarya Spor deplasmanı dönüşü mola.1967.
Orduspor’la son Altındağ maçına hoca beni on bire koydu. O hafta takıma alınacağımı tahmin etmiyordum. Herkes gibi bende spor toto oynayıp Altındağ maçına da beraberlik oynamıştım. Sahaya çıktık yanımda Kiling Mehmet vardı. Altındağ’ın santraforu da Orduspor’a gelmek isteyen Subitay‘dı. Kendini beğendirmek için koşturup duruyordu zapt edilmiyordu. Bir Keçiköy kurnazlığı yaptım; Oyun Altındağın sahasında iken Subitay’ın da duyacağı bir şekilde Killing Mehmet e göz atıp seslendim. ‘Mehmet Hocalar beraberlik için anlaştı bu Subitay falan bilmiyorlar mı? Ne yapıyor bunlar bıraksan gol atacaklar’Dedim. Subitay; ‘Bize bir şey demediler öylemi ya. Bende size gelmek istiyorum, o yüzden yöneticilere kendimi göstermek istiyordum, tamam dikkatli olurum merak etmeyin’ Dedi. Rahatladık.

İkinci yarı adam yanımıza geldi ‘Niye yalan söylediniz anlaşma falan yokmuş’ Dedi ama iş işten geçmişti ilk hızı yoktu. Soyunma odasında konuşulmuş ikinci devre beni oyundan aldılar. O Hafta bir maç hariç totoyu bildim iyi para aldım. Sadece bir maçı bilememiştim. Oda Küme düşen Karagümrük Manisa’yı yenmişti.
800 lira para aldım totodan. Sezon sonu Antalya ve Giresun 15 bin lira para teklif ettiler transferim için. Değerlendirmedim. Otomobil tamirhanesine ağırlık verdim. Kasım ayında; O zamanın tek düğün salonu olan Halk Eğitim’de tüm takım arkadaşlarımın katıldığı bir düğünle evlendim. 1966 yılında Orduspor’dan önce, Almanya’ya istek yapmıştım 1969 yılında Almanya’ya kabul edildim.

Almanya da futbol.1969.

Bir Perşembe günüydü Almanya’ya eşimle birlikte gittim. Bremen’in Perşembe gibi şirin güzel bir kasabasına yerleştik. Pazar günü kaldığımız pansiyonun yanında futbol sahasını ve toplanan kalabalığı görünce aralarına katıldım. Türkü Almanı hep orada tribünde oturmuş futbol maçı izliyordu. Alman Takımlarının kulüplerinde ait üç takımları varmış. A. Takım(Birinci takım). B. Takım(İkinci Takım).C .Takım(Üçüncü Takım). En iyiler as oyuncular A takımda oynuyorlar. Üçüncü takımın maçı vardı, baktım iri kaslı Türk oyuncularda var. Ama topa vurmasını bilmiyorlar. Tercümana dedim ki; ‘A takımda değil ama ikinci üçüncü takımlarda bende oynarım beni de yazdır’ Dedim. Tercüman yazdırdı. Ertesi gün haber geldi Salı günü antrenmana çağırdılar. Gittim antrenmana. Isınma turları açıcı gerici hareketlerden sonra bana sordular hangi mevkide oynarsın çift kale yapacağız dediler. Tercüman aracılığı ile müdafaanın her yerine koysunlar fark etmez dedim. Santrafa koydular. Oyun başladı. Kendimi fazla yormadan ara pasları ile takımı yönlendirip düzgün şutlar atınca çift kale sonrası benden iki resim getirmemi istediler. Takıma alınmıştım. Tercümana Türkiye’de profesyonel futbolcuyum başımız ağrımasın dedim. Tercümanda maçı izlemiş beni beğenmiş boş ver oraları karıştırma bir şey olmaz dedi.
Perşembe kulübe gittim Pazar günü kupa maçı var 12’de gel dediler. Pazar günü maçlar onda başlıyor. 12’de başka maç ikide A takımın maçı var. Beni hangi takıma aldılar anlayamadım. Uykularım kaçtı maç saatine kadar merak içindeyim hangi takıma alındım bilmiyorum. Pazar günü oldu. Baktım A takım hazır, sessizce aralarına katıldım. Arabaya bindik kupa maçı için deplasmana gidiyoruz. Tercüman yok yanımızda ilk kez, name diyorlar ben fabrikadan az çok anlıyorum almanlar kestirme konuşmayı seviyorlar bende name diyene, kısaca Apo diyorum. Beş numara yeşil beyaz formayı aldım ilk on birde sahaya çıktım. İlk yarı bitti ikinci yarı dakika yetmiş dokuz bir korner kazandık. Geriden geldim on sekizin köşesinde yerimi aldım. Öyle bir top geldi ki iki adım atıp yükselip topa sert bir kafa attım. Top kalecinin uzanamayacağı şekilde köşeden içeri girdi. Yere düşmemle alman futbolcular sevinç yumağı olup üzerime atladılar. Ertesi gün gazetede Türnüğün attığı güzel kafa golü ile gelen kupa diye manşet attılar.
Ondan sonra her şey değişti. Ondan sonraki ilk maçta hoca bana dokuz numaralı formayı verdi, çift santrofor olarak oynattı. Ayni güzellikte kafa golleri atmaya devam ettim. Almanlarla iyi ilişkiler başladı kasabanın kahramanı olmuştum. Kasabadan ayrılıp başka yere gidicem dedim paniğe kapıldılar; bana yeni ev tuttular, yeni eşyalar aldılar. Her tür desteği verdiler. Kaynakçı olarak girdiğim fabrikadan ayrılıp, Ordu’da yaptığım araba tamirciliğine döndüm. Araba aldım. 1972 yılında bir kızım oldu.
Türk büyükelçisi ile iyi görüşüyordum. Dört Türk takım kurup; Onun teşviki ile Atatürk turnuvası düzenledik. Birinciye Atatürk portresi ve kupa verdirdik.

Almanya da iyi kazanıyordum. Başkanlığını ve oyunculuğunu yaptığım bir takım kurup Bremen amatör liginde maçlara çıktık. Takımın ismi Türk Tanış Gençlerbirliği Vatan Spor. Forma rengi sarı kırmızı

Başkanlığını, antrenörlüğünü ve kaptanlığını yaptığım Türk Tanış Gençlerbirliği takımında uzun yıllar futbol oynadım. Kırk yaşıma gelmiştim. Eşimle beraber gittiğim Almanya’dan bir kız, bir oğlan iki çocukla beraber on beş sene sonra 1984 yılında, Almanya’yı bırakıp Doğduğum büyüdüğüm topraklara Ordu’ya geri döndüm.”
Ordu’ da başladığı futbol yaşantısını Almanya’da doyasıya yaşayan 1943 doğumlu Abdullah Abi; Kendine ait binanın alt katında işletmeye verdiği kahvehanesinde eski dostlarıyla bir araya gelip nostaljik sohbetler yapıp, halen küçük yaştan beri yaptığı motor ustalığından da kopamıyor. On iki yaşından bu yana araba motor tamirciliği yaptığından kendi deyimi ile ‘Motor konusunda Ordinaryüs Profesörüm. Kimsenin yapamadığı arabalar için herkes bana gelir. Bir başka özelliğimde bizim kuşak Keçiköylülerde ağzına içki sürmeyen tek kişiyim’ Diyor.
Ordu’nun futbol tarihinde iz bırakan renkli bir sima olan, futbol seyircisinin Kel Apo’ su, sanayi esnafının Abdullah ustasının bilinmeyenlerini öğrendik. Tanıdıkça başarı öyküsüne şahit olduk. Sağlıkla kal Abdullah abi. İyi ki varsın…

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)