Kırk bir kere Maşallah…
Yavuz Kalyoncu

Kırk bir kere Maşallah…

Bu içerik 109 kez okundu.
Reklam

Meslekte Kırk bir yılını tamamlayan Kuyumcu: Mehmet Kayahan

Ahilik haftasını kutladığımız şu günlerde; en zor mesleklerden birisi olan, altın, gümüş tamirciliğini 41 yıldır yapan Mehmet Kayahan ile kısa bir söyleşi yaptık. Mehmet Usta; yüksekokul mezunu olup ta, tamirat işi ile uğraşan ender kişilerden.
1959 doğumlu. Ordu merkez Zaferi Milli Mahallesi’nde doğmuş. Babası Oflu Rafet Arıkan, hem terzilik yapıp hem de sigorta hastanesinde çalışıp ev geçindiren çalışkan biriymiş. Annesi Fatma Arıkan ev kadını. Mehmet Usta dört kardeşin en büyüğü. İsmet Paşa İlkokulu, Fatih Orta Okulu ve Ordu Lisesini bitirdikten sonra; Üniversite sınav sonuçlarını beklerken, ustası Sebahattin Savat’ tan; “Benimle çalışır mısın?” teklifini alır ve kabul eder,1976.


Ustası Sebahattin Savat ile birlikte.
“Altın ve gümüş tamirat işi usta çırak ilişkisi ile öğrenilen bir iştir. Kendi başınıza öğrenemezsiniz” diyen Mehmet Usta anlatmaya devam etti;
“Herkesin yanlış bildiği bir adlandırma vardır. Bizim yaptığımız iş altın, gümüş gibi kıymetli metallerin tamir ve imalatı, yüzüklere taş yerleştirme yeniden tasarımları uygulama, yeni kolye yapma, inci boncuk dizme, parlatma, gözlük kaynağı gibi her tür ince lehim kaynak ince işleridir. Yaptığımız bu işe kuyumculuk denir. Altını alıp satan ticaretini yapana sarraf denir. Ustam kuyumculuk konusunda çok iyi olan birisidir, ben gençliğin verdiği rahatlıkla her şeyi öğrenemedim ondan. Halen pişmanlık duyarım. Onun yaptığı döküm işini öğrenmediğim için. Hem ustamla çalışıp mesleğin inceliklerini öğreniyor hem de Ordu Meslek Yüksekokulu inşaat bölümünde okuyordum. İnsanların rüyalarını süsleyen milyonlarca lira değerindeki altın takılar bize geliyor, tamirat ve bakım işlerini biz yapıyorduk. Çok ince işçilik gerektiriyordu. En ufak bir dikkatsizlikte tamiratından para kazanacağınız süs eşyasına zarar verip sizi zarar ettirebilirdi. Onun için büyüteçli küçük mercekler kullanıp yüksek ısı kaynaklı lehim yapma aletleri ve malzemeleriyle, sağlığa zararlı bir sürü kaynak malzemesi ile çalışmak zorundayız.”

Kadınlarımızın vitrinlere bakmaktan kendini alamadığı, tarih boyunca değerini hep koruyan altın ve gümüş, iyi korunması ve iyi kullanılması gereken süs eşyalarından. Parmaklarda ve gerdanlarda takı olarak taşınan, gelinlik kızlara evlilikte, onlara verilen değeri gösteren erkek tarafı tarafından takılan altın takılar, zamanla kullanım hataları yüzünden kopar, rengi kararır, büyük, kısa veya uzun gelir. İşte o zaman Mehmet Usta işe el koyar. Ustasından öğrendiği zanaatını gösterip gerekeni yapar.
(Zanaatkar: El ustalığı isteyen işlerle uğraşan insan)

41 yıldır mesleğini ara vermeden yapan Mehmet Kayahan kısa dönem askerliğini yapıp Ordu’ya döndükten sonra ilk iş yerini 1982 yılı Nisan ayında, onu meslek sahibi yapıp, koluna altın bilezik takan ustası Sebahattin Savat ile birlikte açar. İki yıl beraberlikten sonra ayrılırlar. Sonra 1985, Yunus Tunç’la iki yıl ayni işe devam ederler. İki yıl sonrada kendi başına çalışmaya karar verir. O günden bu güne tek başına mesleğe devam eder. 41 yıllık meslek hayatında altı çırak yetiştirip usta yaptığını onların da bu işten ekmek yediğini gururla söyleyen Mehmet Usta. 1990 yılı Kasımında eşi Songül ile tanışıp evlenir. Rafet ve Efe isimli eki erkek çocukları olur.
Mütevazı kişiliği ile Orduluların sevip milyarlarca lira değerindeki kıymetli eşyalarını gözü kapalı teslim ettiği Mehmet Usta. Küçük ama her türlü işi yapabilecek teşkilatını kurduğu atölyesinde 41. yılını tamamladığı mesleğini severek yapmaya devam ediyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)