Kızıldere…
Coşkun Özbucak

Kızıldere…

Bu içerik 81 kez okundu.
Reklam

Türkiye siyasi yaşamında tarihi özelliği olan 68 kuşağının etkileri güncellenerek devam ediyor.  Bugün 68 anlayışını ve uygulamalarını eleştirebiliriz. Görüşlerini, pratiklerini eksik ya da abartılı bulabiliriz. Ancak 68 hareketini günün koşullarıyla değerlendirmek anlamlı olur.
68 hareketi konu edildiğinde kimi tarihler akla gelir. 31 Mayıs 1971 Nurhak, 30 Mart 1972 Kızıldere, 6 Mayıs 1972 Denizlerin idamı… bunun gibi tarihler çok.
30 Mart. Kızıldere’nin yıldönümü. Kızıldere’de 10 kişi öldürülür. 68 hareketinin önemli isimleri, Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna, Saffet Alp Kızıldere’de öldürüldüler. 10 kişiden Ömer Ayna ve Cihan Alptekin Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO), diğerleri de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kurucu ve üyeleridir. Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan Fatsalı, Ahmet Atasoy Ünyelidir.
Burada teorik olarak bir değerlendirmeden çok dayanışmayı değerlendireceğim. Deniz Gezmiş ve arkadaşları için idam kararı verilir. Cezaevinde bulunan ölenlerin de içinde olduğu grup tünel kazarak kaçarlar. Amaç Denizleri kurtarmaktır. Farklı örgütten insanların bir diğer örgütten insanları kurtarmak için canlarını feda etmelerinden ders alınmalı.
Yine bir röportajında Aydın Çubukçu bir olay anlatır. THKO, para gereksinimini karşılamak için Türkiye’nin ilk büyük banka soygununu gerçekleştirir. Para çok olduğu için paranın bir bölümünü gereksinimleri vardır diye Mahir Çayan’ın liderliğini yaptığı THKP-C’ye verirler. Bu da bir başka dayanışma…
Yazıya başladığımda vurguladığım gibi burada tarihi olayları değerlendirmek istemiyorum. Olumlayan, eleştiren, eksik bulanlar olabilir. Bu iki olay, ‘benmerkezciliği’ aşan ve dayanışmanın örnekleri.
Kızıldere’nin yıldönümünde seçim heyecanı da başladı. Geçmişte ölümü göze alarak yapılan dayanışma,  seçimlerde gündeme getirilecek ‘destekle’ neden yeniden yaşama geçirilmesin! Kızıldere’yi anmak, ‘On’ların gösterdiği dayanışma yolundan gitmeyi gerektiriyor.
Kızıldere aslında son değil, bir başlangıçtır. Dayanışmanın, birlikte olmanın başlangıcı. Bunu büyütmek, Türkiye’nin demokratikleşmesinin sağlanmasına hız verecektir.
“Oy dere Kızıldere/Böyle akışın nere/..” diye başlayan  “Sanma, zalim olandan/Bir gün hesap sorulmaz” diye devam eden sözleri umuda dönüştürmek zorundayız. Hesap sormanın bir yolu da ‘dayanışmayı’ büyütmektir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)