Çernobil’den Sinop’a
Coşkun Özbucak

Çernobil’den Sinop’a

Bu içerik 66 kez okundu.
Reklam

1986 yılının 26 Nisan’ında Çernobil’de Nükleer Santral’in patlaması ile dünya (özellikle de Türkiye) radyasyonla yakından tanıştı. Bugün kanser denildiğinde akla gelen hemen Çernobil kazası oluyor.
O günleri yaşayanlar yakından biliyor ‘radyasyon zararsızdır’ diyenler yanında, televizyon ekranlarında radyasyon yok diyerek çay içenleri…
Çernobil kazasından 29 yıl sonra Sinop’ta ‘Nükleere Hayır’ mitingi yapıldı. ‘Nükleere İnat, Yaşasın Hayat’ diyerek haykıranların talebi yaşam için zararlı bir ‘yatırımın’ durdurulmasıydı. Alan hesaplamasına göre 40 bin insan Sinop’taydı… Daha önceleri yapılanlardan çok kalabalıktı.
Partiler, sendikalar, odalar, platformlar, gruplar…  Ordu’dan da katılım sağlandı. Daha önceki Sinop mitinglerine de katılmıştım, bu miting daha kapsayıcı oldu. Önceki mitingde Sinop’tan katılım beklenilen gibi değildi ama bu kez farklıydı. Hem sokağa çıkanlar vardı hem de işyerinden yoğun destek. İşyerleri kapatılamadığı için yürüyüşçüler alkışlarla destekleniyordu.
Akkkuyu’da atılan temel (!) Sinop’taki katlımı etkilemiş oldu. İnsanlar ‘ölüme hayır’ demek için mitinge katıldılar. Bu konuda ‘Dışa bağımlılık, enerji gereksinimi’ gerekçeleri sıralayanlar da olabilir, bunlar tartışılması gereken diğer konular!
Çernobil olmasaydı nükleere karşı çıkılmayacak mıydı? Bu sorunun akla gelmesi de doğal. Her yeni buluş, her yeni bilgi, yeni kararlara neden olur. Kimi zaman görüş değişikliğine de gideriz. Belki bugün ‘iyi’ dediğimiz bir yatırıma yarın ‘kötü’ diyebiliriz. Bugün göremediğimiz zarar yarın ortaya çıkabilir ve görüşümüzün değişmesine neden olabilir. Bunda şaşırılacak bir durum yok! Ayrıca karşı çıkışın gerekçesi Çernobil değil, Çernobil kazası karşı çıkışa katılımı çoğalttı.
25 Nisan’da Sinop’ta yapılan miting, 26 Nisan’da İstanbul’da da yinelendi. Orada da aynı talepler dile getirildi.
Artık nükleer santralin ne olduğu bilince çıkarıldı. Bundan sonra tepkiler artarak devam eder (etmeli).
Dün gözümüzün içine baka baka radyasyonlu çayı içenler vardı, şimdi de televizyonlarda, gazetelerde, ilan panolarında nükleer santralleri ‘çevre dostu’ gösteren reklamlar… Kandırabilirlerse…
Sinop’ta binler haykırdı: ‘Sinop yalnız değildir’ diye… Artık mücadele yerel olmaktan çıktı. Nerede yaşama, doğaya saldırı varsa yürekler ortaklaşmaya başladı. Geleceğe yönelik ‘umutlar’ yenileniyor.
İnsanlar yaşamak istiyor…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)