Yereller birleşmeli
Coşkun Özbucak

Yereller birleşmeli

Bu içerik 61 kez okundu.
Reklam

Deniz kıyılarında, derelerde, yaylalarda bir şeyler oluyor! İnsanlar makinelerin önüne yatıyor, yolları kapatıyor. ‘İzin vermeyiz’ diye haykırıyor. Jandarmayla, şirketlerin güvenlikçileriyle boğuşup duruyorlar.

Her tarafta HES, maden işletmeleri, taş ocakları, nükleer ve termik santraller var. Her yöre kendi ‘yangınını’ söndürmeye çalışıyor. İnsanlar kendi bulundukları yerdeki soruna duyarlık gösterirken, aynı sorunu yaşayan diğer bölgelerdeki insanlara destek olmuyor – olamıyor! Bu da yerellerin birleşmesini engelliyor. Sanki insanlar kendi bölgesindeki sorundan başkasını görmüyor-göremiyor!

Aslında toprağımıza, suyumuza yönelik saldırı bir merkezden planlanıyor. Her yerel sorunu kendi başına aşmaya çalıştığında başarılı olma şansı yok. Bırakın iller arası dayanışmayı, aynı ilçede bulunan insanlar birbirinin sorunlarını ortaklaştıramıyor. Turnasuyu’nda yaşanan HES ve tras ocağı sorunundan dolayı Gülyalı ilçesi, Saraycık ilgisiz kalabiliyor. Oysa Turnasuyu’nda yaşanacak her sorun Gülyalı ve Saraycık’ı da yakından ilgilendiriyor! Ya da Fatsa’daki altın işletmesinin kullanacağı siyanür yalnızca Fatsa ve Ünyelileri değil, Altınordu, Aybastı, Kabataş başta olmak üzere Samsun’u da yakından ilgilendiriyor. Tabiî ki bu ilgilendirme doğrudan etkilenme bakımından…

Danimarka ve İsveç çöpten elektrik üretiyor. Hatta yurtdışından çöp satın alıyor! Danimarka Rüzgar Enerjisi Santrallerinin zararlarını belirlemişler ve sökmeyi planlıyor. Emperyalist- kapitalist ülkeler her türlü ‘zararlılarını’ sökmeye başladı, bizim gibi ülkelere transfer ediyorlar! Yani kapitalist mantık işliyor.

Yerellerdeki mücadeleler önemli. Platformlar kuruluyor, önemli kazanımlar elde ediliyor ama bu platformların dayanışması çok önemli. Türkiye’deki platformların dayanışma içinde olduğunu biliyorum. Ancak saldırının büyüklüğü karşısında bu dayanışma ortak mücadeleye evirilmesi gerekiyor. Tek merkezden planlanan saldırıya, ‘tek merkez’ birlikteliğiyle karşı koyulabilir.

‘Bizim derede HES olmasın diyenler, başka derelerde yapılmak istenen HES’lere de karşı olmalıdır. Taş ocağı ile kendi ormanı, suyu yok edilenler, başkalarının ormanı ve suyunun da yok edilmesine izin vermemelidir. Yani başkasının yüreği yanarken, kendi yüreğimiz yanıyor gibi davranabilmeliyiz. Rize’deki Yeşil Yol mücadelesi bizi de yakından ilgilendiriyor. Sessiz kalınırsa yakında Perşembe, Çambaşı yaylaları başta olmak üzere tüm yaylalarımızda da ‘Yeşil yol’ katliamını göreceğiz

Her yerel kılcal damar gibi birbirine bağlı olmalı… Başka seçenek yok!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)