Canlı bombalar!
Coşkun Özbucak

Canlı bombalar!

Bu içerik 74 kez okundu.
Reklam

Sultanahmet Meydanı’nda da kanlar aktı. Canlı bomba! Canlı bomba nasıl olunur? İnsan canını nasıl feda eder? Sorular çoğaltılabilir…

İnsan, ulusal ve sosyal kurtuluş savaşlarında örnek davranışlar içine girer ve gözünü kırpmadan canını feda eder. Bu anlaşılır bir şey… Bir savaş sırasında düşman askerleri köprüyü geçerlerse şehir-ülke düşecek konumunda olur ve vücudumuza sardığımız bomba ile köprüyü havaya uçururuz. Ya da düşmanın cephaneliğini yok ederiz. Bunlar savaş halinde anlaşılır kahramanlıklar. Sivil yurttaşların katledilmesi için kendini de patlatan canlı bombalara ne demeli? Kendinden olmayan herkes düşman ve yok edilmeli anlayışı kabul edilemez. İşte İŞİD (DEAŞ) böyle bir örgüt!

Sivillere yönelik Diyarbakır, Suruç, Ankara ve İstanbul (yut dışındakileri saymıyorum) canlı bombaları ile insanlık katledildi. Düşmanlaştırma ve ötekileştirme politikaları ve kullanılan dil katliamlara zemin oldu.

İnsanlık şokta… yürekler dağlandı… gözyaşları sel oldu. Katliamlar, umutları yok ediyor… Şimdi ne olacak? İnsanlığın çığlıklarını duyan var mı?

Senin gibi düşünmüyorsa, yaşam biçimi farklıysa ne olacak? Tartışılır ve düşünceler birbirini etkiler; halk karar verir. En büyük ceza halkın desteğini çekmesi değil mi? Şiddet kullanılarak sindirmek ve yok etmeye çalışmak çözüm mü?

Canlı bomba ile insanlar-insanlık katlediliyor ve sorumluluk yalnızca canlı bomba olanın kendisine yükleniyor! Politika bu kadar mı ucuz? Halkın güvenliğinden kimler sorumlu?

Can pazarı… Kan ve gözyaşı… Yeter artık, ölümler olmasın… Ölümsüz çözümler tartışalım… Farklılıklar düşmanlaştırılmasın, ötekileştirilmesin!

FINDIK DİDE VURUYOR!

Bir tarafta can pazarı, diğer tarafta ekmek kavgası! Fındık fiyatı tepetaklak! Dibe vurmaya aday… İhracatçı ve hükümet sorumluluk almıyor, diğer tarafta ziraat odası temsilcisi ‘direne direne kazanacağız’ diyor. Ancak direnme nasıl olacak anlamış değilim!

İnsanların paraya gereksinimi var. Bekledikçe süreleri kısalıyor, dayanma gücü zayıflıyor. ‘Direnme’ için kaynak-araç yok! Kaynak sağlansa (faizsiz kredi ve fındık bırakabilecek yer) o zaman direnerek kazanma olanağı kendini gösterir.

‘Direne direne kazanacağız’ diyenler inanarak söylüyorsa kazanırlar. Bu konuda sendikalaşma mücadelesi veren işçiler ‘direne direne- birleşe birleşe kazanacağız’ diyorlardı ve kazanıyorlardı. Sıra fındık üreticilerinde… Şimdi olanakların yaratılması ile ‘direne direne, birleşe birleşe kazanma’ zamanı!

İnanmak yeter…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)