Anlatmak kolay olsa…
Coşkun Özbucak

Anlatmak kolay olsa…

Bu içerik 108 kez okundu.
Reklam

İnsanlarının sevinçleri, üzüntüleri, kaygıları; heyecanları, korkuları var. Bu duygulardan ‘olumsuzları’ kabul etmekte zorlanıyoruz. Olumlu benzetme ya da değerlendirmelere balıklama dalıp seviniyoruz! Ama olumsuzluklar da bizim yaşamımızın bir paçası!

Söyleşilerde, tartışmalarda insanların en zayıf tarafı hemen ortaya çıkıyor. Olumsuz olanlar hep bizden uzak olsun istiyoruz ya da olumsuzluklardan sorumluluğu kabul etmiyoruz…

‘Kimse ilgilenmiyor’, ‘Herkes duyarsız’, ‘Kimse sesini çıkarmıyor’ cümlelerini o kadar rahat kullanıyoruz ki, olumsuz nitelemeler içine kendimizi de kattığımızın farkında değiliz. Sanki bunu söyleyenler, ‘ilgili, duyarlı, ses çıkaran’ biri olması gerekmezmiş gibi! Ses çıkarması, ilgili olması, duyarlı olması gereken hep ‘başkası’!

Bir diğer kullanılan cümle de’ Anlatıyoruz, anlatıyoruz; anlamıyorlar, inanmıyor!’. Anlatmak ve anlamak birbiriyle ilişkili. Anlatamazsanız, kimse anlamaz! Kime, nasıl anlatıyoruz? Anlatılan konu ile anlatılan kişilerin bir ilgisi, bağlantısı var mı? Anlatma yöntemimiz, anlattığımız kişilerin algılama, anlama seviyesine uygun mu? Bunlara dikkat etmeden yapılan anlatılar havada kalır! Sonra da ‘Anlamıyorlar!’ diye kendi kendimizi yeriz!

Hele anlattığımız, alışkanlıklar ve yaşam biçimleriyle farklılık taşıyorsa sabırlı olmak gerekiyor. Bir kez anlatmayla, göstermeyle kimse alışkanlıklarından, önceki öğrendiklerinden vaz geçmez. Kolay değil, değişiklik yaratmak…

Su damlasına bakıldığında hiçbir etkisi olmayacak sanılır ama öyle değil gerçek. Damlalar sürekli aynı yere vurması sonucu en sert kayayı bile deliyor. Bu doğanın gerçekliği yaşamın da bir gerçeği. Alışkanlıkları değiştirmek, yanlış bilinenleri düzelterek doğrunun bilinmesini sağlamak da böyledir. Anlattığımız ne ise onu sürekli anlatmak gerekir. Bir kere anlattığımızda ‘anlaşılacağını’ sanmak, bir adet su damlasının kayayı delmesini beklemek kadar yanlıştır. Düzenli ve ısrarlı olmak birinci koşul…

Okula yeni başlayan bir çocuğa Türkçe öğretmeninin okuma yazma öğretmesi ile ilkokul öğretmeninin öğretmesi arasında fark var. Diğer yönden bakarsak, ilkokul öğretmeni mi, yoksa Edebiyat öğretmeni mi lise öğrencisine Edebiyat dersini daha iyi anlatır?

Bir şeyin anlaşılması için kanıtları ve belgeleriyle; kime, neyi, nasıl anlattığın önemli. Bir de ısrarlı olarak yeniden, yeniden anlatmak…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)