Kuyruk Acısı
Ufuk Ersoy

Kuyruk Acısı

Bu içerik 71 kez okundu.
Reklam

 

 
 

 

Bu hafta sonu referandum gerçekleşecek. Yukarıda gerçekten sorumlu olarak gördüğümüz insanların kullandığı üslup hoş değil. Miting meydanlarında her geçen gün dozu artan hakaretler, suçlamalar, kullanılan sözler yakışmıyor. Kahve ağzı aldı başını gidiyor. Öyle ki bu üslup halkı da geriyor. Neden EVET, yada neden HAYIR demeliyiz, halka anlayacağı bir dille anlatmak yerine, sürekli bir kavga ve suçlama ortamı hakim.

***

Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar. Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona her gün bir altın vermektedir. Onların ki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikisi de karşılıklı bir şeyler alıp veriyorlar yani bir birlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar. Paylaşımda bulunuyorlar. Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor.

Köylü bir gün hastalanıyor her gün götürdüğü sütü götüremeyecek yılana, çağırıyor oğlunu yanına…“Bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır. Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir” der.

 

Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar. Çünkü babası o altını almak için her gün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir, her gün gitmekle olur mu? Kim taşıyacak her gün sütü öldür şu yılanı al altının tümünü der. Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır. Yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar ve can acısıyla oğlana saldırır ve onu boğarak öldürür. Köylü bekliyor ki oğlu gelsin hem de altını getirsin. Gelen yok, giden yok… Oğlunun gelmediğini gören köylü hemen bahçeye koşar… Bir de ne görsün; oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok.

 

Her  ikisi de üzgündür… Köylü de evlat acısı, yılanda kuyruk acısı. Ancak, zaman geçer birbirlerine yeniden ihtiyaçları olduklarını anlarlar. Çünkü yılan aç kalır, köylüde altınsız. Tekrar bir araya gelirler ve derler ki yine eskisi gibi dost olalım. Köylü der ki; “Sen yine her gün altını ver, ben yine sütünü getireyim” Yılan kabul eder. Ne yapsın her ikisinin de rızkı kesilmiştir. Mecbur yeniden dost olmayı deneyecekler…

 

Köylü yine her zamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır. Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır… Her ikisi de kendini kötü hissetmektedir. Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını… Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek. Evlat acısı zor. Der ki yılana: “Kusura bakma, bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz asla dost olamayız. Birbirimizi gördüğümüzde hep bu acıyı yaşayacağız”

***

Sonuç ne çıkar bilmem. Lakin birlik ve beraberliği yaralayacak sözlerden, kuyruk acısı olacak hareketlerden kaçınmakta fayda var. Zararın neresinden dönülürse kardır. Bu şekilde halkı gererek yapılacak referandum sonucu ne olursa olsun, bu memlekete faydası olmaz. Unutmayın ki; bundan sonra da bu memlekette birlikte yaşayacağız…

Bundan sonra da aynı sokaktan geçip, aynı kahvede oturup çay içeceğiz. Düğün ve cenazelerimizde yan yana gelmek için, sonradan utanacağımız ve pişman olacağımız sözlerden uzak durmakta fayda var. Kuyruk acıları yaşatmayın birbirinize. İzin verin dostluk her daim baki kalsın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)