Bayram Eziyeti
Ufuk Ersoy

Bayram Eziyeti

Bu içerik 73 kez okundu.
Reklam

 

 
 

 

Bayramın 3. günü Çambaşı’ndaydık. Biz, Antalya’dan ve İstanbul’dan gelen 3 aile, toplam 15 kişi. Sabahın erken saatinde düştük yola. Turizm denildiğinde ilk akla gelen Çambaşı yolları berbat. Kimi zaman hayret edilecek yolları geçtik. Biraz daha sabret yapılıyor diyeceksiniz. Ancak bu zamana kadar neden yapılmamış merak ediyor insan.

Yayla yolunda mısır satıyor ahali. Tanesi 2,5 TL. Hemen yanında 1 TL’ye turşu. Ordu’nun akla gelen meşhur pancarı, marulu, maydanozu ve diğerleri hemen yanı başında.

Nihayet vardığınızda adım atmaya yer yok. Sanki Ordu Çambaşı’na taşınmış. Gelmişken et yemeden göndermeyelim dedik misafirlerimizi. Merkezde kasaptan bozma bir lokantada aldık soluğu. Lokantada yer yok. 15 kişi kıvrılıyoruz bir kenara. İlk insanların nasıl çiğ et yediğini test ettik, alel acele pişirilmiş etleri yerken. Lokantada kalabalıktan kim müşteri, kim garson belli değil. Kimi zaman bir hırsız gibi gizlice kalkıp ekmeği, suyu kendimiz alıp getiriyoruz masaya. Pişmiş etin kilosunu 40 TL’den hesaplıyorlar. Salatayla uzaktan yakından ilgisi olmayan gelişi güzel doğranmış bir soğan, iki domates ve birkaç biber parçasının oluşturduğu, garsonun salata dediği şeyin tabağı 10 TL.

Koskoca lokantada bir adet tuvalet var. Kadın erkek orayı kullanıyor. Doğru dürüst sabun yok. Ola ki elini yıkadın, kurulamak için kâğıt havlu arama boşuna. Bir ara oğlum sıcak bir çorba içsin istedim. Mutfağa ipini koparan giriyor zaten. “Hijyen nedir” diye sorsan Antep’te patlıcanla yapılan bir yemek türü deme olasılıkları yüksek.

Hizmet kimsenin umurunda değil aslında. Üretilen her neyse kaliteyle ilgisi yok. Genel düşünce şu. Çambaşı turizm merkezi. İnsanlar buraya gelmek zorunda. Gelmişken temiz havada etini yiyecek nasıl olsa. Önemli olan gelen müşteriden ne kadar para kazanılacağı. Günün sonunda vicdanlar rahat. Allah bin bereket versin. Koy başını yastığa uyu. Yarını merak etme sakın. Allah Kerim…

Kalitesizlik diz boyu. Pislik, mikrop elini kolunu sallayarak geziyor ortalıkta. Müşteri memnuniyeti, bugüne kadar akıllarının kıyısından geçmemiş. Kendileri memnun olsun yeter. Bir keşmekeş almış başını gidiyor.

Oysa gayet doğal. Bürokratı çıkar, elinde mikrofon, “turizm merkezi olacağız, turizmden para kazanacağız” diye nutuk atarsa, önüne gelenin elde avuçta kalan birkaç güzide yerden birisi olan Çambaşı’na olan gelişi güzel yapılaşmaya göz yumulursa, adam gibi gerekli denetimler, ilgililerce yapılmazsa, Biz turizmden ekmek yiyeceğiz, turizmin başkenti olacağız diye kendimizi kandırmaya, halk bugün Çambaşı’na çıktım et yedim, gezdim, güzel bir gün geçirdim diye face’lere resim atmaya, turizmin T’sindan haberi olmayan, sadece günü kurtarmaya ve yağmur yağarken şemsiyesini doldurmaya çalışarak, gelen müşterileri söğüşleyen esnaf denetlenmez ise, biz yıllarca Ağustos böceği gibi türkü söylemeye devam eder, kendimizi avuturuz sadece.

“Çambaşına çıktım (anam) çıram yanmadı. Mektup saldım yare (anam) mektup varmadı. Etrafıma baktım (anam) kimse kalmadı…”

Turizm gelişecekse, önce halk eğitilmeli bence.

***

Bugün 54 yaşındayım. Çambaşı’na uzun aralıklarla en fazla 3 ya da 4 kez çıktım. İnanın hiçbir gelişme yok. Bunu tüm açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum. Acı ama gerçek. Geçtiğimiz günden sonra bir 40 yıl çıkmasam merak etmem inanın. Aynı eziyeti ne kendim çekerim, ne de misafirlerime çektiririm.

Çünkü biliyorum ki; bu kafayla önümüzdeki 40 yıl sonra dahi hiçbir şey değişmeyecek…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)