Kötü Yola Düşmek…
Ufuk Ersoy

Kötü Yola Düşmek…

Bu içerik 91 kez okundu.
Reklam

 

 
 

 

Kötü yola düşüyoruz… Ağır geliyor adama… El âlemden utanıyoruz… Belli bir yaştan sonra… Yoruyor… Sarsılıyoruz…

Son zamanlarda bu memleketin sokaklarında sakin olmak mümkün değil. Artık bu yolların, memleketteki araç sayısını kaldırmadığı aşikâr. Yolları babasının yaptırdığını zannedenler azımsanacak kadar az değil. Paşa gönlü istediği gibi araba kullananlar, durak harici müşteri kapmak adına iki de bir durup kalkan dolmuşlar, kaldırım dâhil, canı nereye isterse park edenler, aceleci, dikkatsiz yayalar, adamı araç kullandığına pişman ediyor.

Hele sabah sabah işimize ulaşmak için yola çıktığımızda, açık yada kapalı yolları aşmak adına beyin jimnastiği yapıyoruz ister istemez. Kimi zaman içinden çıkılması çok güç ya da olanaksız durum içerisinde çaresiz buluyoruz kendimizi.

Ara sokaklardan, kestirme yollardan ulaşmaya çalışıyoruz gideceğimiz adreslere. Anlıyoruz, memlekette yoğun bir çalışma var. Lakin içine düştüğümüz çukurlar, günlerce kapatılmayan yollar, yolun bir kenarında yığılmış bekleyen kaldırım taşları. Bu kente yakışmayan görüntüler.

Trafik Arap saçı. Araçlarını park yeri bulabilenler şanslı. Bu kadar keşmekeşin içerisinde dükkânımın önü diyerek eline ne geçerse yola taşıyan esnafın davranışı, açık söylemek gerekirse böyle başa, böyle tarak misali.

Bir de caddelerde yapılanmış araç park yerleri evlere şenlik. Hiçbir zaman şehrin cadde ve sokaklarının park yeri olarak kiralanmasına akıl sır erdirememiş olsam da, acil işlerimde hemen yanaşıyorum bir kenara. Elinde fişi, birisi bitiyor yanımda. İstersen park etme… Seve seve ödüyoruz parayı.

Ana yollar bir başka âlem. Bayram seyran durumu anlatmak istemiyorum. Yaşamak lazım. Sanki İstanbul trafiğindesin. Kimi zaman Belediyenin önünden Soya sapağına 45-50 dakikada ulaştığınız oluyor. Ya sabır, ya sabır, ya sabır…

Şehir içi trafiği adamın sabrını sınıyor desem yanlış olmaz. Dar sokaklarımızda ip gibi diziliyor arabalar. Yollarda tadilatlar olduğu için ağır ağır ilerliyorsunuz. Teker irili ufaklı çukurlara bata çıka döndükçe, arabanın içinde yayık ayranı misali sallanıp duruyorsunuz. O anlarda kayış kopuyor, arızaya geçiyorsunuz farkındayım. Camı ardına kadar açıp, bağıra çağıra “çökertme” yi söylemek geçiyor içinizden.

Çökertmeden çıktım da Halilim, Aman başım selamet, Bitezde yalısına varmadan Halilim, Aman koptu kıyamet…” Bereket rezil, kepaze olmaktan korkuyorsunuz da vazgeçiyorsunuz.

Lakin kötü yola düşüyoruz… El âlemden utanıyoruz… Ağır geliyor adama… Belli bir yaştan sonra… Yoruyor… Sarsılıyoruz… Dayanamıyor insan, sabır sabır nereye kadar…

Kusura bakmayın, müsaadenizle ben camı açıyorum…

Arkadaşım İbrahim Çavuş, Allahıma emanet…”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)