GERİLİYORUZ…
Ufuk Ersoy

GERİLİYORUZ…

Bu içerik 62 kez okundu.
Reklam

 

 
 

Geriliyoruz farkında mısınız? Son zamanlarda içeride ve dışarıda yaşananlar, malum referandum stresi, halkı birbirinden ayrıştıran evet/hayır beyanları, sorumlu insanlar tarafından, sorumsuz kurulan cümleler, siyasi üslup, kimilerinin ağzından çıkan ayarsız ve tahrik eden sözler ülkeyi, bizleri, hepimizi geriyor. İster istemez soruyoruz birbirimize. Nereye gidiyoruz böyle…

 

***

Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen pencerenin önüne, ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı.
Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için, neşeli konuşmalarıyla ötekileri eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu.

Soğuk bir kış gecesi, pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne, kapının yanındakini de ortaya yatırarak, boşalan yere yeni bir hasta getirdiler. Pencerenin önüne alınan iyimser hasta, dışarıda gördüklerini anlatmaya başladı.

Yol kenarındaki parkı, dev çınar ağaçlarını, cıvıldaşan kuşları işlerine koşan insanları, neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak, çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu. Adam kısa bir süre sonra, gelip geçenlere isimler takmaya başladı. Öteki hastalar, artık sabah işe gidenlerin, seyyar satıcıların ve akşam vakti yorgun argın eve dönenlerin öykülerini dinleye dinleye, onları gözleri önünde canlandırıyordu.

Kısa bir süre sonra hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış ve türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı öyküler doldurmuştu. Bir gün ortadaki hastanın aklına bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya bir şey olursa oraya kendisi geçecek ve onun öykülerini dinlemektense, dışarıdaki renkli ve canlı yaşamı kendi gözleriyle görecekti. Bu düşünce günlerce kafasına yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu. Sonunda onu da buldu. Pencerenin önündeki hastaya bazen kalp krizleri geliyordu. Adam bu
durumda komodinin üzerindeki ilacına güçlükle uzanıyor ve odada hasta bakıcı olmadığından ilacı kendisi alıyordu. Bir gece, pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde, ortadaki hasta büyük bir gayretle doğrularak onun ilacını deviriverdi. Şişe yere düşmüş ve paramparça olmuştu. Ertesi sabah, pencerenin önündeki hastayı ölü buldular. Ve onu kaldırdıktan sonra, ortada yatan hastayı cam kenarına geçirdiler. Adam göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya baktığında beyninden vurulmuşa döndü.! Pencerenin bir kaç metre ötesinde, simsiyah bir duvardan başka hiçbir şey yoktu…

***

Germeyin milleti… Özellikle siyasi üsluba dikkat etmek gerek. Ülke geriliyor. Ve gelecek günlerde daha da gerilmeye doğru gideceğinden endişeliyim. İzin verin, baktığımız pencereden güzel şeyler görelim. Çünkü yakışmıyor bu ülkenin geçmişine, tarihine, milletine, geleceğine… Aynı gemide olduğumuzu anlayın artık…

Aksi takdirde yarınlarımıza siyah duvarlar örmek isteyenlere fırsat vereceğiz….

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)