DARBE
Ufuk Ersoy

DARBE

Bu içerik 73 kez okundu.
Reklam

 

 
 

İzlerken tüylerimiz diken diken oldu. Görüntüler bir savaş filmini andırıyordu.
Kalkışma, Girişim, Darbe, Hainler, TSK’daki hainler, Fetolar, Paralelciler, TBMM, Tanklar, Askerler, Polis, Linç, 161 ölü, Selalar, Savaş psikolojisi, Kriz, Fırsat, Demokrasi, Demokrasi bayramı, Demokrasi nöbeti, Meydanlar, Millet…
*********
Yaşananlar karşısında akıl tutulması gerçekleşti. Bu ülkede daha önce birkaç kez gerçekleşen ve hem ülkeyi, hem de milletin geleceğini derinden etkileyen “darbe” kelimesinin artık bir daha kullanılmayacağını ve bu konunun tarihin tozlu sayfalarında kaldığından emin olarak sürdürüyorduk hayatımızı.
12 Eylül 1980 darbesini yaşayan ve henüz 20 yaşında olan bir genç olarak ekranlara yansıyanlar inanılmazdı. Bu ülkenin başkentinde halk iradesinin yansıtıldığı Meclisin bombalarla vurulduğuna inanamadık önce. Ülkenin Genel Kurmay Başkanının kafasına silah dayanarak darbe bildirisi imzalatılmak istendi. Bu nasıl bir satılmışlık, nasıl bir kişiliksizlik, nasıl bir kimliksizlik, nasıl bir vicdan, nasıl bir ülke ve millet düşmanlığıdır ki; milletin ve bu toprakların güvenliği sağlanması için alınan silahlardan halkın üzerine kurşun yağdırıldı. Boğaz köprüleri kapatıldı. Asker, polis ve sivil halktan onlarca şehit verdik.
Diken üzerinde geçirdik o saatleri. Ülkenin geleceği, ailemiz ve çocuklarımız adına kaygılandık. Ancak sancılı geçen akşamın ardından aydınlık bir sabaha ulaştık sonunda. Halkın iradesi bir kez daha kendisini gösterdi. Ülkenin dört bir yanında farklı siyasi görüşü olan toplumun her kesiminden insanlar bir araya gelerek darbeyi reddetti ve demokrasiye sahip çıktı. Tankların önüne yatan vatandaşlar, askerin kışlaya dönmesi için ikna etme çabaları başarıya ulaştı. O günün sabahında halk demokrasi adına her zaman hatırlanacak bir olaya imza attı.
*********
Bu güzel ülkede içimizde her zaman hainler vardı ve bundan sonra da olacaktır. Oysa geçmişten de ders almak gerekirse, askeri darbe ile demokrasinin gelmeyeceği aşikârdır. Bu tür yöntemleri denemek boşuna. Geleceği yaralamak ve zaman kaybetmekten başka bir sonuç alınması mümkün değildir.
Bundan sonra yapılacaklar belli aslında. Darbeye kalkışanlar bedelini ödeyecektir. Ancak görülmüştür ki; halk ülkenin geleceğinde en büyük karar verendir. Mecliste bulunan siyasi partiler, kısır çekişmelerden uzak durup, demokrasiye sahip çıkan halkın sesi duymalı ve bundan sonra halkın siyasi istikrar konusundaki talebi yerine getirilmelidir.
Çünkü halk bu ülkenin gerçek sahibi, iradesidir.
Çünkü halk demokrasinin kendisidir.
Halka sahip çıkmak, demokrasiye sahip çıkmak demektir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)