Çavuş Ali mi, Ali Çavuş mu?
Coşkun Özbucak

Çavuş Ali mi, Ali Çavuş mu?

Bu içerik 76 kez okundu.
Reklam

Ne demek istiyoruz? Yazıyoruz, konuşuyoruz; koşuyoruz, zıplıyoruz ama ne yaptığımızı, anlattığımızı anlamlaştıramıyoruz ya da anlamıyorlar!

Aynı şeyi söylüyoruz ama bizim söylediğimize karşı çıkılabiliyor! Yani ne söylendiği değil, kimin söylediği önemli! Ağzınızla kuş da tutsanız inandıramıyorsunuz!

Çavuş Ali mi, Ali Çavuş mu tartışması yapıyoruz ve bir türlü anlaşamıyoruz. Çünkü amacımız birbirimizi anlamak değil! Deveye hendek atlatırız ama aynı şeyleri söylesek de anlaşamayız!

Bir konu üzerine tartışırız, konunun içeriğini tartışmayız! Kimin söylediğini araştırırız. Kimin söylediğini bilirsek kararımız kolaylaşır. Çünkü kendi düşüncemize, daha doğrusu kendimize güvenmeyiz!

Destekleriz, karşı çıkarız ama sakın kimse bilmesin isteriz. Çünkü iki taraftan da işimizi yaptırmak için yararlanmak isteriz. Ne şiş yansın, ne kebap!

İkili oynarız, işimiz yolunda gitsin diye ama sırtımız yerden kurtulmaz! Cinlik para etmez, erken ya da geç zararını görürüz!

Kiminle konuşursak, onunla olup diğerlerini kötüleriz. Biz de kim olduğumuzu, neyi savunduğumuzu bilemeyiz; kimliğimizi başkalarının istediğine uygun hale getiririz. Kazanacağımızı sanırız ama aslında başkası oluruz!

Konuşmayız, başkasına ‘konuşsana’ deriz; yazmayız, başkasının yazmasını bekleriz… Ayaklarımız yere basmaz, başkaların direnciden, kararlılığından yararlanmak isteriz ama yeri geldiğinde de en kahraman olduğumuzdan ödün vermeyiz!

O muyuz, bu muyuz belli değildir. ‘Bu halktan adam olmaz’ deriz ama kendimizin halktan saymadığımızın farkına varmayız! Halka üsten bakıp, akıllı geçiniriz!

‘Adamın biri’ ile ‘bir adam’ arasındaki farkı anlamayız. ‘bir’ ve ‘adam’ sözcükleri var diye aynı anlamda olduğunu sanırız! Yorum yapmadan düz mantıkla hareket ederiz!

Yanlış yapabileceğimizi kabul etmeyiz, o kadar emin oluruz ki, inatlıkta üzerimize yoktur. Hatta özür dilemeyi küçüklük sanırız. Böyle sandığımız için de küçüldükçe küçülürüz!

Yani, akıllı olduğumuzu sanır, cahilliğin en büyüğünü yaparız. Dereyi görmeden paçayı sıyırırız; bulanık suya dalıp yürüyerek karşıya geçebileceğimizi sanırız, suya gireriz boylamasına gömülürüz!

İnsanız, yanılırız ama ‘eşeklikten’ vaz geçmeyiz… İnsanlığı ayakaltına alırız, sonra da insanlıktan dem vururuz!

Dünyayı kendi etrafımızda döndüğünü sanırız, oysa başımız dönmüştür, tepetaklak gideriz…

Böyle çıkarcı anlayışın yok edilmesi için hepimize görev düşüyor…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)