Fındık politikası!
Coşkun Özbucak

Fındık politikası!

Bu içerik 68 kez okundu.
Reklam

Fındık politikası tartışmasının ‘fiyat’ üzerinde yoğunlaşması işi çözümsüzleştiriyor. Çünkü fiyat sonuçtur. Bir şey tartışılacaksa nedenlerden başlamak gerekir. O zaman olumlu sonuç çıkar.

Televizyonlar kesintisiz canlı yayın yapıyor, programlar ile tartışmayı yoğunlaştırıyor; gazetelerde değerlendirmeler yer alıyor. Bu kadar konuşma ve yazmalar derlenip incelense ‘çözüm’ bulunur ama yalnızca konuşuluyor, çözüm üretmesi gerekenler duymazlıktan geliyor, bazen kamuoyu baskı nedeniyle ‘gündemimizde’ açıklamalarıyla üreticiler oyalanıp beklentiye sokuluyor.

Fındık fiyatının ‘yükselmesi’ don ve kuraklığa bağlı kaldı! Fındık olmadığında fiyatlar yükselse ne olacak ki… Rekolte tartışmaları zaten yılan hikayesi! Sonuçta sorunu çözmek, üreticinin mağduriyetini gidermeye yönelik politika geliştirilmek istenmiyor.

Hükümetin işe müdahale etmesi için baskılar oluşturuldu. TMO fındık alsın dendi ama Fındık Tarım Kredi Kooperatifleri ‘gerekirse’ fındık alımı konusunda devreye girebileceğini açıkladı. ‘Gerekirse’ ne demek? Beklenen (olması gereken) fiyat nedir, açıklanmadı. Fındık almak için fiyat sınırı nedir? Hiçbir şey belli değil!

Fındıkta dönemlik çözümlerin tartışılması işin temeline inmemek için bahane üretmekten başka bir anlam taşımıyor. Bu yıl (şu an) fındık fiyatı 15 TL olsa ne değişir. Ya gelecek yıl ne olacak? Günlük çözüm değil, kalıcı çözüm üretilmelidir. Ama Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar gereği üreticinin yarasına merhem olacak politikalardan uzak duruluyor.

Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar sonucu fındıkta ‘tekelleşme’ kaçınılmazdır. Üreticiye ‘Fındık 14-15 TL iken neden satmadınız’ diye kızmak işin aslını gizlemeye yarar. Yapılan anlaşmalar nedeniyle izlenen politikanın sonucu, üreticilerin yoksullaşması ve toprakların yerli ve yabancı tekellere geçmesi ile sonuçlanacak. Yani ‘sözleşmeli tarım’ kapıya dayandı.

Şimdi fındık politikası nasıl olmalı? Üretici ‘serbest pazar’ politikalarından nasıl korunacak? Devlet ‘seyirci’ olmayı sürdürecek mi? Devlet, bahçelerin gençleştirilmesi için sorumluluk almayacak mı? Üreticinin emanete fındık bırakmasını önleyecek çözümler üretmeyecek mi? Rekolte ve fındığın maliyeti üzerinden fiyat belirlemesi konusunda yeniden devreye girmeyecek mi? Üreticiler için en önemli araç olan kooperatiflerin kurulmasını sağlayacak önlemler almayacak mı? Üreticilerin fındık için yaptığı harcamalar konusunda ‘tüccara’ teslim olmaması için kredi sorununu çözmeyecek mi?

Sorular çoğaltılabilir. İhracatçının egemen olduğu sistem devam ettiği sürece her yıl üreticiler mağdur olacak. Yani fındık sorununun üreticiler lehine değişmesi için siyasi karar gerekli. Üreticiler de bunu bilerek yarınlarının güvencesi için adım atmalıdır.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)