Acıyı da paylaşabilmek!
Coşkun Özbucak

Acıyı da paylaşabilmek!

Bu içerik 68 kez okundu.
Reklam

Bir çocuğun elindeki yiyeceğini köpekle paylaşması ya da yanından geçen bir başka çocuğa vermesi zaman zaman sosyal paylaşım sitelerinde, gazete ve televizyonlarda güzel hareket olarak gösterilir. Doğal olması gereken bir davranışın ‘örnek’ olarak gösterilmesinin anlamını bir düşünelim!
Paylaşmak, doğal olan değil mi? Komşumuzun, arkadaşımızın bir gereksinimini karşılamak normal bir davranış ama günümüzde bencillik, bireysellik o kadar öne çıktı ki, paylaşmayı ‘çocukça’ bir davranış olarak görmeye başladık.
Oysa toplumsal varlık olan insanın paylaşmaktan başka seçeneği olmamalı. Paylaşmamak yadırganmalı. Atasözlerimiz bile var bireysel çıkarı önemseten. “Gemisini kurtaran kaptandır” sözü bunlardan biri. Kaptan sorumluluğunu bilen bir kişi olarak batacak olan gemisini son ana kadar kurtarmaya çalışır ve gemiyi terk etmez. Kurtarması gereken yolcular, çalışanlar vardır. Ama bu atasözünde böyle bir anlam yok! Gemi, özel çıkardır. Özel çıkarını düşünen, buna göre davranan makbuldür, anlamı var atasözünde. İşler karışınca kendini kurtarmayı başarandır kaptan! Peki, öyle mi olmalı? Kişiler kendini kurtarmaya mı çalışmalı yoksa hep birlikte mi kurtulmanın yolu bulunmalı? Bu soruya verilecek yanıt da paylaşmaya yaklaşımı ortaya koyacaktır.
Paylaşmak denildiğinde hep var olan olumluluğun, mülkün paylaşımı akla gelir. Oysa paylaşılması gereken en önemli olanı unutuyoruz. Acıyı paylaşabiliyor muyuz? Birinin acısını yüreğimizde hissedip karşımızdakinin acısını ‘hafifletebiliyor muyuz’?
Televizyonda izlenen bir trafik kazası sonrası ölenlerin, yararlıların olması durumunda nasıl bir duygu içinde oluyoruz? Bir arkadaşımızın hastalığı karşısında neler hissediyoruz? Var olanı değil, acıyı paylaşabiliyor muyuz?
Sende olanı başkasına vererek paylaşabilirsin. Bu kolay! Ya başkasında olan acıyı, kendi acınız olarak kabullenebiliyor muyuz? Zor olan bu! Elinizde var olanın bir bölümünü başkasına verdiğinizde kaybedeceğiniz bir şey yok ama başkasının acısını aldığınızda kaybedeceğiniz ‘sorunsuz’ yaşam biçiminiz var. Bunu başarabilir miyiz?
Güzellikleri, mutlulukları değil; acıları, kara günleri de paylaşabilmek… Annesini, babasını, kardeşini, eşini, sevgilisi kaybedenin acısını hissedip paylaşabiliyor muyuz?
Bir fotoğraf yer almıştı gazete sayfalarında: Bombalanmış bir yerleşim yerinde yıkıntılar içinde dizleri üzerinde, elleri havada isyan eden kadının çığlığını duyabildik mi, acısına ortak olabildik mi?
Paylaşmak erdemliliktir. Ama acıyı paylaşabilmek büyük insanlıktır. Acılar paylaşıldıkça hafifler, azalır. Acılar paylaşıldıkça ‘bal’ eylenir. Hasan Hüseyin Kormazgil de şiirinde böyle bir yaşamı anlatır:

kanadık toprak olduk ekmeği bol eyledik
çekildik bayrak olduk acıyı bal eyledik
döküldük yaprak olduk sıratı yol eyledik
geldik bugüne geldik bugüne

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)