AYARI BOZUK
Gürsel Yıldırım

AYARI BOZUK

Bu içerik 152 kez okundu.
Reklam

 

    Türk Edebiyatının önemli yazarlarından Ahmet Hamdi Tanpınar sembolist akımın önemli temsilcilerindendir.  Eserlerinde toplumumuzun değişme süreci içindeki durumunu, kişilerden yola çıkarak topluma uzanan anlatımla sergiler. Özellikle yaşadığı dönemdeki Türk halkının kültürel bunalımını ele almıştır.

     Önemli eserlerinden biri olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde “ Şarkla Garp arasında milletçe yaşadığımız tereddüt o kadar ezeli, o kadar trajiktir ki, arada kalıp neticede delirmemek için tek bir çıkış yolu görünür bize; o çıkış da mizahtır, ironidir, inceliktir. Yaşadığımız çelişkiler bir membadır bu manada, bir mizah madenidir…” der. Roman kahramanının tüm çabalarına rağmen Enstitünün kapatılma kararının onaylanmasıyla  roman bir sonuca varmaz. Bozuklukların devam edeceğini gösterir.

     Tanzimat’tan günümüze değin bu bozuklukların halen sürmesi, yaşadığımız ikilem toplumumuzu şaşkına döndürmüştür. Kurtuluş için sarıldığı siyasal yapılar, çelişkiler yumağını daha da büyütmüştür. Halbuki Cumhuriyetle birlikte başlayan çağdaş yönelim, demokratik yaşam, kültürel mirasa ve tarihine sahip çıkma çabası, toplumsal değişimdeki ileri görüşlülük, harf devrimi gibi büyük çıkış, eğitimdeki model bizi çelişkilerden kurtarıp modern bir ulus olmaya yöneltmişti. Türk Devrimi’nin bu büyük atılımı dünya uluslarına da örnek olma bakımından çok önemseniyordu.

     Ne oldu?

     Yaptıkları hataları örtmek, kapıldıkları iktidar hırslarını sürdürmek için ortaya koyulan gerici, geçmişi anımsatan hortlayıcı yapı bir nebze de olsa başarılı olmuştur. Ulus anlayışının yerini ümmetçi, Osmanlıcı, mezhepçi anlayış sahiplenmeye çalışmış, özellikle din inancını kullanarak onulmaz yönelime sürüklenmiştir.

     İşte burada hemen aklımıza Tanpınar’ın romanı geliyor.

     Ama bilinmelidir ki, bu ülkenin kurucu liderine, O’nun temsil ettiği ilerici, modern, bilimsel, çağdaş, laik ve devrimci anlayışa dur demek mümkün değildir. Salyalı ağızlarla O’na saldırmak kişileri yüceltmez, siyasal arenada kişiye farklılık kazandırmaz.

     Herkesin bulunduğu makamın önemini iyi değerlendirip daha iyiye, doğru anlayışa götürmeye sarılması gerekir. Bu Türk insanının birincil görevidir. Yoksa dalalet, ihanet ve garabet çukurunda boğulur kalırsınız. Adınızı kimse hatırlamaz.

     Tarihimizde bu çelişki yumağı içinde çok donu bozuk, tüyü bozuk, kanı bozukları gördük. Hepsinin bozuk göstergeleri toplumun bilinçli yapısı ve kendine sahip çıkma özelliğiyle düzeltildi.

     Son söz de Sn. Diyanet İşleri Başkanı’na; Toplumu ayrıştırıcı ifadelerden vazgeçsin. Atatürk’e hakaret yerine, sahip olduğu makamın O’nun sayesinde var edildiğini anımsasın. Biz ülkesini seven insanlarız. Dini inancımızın çıkarcı çevrelerce kullanılması hoşumuza gitmez. Bunu en iyi ortaya koyacak makamdasınız.

     Ulusumuzun yolu aydınlık olsun. Sevdalarımızla yüreklenip Türkiyemizin eşsizliğiyle gurur duyalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
GÜLYALI SPOR KULÜBÜ YENİDEN!
GÜLYALI SPOR KULÜBÜ YENİDEN!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!