Sarı öküz davası…
Erdoğan Erişen

Sarı öküz davası…

Bu içerik 1919 kez okundu.
Reklam

Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş.

Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış. Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:

"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."

Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz''ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk''u istemişler:

"Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş. Boz Öküz, Benekli Öküz''ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli "Biz" demiş, "Sarı Öküz''ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı…"

…………….

Şimdi size 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonuçlarının hemen ardından yazdığım “Mahşerin 3 atlısı” başlıklı makalemden bir bölüm sunup, yazıma devam edeyim.

“Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi geride kaldı. Genel manada seçimin sonuçları ile ilgili yorumları yaygın basında okuyoruz. Herkes kendince bir değerlendirme içerisinde, kendince başarılı.

Peki ya Ordu genelinde seçimin sonucu nasıl okunmalı? Biz istersek ona biraz bakalım.

Bir kere Ordu’da seçimin tek başarılı ismi Cemal Enginyurt. İyi Parti bölünmesine rağmen, parti içinde hala muhaliflerinin de olmasına karşın partisinden ve Ordu’dan kopmamasının karşılığını bu kez almıştır. 19 yıl sonra ona meclisin kapılarını yeniden açan anahtar da budur. Bu performansın ve fedakarlığın karşılığı budur.

Bir diğeri Dr. Mustafa Adıgüzel’dir. 7 Haziran’da seçildi, 1 Kasım’da kaybetti. Beş ay milletvekilliği yapabildi. Teşkilatların bir bölümü adaylığına karşı çıktı. Genel Merkezde adaylığına karşın kulisler yapıldı. Ama hakkı teslim edildi, ön seçimle geldiği 2. Sıraya tekrar koyuldu ve olağanüstü bir performans ile CHP’nin Ordu’da 2.milletvekili çıkarmasında en önemli katkıyı koydu.

Bir diğeri Metin Gündoğdu. Ordu’nun en fazla görünen milletvekili olduğu için bütün eleştiri toplarını o üstlendi. Diğer adaylara olan bütün tepkilere de o göğüs gerdi. Üstelik Ordu Milletvekili sıfatı ile üstlendiği tüm önemli görevlerden Ordu’ya bir iğne kazandırmayan Sn. Numan Kurtulmuş ve ekibinin özel çabası ile “Ordu 2 milletvekili ancak çıkarır” temennisi ve beklentisi ile mi nedir, Ergün Taşçı 2. Sıraya çıkarıldı, o 3. Sıraya düşürüldü. Buna da alınmadı ve daha çok çalıştı. Ordu ile ilgili hiç geçmişleri olmayan ilk 2 milletvekili sürüklemek de ona düştü.

Diğer milletvekillerine gelince, AK Parti’de; Dr. Şenel Yediyıldız zaten bütün hayatı İstanbul’dadır, politikayı çok iyi bilmediği için de Ordu ve Ordulularla istese de çok ilgilenemeyecektir. Ergün Taşçı’yı bir dönem bitti, var mıydı, yok muydu, zaten bilemedik. Yine öyle olacaktır. Yine herkes Metin Gündoğdu’ya koşacaktır.

CHP’de Seyit Torun zaten Genel Başkan Yardımcısı olduğu için çok ulaşılamayan olacaktır. Orada da herkes Dr. Mustafa Adıgüzel’e koşacaktır.

MHP’de ise tek adres var yine Cemal Enginyurt. Onun da işi ve yükü ağır olacaktır. Geçmişte olduğu gibi her zaman ulaşılan olmak zorundadır.

Dolayısı ile Ordu’nun aslında 3 milletvekili vardır. Metin Gündoğdu, Dr. Mustafa Adıgüzel ve Cemal Enginyurt. Onun için başlığa da ‘mahşerin 3 atlısı’ yazdırmışlardır.

…………………      

Gelelim tekrar sarı öküz hikayesine.

Bir kere Ordu’nun ulaşılabilen 3 milletvekilinden birisini, Cemal Enginyurt’u kaybettik.

Eğer Ordu’dan kendi başkanı olduğu belediye dahil tüm belediyeleri kaybetmesine rağmen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Seyit Torun, CHP’de yeniden söz sahibi olursa, bir de ön seçim yapılmaz ise ikincisini, yani Mustafa Adıgüzel’i de kaybedeceğiz.

AK Parti’de yerelde hiç bir gücü olmamasına rağmen genel politika ile Ordu’ya tek bir çivilik hizmeti olmamış kişiler yine söz sahibi olursa Metin Gündoğdu’yu da yiyecekler.

Sonra size tepeden atamaya, seçtirmeye devam edecekler.

Sadece açılışlarda ve bakanlar geldiğinde göreceksiniz önünüze sunulan vekillerinizi… Telefonlarına ulaşamayacak, ziyaretine gidemeyeceksiniz.

Sarı öküz hikayesi yetmediyse, bir Alman özdeyişi ile yazıya noktayı koyalım:

“Eğer bir Nazi ile aynı masada oturup ona karşı tek laf etmeyen 10 Alman varsa, masada 11 Nazi var demektir…”

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
GÜLYALI SPOR KULÜBÜ YENİDEN!
GÜLYALI SPOR KULÜBÜ YENİDEN!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!