YASON BURNU VE  “ALTIN POST” EFSANESİ (3)
Ayşe Ünal

YASON BURNU VE “ALTIN POST” EFSANESİ (3)

Bu içerik 4594 kez okundu.
Reklam

Yunan mitolojisinin önemli bir öyküsü olan efsane , M.Ö. 8. Yüzyılda yaşadığı varsayılan Homeros’dan beri bilinmekte. “Argonotların Yolculuğu” olarak da anılan  uzun öykünün , üç ayrı  zaman dilimine ait üç ayrı anlatıcısı olmuştur. Antik dönemin ünlü tiyatro yazarı Euripides’ in “Medea” adlı oyunu da bu öykünün bir bölümünü konu alır.

Mitolojiye göre İason/Yason , Yunanistandaki Tesalya bölgesinde bulunan İolkos kenti kralı Aison’un oğludur. Çocukken, babasının üvey kardeşinin İolkos kentini zorbalıkla ele geçirmesi üzerine, öldürüleceğinden korkan yakınları tarafından saraydan kaçırılarak, ormanlarda büyütülür.  Sonra yiğit bir delikanlı olarak üvey amcasının karşısına çıkar ve tahtı geri ister. Amcası, daha önce Kolkhis ‘e(Gürcistan’a) götürüldüğü bilinen ünlü “altın post”u getirmesi koşuluyla babasının tahtını geri vereceğini söyler.  

 İason’un , üvey amcasından babasının tahtını istediği yıllarda Yunanistan’da  daha önce başlayan bir kıtlık dönemi hüküm sürmekteydi.

Yason, bu zorlu sefere katılmaları için Yunanistan’ın en soylu kahramanlarına çağrıda bulunur.  Bir araya gelen 50 kahraman “Argo” adlı gemiyle  İolkos’dan yola çıkar.  (*) . Ege denizi , Marmara denizi ve Karadeniz’in başlangıcında başlarından çok çeşitli olaylar geçer.  En son Karadeniz’e girişte yardım ettikleri yaşlı ve kör bir kral, onlara Kolkhis’e nasıl kolaylıkla ulaşabileceklerini söyler ve uygun duraklarda konaklayarak  Kolkise varırlar.  (Kolkhis , Antik dönemde  bugünkü Gürcistan’ın batısında ve Kafkasların güneyinde kalan bölgeye verilen ad. )   Kolkis kralı  Aetes’in iki kızgın boğa ile koruduğu  altın postun ele geçirilmesi hiç de kolay değildir.   Ama şans argonotlardan yana olur.  Kralın, güzelliği ve  büyücülüğü ile tanınan kızı Medea , İason’u görür görmez aşık olur ve büyü yaparak ona yardım eder. Ne ülkesi ne babası gözünde yoktur. Altın postu alıp birlikte Yunanistan’a dönerler.  Daha sonra  başlarına çeşitli olayların geldiği efsane, başka bir bölümü ile devam eder.  Uzun öykünün Yunanistan’da geçen bölümü halen bizim ilgi alanımız içinde değildir. Ancak efsanede  altından olduğu anlatılan, kurban edilen  bir koça  ait postun gerçeklerle kesiştiği bir noktaya vurgu yapmak gerekir ki  önemlidir:

 Altın Gürcistan’da eskiden pek çok yerde olduğu gibi  daha çok nehirlerden  elde ediliyordu.  Yükseklerdan inen bazı nehirler, geçtikleri havzalarda bulunan altın rezervlerinden kopmuş zerrecikleri de taşıyorlardı. Altın arayıcıları bunların yoğun olarak toplandıkları kavisleri bilir, nehrin iki kıyısı arasına uygun bir noktaya dört ucundan iplerle gerdikleri koyun postunu bu iş için kullanırlardı. Tüylü yanı nehrin akış yönüne getirilen koyun postlarının uzun ve sık tüyleri arasına sıkışan altın tozları, post kurutulunca silkelenerek bir kaba boşaltılırdı.

 

(*)   Önceki yazımda  Argonotların yolculuğunun yanlışlıkla Atina’dan başladığını yazmışım. İolkos, ,Atina’nın daha kuzeyinde Tesalya bölgesinde yer alan bir liman kentidir. Yason ve arkadaşlarının yola çıktığı yer olarak çoğu kaynaklarda adı geçer. Okurlardan özür dilerim.

Efsanede altın postun korunduğu ve alındığı yer olarak adı geçen Kolkis’de de daha sonra Miletoslular bir koloni oluşturmuşlardır. Kotyora’dan sonra kurulduğu sanılan Kolkis’den  altın, tarım ürünleri ve  gemi yapım malzemeleri  sağladıklarını belirtir kaynaklar. 

Sonuçta  tüm Karadeniz kıyılarının M. Ö. 8. Yüzyıldan itibaren  maden, orman ve tarım ürünleri gibi zengin kaynaklara sahip olduğu , Yunanistan’dan gelen gemiciler tarafından öğrenilmişti, biliniyordu.  Bu nedenle  ülkelerinde bulamadıkları, kendilerine yetmeyen  ürünleri  sağlamak için girişimlerde bulundular.  Ege denizinin uzağına sefer yapabilen gemiler inşa edince dümeni daha uzağa daha doğuya çevirdiler. Gidebildikleri kıyılardaki malzemelerden biri, dayanıklı gemi yapımı için kerestesinden yararlanabilecekleri , ülkelerinde olmayan ağaçlardı.  Yani koloni kurdukları yerlerin yararlı kaynaklarını sömürerek daha uzaklara gidebildiler ve ülkelerine daha çok zenginlik kattılar.

Kıyılarımızda koloni kentleri kurulduğunda yerli halk, daha güvenli buldukları denizden uzak ve yüksek alanlarda yaşıyorlardı. Ürettikleri el sanatı ve yetiştirdikleri tarım ürünlerini arada bir bu kentlerin yakınında pazarlar kurarak onlara satıyorlar ya da başka ürünlerle takas ediyorlardı.

Merkezinde Yason’la arkadaşlarının ve uzun emeklerle  yapılmış argo gemisinin olduğu ”Altın Post” efsanesi, aslında bize Karadeniz kıyılarının doğal zenginliğini de anlatmaktadır. Yason başkanlığındaki 50 kişilik Argonotlar kafilesinin de koloni kentleri  kurulmasına temel teşkil edecek  zengin kaynakların  keşfi için  gönderilen öncü kuvvetler olduğunu söyleyebiliriz.

Peki biz doğal kaynaklarımızın, yer altı zenginliğimizin , coğrafi güzelliklerimizin ne zaman farkına varıp salt halkımız için , bizden sonraki kuşaklar için korumamız ve değerlendirmemiz gerektiğini ne zaman anlayabileceğiz ? Tükettikten sonra mı ?

Romantik yanları da olan bu uzun mitolojik öykü,  komşularımızla bugün iyi ilişkiler içinde olmamızın, turizm alanında kazanım sağlamamızın vesilesi olabilir. Olmalı da aslında. Ama Yason burnunu ve iki yanındaki  muhteşem kıyıyı tahrip ederek değil.  Yabancı altın arayıcılarına güzelim ormanlarımızı çorak araziler haline getirilmek üzere teslim ederek değil. Doğal çimlerin , kumsalların ortasından yollar geçirerek değil. ..

Var olanı koruyarak, tanıtarak…Tek bir yaşlı ağaca bile saygı duyup, onlarla onurlanarak…

(*) Önceki yazımda Argonotların yolculuğunun  Atina’dan başladığını yazmışım. Okurlardan özür dilerim.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!
Vali Sonel, bu kez de Çambaşı'nı paylaştı
Vali Sonel, bu kez de Çambaşı'nı paylaştı