MAHMUT BEY
Ali Öztürk

MAHMUT BEY

Bu içerik 494 kez okundu.
Reklam

Emekliliği yaklaşmış, eski memuriyet alışkanlıkları hala devam eden tipik bir devlet memuruydu Mahmut Bey…

Memuriyete başladığı yıllarda kolalı gömlek giyip, kollarına da siyah kolluk taktığını anlatırdı zaman zaman…

Yazışmalarında olduğu gibi konuşmalarında da  pek  çoğumuzun anlayamadığı Arapça-Farsa karışımı Osmanlıca kelimeleri kullanırdı hep… Bununla  övünür,  kelime haznesinin ne kadar geniş olduğunu ispatlamaya çalışırdı…Örneğin; ‘bundan böyle’ yerine ‘badema’ demeyi yeğlerdi hep yazışmalarında…

Bir gün  kuruma tam giriyordum ki  kapıda kendisiyle karşılaştım. Kurum dışında  bir yere gitmek üzereydi galiba…  Selam verip  nereye gittiğini sorduğumda, “Hilal-i  Ahmere kadar gidiyorum” demişti bana…

Önce anlamamıştım. Ancak daha sonra anladım  ki  Ankara’nın merkezi yeri olan Kızılay’a gidiyordu Mahmut Bey…

Cumhuriyetçiydi Mahmut Bey… Ayni zamanda dindardı da… Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün görüşlerine çok değer verirdi. Bu yüzden  zaman zaman  kurumdaki hurafelere inanan bağnazlarla tartıştığı da  olurdu.Bilhassa da yardımcı hizmet kadrolarında çalışan bağnaz odacı ve dağıtıcılarla olurdu dini konulardaki tartışmaları… Onlar, çoğu kez sorduğu sorulara yanıt veremediklerinden adeta bir şeyh gibi  gördükleri, kurum personelinden orta okulu dışarıdan bitirmiş kişiye  yakınmışlardı bu durumu, “Bu Mahmut Bey bize çok zor sorular soruyor, yanıtlamakta zorlanıyoruz” diye…Hoca deyip şeyh bildikleri  o kişi  umursamazcasına;

-“Boş verin takmayın kafanıza”dedi, “Peygamber Efendimiz zamanında da varmış böyle münafıklar, Müslümanları zor durumda bırakmak için onlara  buna benzer zor sorular sorarlarmış…”

Hocanın bu sözleri rahatlatmıştı onları ne de olsa…Ancak ne var ki, Mahmut Bey de o günden sonra Münafık Mahmut olarak anılmaya başlamıştı, bu bağnazlar tarafından…

Kul hakkına, bilhassa da kamu hakkına son derecede saygılı olmaya çalışırdı Mahmut Bey…

Bu konuda öylesine aşırı bir anlayışı vardı ki,  birlikte çalıştığımız günlerde, bir yılsonuydu, bütün memurlar gibi biz de,  yıl boyunca yaptığımız alışverişler karşılığı aldığımız fişleri, tek tek “Vergi İadesi Zarflarına” yazarak birer liste oluşturmuştuk.  Tabi ki bu fişler arasında, eş ve dosttan  temin ettiklerimiz de vardı.

İşte  bu fişlere takmıştı bu defa da Mahmut Bey:

Başkalarının  alışveriş  fişlerini vergi iadesinde  kullanmak dinen haramdır.diye  bir kıtır attı ortaya...

-Yapmayın Mahmut Bey, bu fişler başkasının da olsa, devletimiz bunlardan dolayı ortalama %20 Gelir Vergisi, ayrıca da KDV elde ediyor. Bizlere ise % 7 civarında bir iade yapıyor. Bu fişleri veren kişiler, yapmış oldukları alışverişlerinde fiş almasalar devletin zararı olacak; hem de bir toplam sınırı da bu fişlerin var, bunun neresi haram ?” dedikse de nafile…

Mahmut Bey bildiğinden şaşmıyordu bir türlü…Sonunda bu konuyu, Cuma Günleri vaaz vermek  için kurumumuz Genel Müdürlüğümüzün mescidine gelen,  Nihat Hatipoğlu’na  danışacağını söyledi.

Cuma günü geldiğinde, daha ziyade kurumumuzdaki yardımcı hizmet personeli, dört  gözle  Nihat Hocanı yolunu beklerlerdi  

Nihat Hoca namazdan önce kürsüde vaaz ederken;  cemaatten bazıları, daha ziyade de kurumdaki hizmetliler  aklına takılan soruları küçük bir kağıda yazıp cevaplaması için uzatırlardı ona ki, bunların çoğu da abdesti, namazı, orucu neleri bozabileceğinden başka da bir şey değildi…

Bir devlet kurumunda esas sorulması gerekenler; üst makamlara atananların, liyakat yerine siyasi görüşleri dikkate alınarak atanmalarının, hasta olmadan rapor almanın dinimizde doğru olup olmadığını gibi sorular, nedense hiç sorulmazdı

Mahmut Bey ise  o günkü Cuma  namazından önce, vergi iadesi ile ilgili iddiasını  küçük bir kağıda yazıp kürsüde vaaz vermekte olan Nihat Hocaya  uzattı.Nihat Hoca,  önce kendine uzatılan kağıda, sonra da Mahmut Beye bakıp, kağıdı bir kenara koydu. Ancak, diğer soruları cevaplarken Mahmut Beyin sorusuna ise hiç değinmedi bile…Herhalde böyle bir  soru, ona göre de  pek anlamsızdı…

Namazdan çıktığımızda,  bu soruyu cevaplamaya, Nihat Hocanın da  bilgisinin yeterli olmadığını iddia eden Mahmut Bey, gelecek haftaki Cuma Namazı için kurumumuzun biraz  yakınındaki   camiye giderek bunu bir de oradaki hocaya soracağını söylüyordu.

Tam o günlerde ise Müslim Hoca ile Fadime’nin basıldıkları, gazete sayfalarında büyük puntolarla yayınlanıyor, ülkemiz baştanbaşa bu skandalla çalkalanıyordu.

Mahmut Beyin o hafta  Cuma Namazı için gittiği camiinin hocasına bu konuyu sorup sormadığını bilmiyorduk ama biz kendisinde bir mizanseni hazırlayıp:

Mahmut Bey bu hafta sen yoktun ama, senin sorunu Hocamız cevapladı…

 

Dediğimizde  merakla “ Ya !.. Ne dedi ki ?” diye sorunca da ben başladım sözde Hocamızın  verdiği, aslında benim uydurduğum manzum cevabı elimdeki kağıttan okumaya:

Geçen hafta bana biri   bir kağıt verdi

Aldım okudum ki, vergi iadesiydi derdi

Diyordu ki, “vergi iadesi yararlanan  kişi,

Kullanırsa başkasından aldığı fişi;

Günaha girer mi, acep ne olur öbür tarafta işi ?”

Allah Allah dedim bu da nerden çıktı şimdi,

Bu kağıdı veren de kim ki?

Bu kağıdı  o gün bana veren,

Şimdi  dinle beni ey muhterem!

Sualine  cevap verem

Yok mu senin başka işin?

Tasasına düştün fişin

Her gün neler oluyor şu koskoca şehirde

Etrafına bak şöyle, kafanı bir çevir de

Bir fişin de günahı mı olurmuş ki,

Müslim Hocanın Fadime’yi, gıdıkladığı devirde!

Diyeceğim,  günümüzde öylesine yolsuzluklar, cinsel sapıklıklar, yalanlar, iftiralar gırla giderken TV'lerde dini vaaz veren hocalara öylesine sorular soruluyor ki şaşmamak mümkün değil…Geçtiğimiz Ramazan ayındabir bayan Nihat Hoca’ya, uzaya giden astronotların nasıl abdest alacaklarını bile soruyordu…

En son, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, kuran kursları binasında bir tuğlası olanı cennette evinin olacağını müjdeledi…

Bu demek ki, cennette de TOKİ var. Kuran kursuna tuğlanın ise ne büyük rantı varmış meğer…

Üç  yıl  kadar önce Aydın’da vefat ettiğini duyduğum Mahmut Beyi bu vesileyle bir kez daha anarken Yüce Allah’tan kendilerine  sonsuz rahmet dilerim. Mekanı Cennet olsun!.

           

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!