Ekoloji ve tarım
Coşkun Özbucak

Ekoloji ve tarım

Bu içerik 270 kez okundu.
Reklam

            Ülkenin dört bir tarafında çevre-ekoloji mücadelesi veren dernek ve platformların oluşturduğu Ekoloji Birliği yaşam alanları ve doğa için mücadele ederken üretici köylünün örgütü Tüm Köy Sen de üreticini emeği ve ürünü için mücadele ediyor. Bu iki örgüt Amasya’nın Merzifon ilçesinde birlikte yaptıkları “tarım ve çevre kurultayı” ile birlikte mücadelenin örülmesi anlamında önemli bir adım attılar.

            İki kesimin birbirlerine gereksinimleri var. Maden ve enerji işletmeleri ormanları, tarım arazilerini yok ediyor. Dereleri, kaynak sularını zehirliyor. Bu sorunu yaşayan köydeki mücadeleye ekoloji mücadelesi de dense, üreticiler tarım arazilerine sahip çıkıyor da dense mücadele aynı demektir. Ekoloji dernek ve platformların verdiği mücadele üretici köylüler için verilen mücadele olmaktadır. Yani Ekoloji Birliği ile Tüm Köy Sen kardeş kuruluşlardır.

             Dereler HES’lerle 49 yıllığın kontrol altına alınıyor. Börtü böcek zarar görüyor. Yaban yaşam bozuluyor. Su kaynakları özelleştirilerek paralı hale getiriliyor.

            Ormanlar kesiliyor. Taş ocakları ile su kaynakları kuruyor, heyelanlar oluyor. Ordu Fatsa ilçesinde siyanürle altın ayrıştırması yapan şirket, suları zehirledi. Sebzeler çürüdü; fındık olumsuz etkilendi. Kestane ormanları ve fındık bahçeleri kesildi.

            Aydın’da jeotermal elektrik santrallere karşı mücadele eden üretici köylüler tarım alanlarının kirlenmesi, ürünlerinin zarar görmesi nedeniyle ayakta. Gece gündüz çadırlarda nöbet tutuyorlar. Bu insanların verdiği mücadele hem ekoloji hem de tarım için değil mi?

            Şehirlerde betonlaşmaya, denizlerin balık çiftlikleriyle kirletilmesine, deniz dolgusuna karşı verilen mücadeleler de bir bütün. Bugün en çok tartışılan,  ülkenin önemli konularından biri olan Kanal İstanbul, ekolojik dengelerin altüst edilmesi yanında tarım arazilerinin yok edilmesi nedeniyle de ortak bir noktada birleşilmesini dayatıyor.

            Ege’de, Akdeniz’de; Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta, Urfa’da, Manisa’da durum farklı değil.

            Eskişehir’de Alpu Ovası’nda kömürlü termik santral yapma girişimi oldu. Şehirli köylü ayaklandı. Havanın kirletilmesine, ovanın tarım arazisi olmaktan çıkarılmasına tepki gösterdi. Alpu Ovası yok ediliyor.

            Sinop’ta nükleer santral için 650 binden fazla ağaç kesildi. Ormanlar yalnızca ağaçların bir arada olması değildir. Yaban yaşamından iklimin şekillenmesine kadar etkisi olan en önemli kaynağımızdır.

            Samsun’da Çarşamba Ovası sanayi bölgesi yapılmak isteniyor. Çarşambalı üretici köylüler tarım yapamaz hale getiriliyor. Çarşamba’da yapılmak istenen Biyokütle enerji santraline karşı mücadele yalnızca ekoloji platformlarının, derneklerinin işi değil. Tüm üretici köylüler de karşı çıkması gerekiyor. Dolayısıyla bu sorun Tüm Köy Sen’in de sorunudur.

            Bu tür örnekler çoğaltılabilir. Üretici köylüler, emeklerinin, ürünlerinin karşılığını alamıyor. Maliyet fiyatları yükselirken ürünlerini değerinde satamıyor. Üreticiler serbest piyasa denilen vahşi kapitalist pazarda yoksullaşırken maden işletmeleri, taş ocağı, HES, RES, JES, nükleer ve termik santraller gibi çalışmalarla tarım arazileri kirletilmekte, yok edilmektedir.

           

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!