HeyelanBaşı Mahallesi
Mehmet C. Savaşkan

HeyelanBaşı Mahallesi

Bu içerik 582 kez okundu.
Reklam

Ordu’nun kadim sorunu heyelan, bir defa daha kendisini gösterdi.

Sarsılmaz ve dayanıklı görünen; yıllardır sarp haliyle duran ve Taşbaşı Mahallemize ismini veren kayalıkta geçtiğimiz hafta büyük bir göçük yaşandı. İnsanlar göçük altında kalmaktan son anda kendilerini kurtarabildiler, heyelanın üzerindeki yerleşimler de korku içinde beklemekteler.

Teknik olarak açıklayalım ki, atmosfere açık kayalık alanlar zamanla yağmur, rutubet, rüzgar, don ve Doğu Karadeniz’e özgü, her dem yeşil bitki örtüsü marifeti ile çatlar. Zamanla çatlaklar kayalığın içlerine doğru ilerler. Çatlak derinleştikçe içine daha fazla su-toprak-kök vs. dolmaya başlar. Kayalık bir peynir gibi ince ince kesilir. Neticede de kopup gelir.

Siz bu kayalığa, “bir şey olmaz” anlayışı ile bir de üstten şehirleşme yükünü de eklerseniz; durum tahmin edilemez boyutta büyür ve hızlanır.

 Taşbaşı’nda yaşadığımız heyelanın sebebi bunlardır.

Gelelim çözüme; uzmanların incelemeleri neticesinde bu alan boyunca alttan ve yüzeyden tedbirler alınacak.  Kayalık kısımların atmosfere teması azaltılacak ve temelden kademeli olarak istinat yapıları ile sağlamlaştırılacak. Ancak üstte bugüne kadar kontrolsüzce izin verilen yapılaşma kaldırılabilecek mi? Bu bir soru işareti. Benim şahsi tahminim, Taşbaşı’ndaki binaların bulunduğu kısım bir gün yola ininceye kadar orada yaşama izin verilecektir.  

Ordu için depremin öncelikli bir risk olmadığını, asıl riskin heyelan ve seller olduğunu defalarca yazdık. Çarpık yapılaşmanın bölgemizdeki heyelanları tetiklediğini, dere yataklarına çizilen imar planlarının da sel felaketlerine davetiye çıkarttığını örnekleri ile anlattık.  Ne yazık ki bu konuda hiçbir kurumdan hatırı sayılır bir bilinçlikte adım atılmamakta; göçen yerler üstün körü tamir edilmekte ya da sel basan alanlar temizlenmektedir. Ortada bir can kaybı olursa, konudan alakasız birisi ya da ölen kişi sorumlu tutulmaktadır. Dere yataklarını, tepeleri bayırları şehirleştirenler, yamaçlara istinatsız yollar açanlar, ya da buna izin verenler sorumlu olmamaktadırlar.

Özetle, Heyelanlar doğal afet değil, insan eliyle bozulan doğanın yeni dengesini bulma arayışıdır. Ki doğa dengesini ararken kimseye sormamaktadır, kendi bildiğini okumaktadır.

Şehrimiz de bilinçsiz yapılaşmanın kurbanı olarak doğal afetlere maruz kalmakta, gerilemekte ve de fakirleşmeye devam etmektedir. Hasta artık tedaviye yanıt vermiyor diyebiliriz. Ancak, top yekün bir kentsel dönüşüm yapılmadıkça, günlük makyajlarla yaşatılamaya çalışacak gibi duruyor.  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!