Advert
DİL
Gürsel Yıldırım

DİL

Bu içerik 1663 kez okundu.
Reklam

 

     Aydın-Cahil ikilemi hep tartışılır. Genellikle “Okuma yazma bilmeyenlere” cahil deriz. Halbuki nice okur yazar ol(a)mayan kişiler varki nice prof.ları cebinden çıkarır.

     Şimdi “Aydın kim” diye soralım.

     Bence aydın, kendi dilince düşünmeyen, dilini doğru kullanmayan, dilini geliştirmeyen kişidir. Aynı zamanda aydın, karşısında konuşurken dil yanlışı yapmamamız gerektiğini düşündüğümüz kişidir de.

     Aşağıdaki öykü bir alıntıdır ama konumuza denk düştüğünden yazmak istedim. “Güzel ve Çirkin arkadaş olmuşlar. Bir gün Çirkin Güzel’e demişki, hadi denize girelim, birlikte yüzelim. Olur demiş Güzel. Önce Güzel soyunmuş, mavi sulara kendini atmış. Sonra Çirkin soyunup girmiş. Biraz sonra Çirkin denizden çıkmış. Güzel’in giysilerini giyinip uzaklaşmış. Denizden çıkan Güzel bir bakmış ki giysileri yok. Çırılçıplak kalamaz ya..O da Çirkin’in giysilerini giymiş… İşte o günden beri güzel ile Çirkin, doğru ile yanlış hep karıştırılır olmuş.”

     Aynı dil meselesinde olduğu gibi. Kendini aydın sanıp ta öz dilini kullan(a)mayan, dilinin inceliklerini bilmeyen, kendini başka dillerle ifade etmeye çalışan öyle güzel giysiler giymiş çirkinler var ki, topluma yukarıdan bakmayı yüce davranış eylemişler. Kendilerinin kusurunu görmemiş olacaklar ki, çocuklarımıza da, örneğin Arapça öğretmeye kalkıştılar. Hatta geçmişte Arapça ve Farsça’nın etkisiyle oluşmuş Osmanlıca’yı baş tacı olarak sunmaya uğraşıyorlar. Bunlar geçmişte Anadolu halkının kullandığı Türkçe’ye “Lisan-ı Avam” yakıştırmasında da bulundular.

     Türk dilleri konusunda araştırma yapan Macar yazar Dezsü Kostolanyi “Siz dilini çabuk unutan, sözcüklerinden kolay vazgeçen bir ulussunuz” diyerek bizi tanımlamaktadır. Hani, yalan da değil. Dilimize sokuşturulmuş “Türkçe değil mi, uydur uydur söyle” diye bir yakıştırmaca da var. Halbuki dilimiz sözcüklerinin kökü, üretilişi, dil özellikleri bakımından dünya dillerinden asla aşağı değil, üstünlüğü bile vardır. Uygarlıkta geride kaldığımız için üretilen araç veya maddelere ad vermede dilimiz sözcük üretimi yapamadı. Gelişen teknoloji dili de yönlendirmektedir. Onun için ülkeye çağ atlatamayan zihniyet eski dil üzerinde ısrar etmektedir. Halbuki büyük Atatürk’ün yaptığı Dil Devrimi ile kendimizi ifadede, kültürümüzü ortaya çıkarmada binlerce yıllık mesafe aldık. Okur yazar sayımız arttı. Kendi dilimizde yazılan eserleri okuyarak daha aydın, daha anlaşılır kişiler olduk. Dilimiz sayesinde toplumdaki kast ayrılıklarını yıktık.

     Şimdilerde Dil Devrimi’ne karşı duruştaki siyasetçilerimize bakın. Dilleri bile değişik. Anlamakta zorlanıyoruz. Dil yapıları bozuk olduğu için hırçın şekilde konuşuyorlar. Çünkü kendilerini “Lisan-ı avam” dedikleri halkın diliyle ifade edemiyorlar. O lisan-ı avam ki, dilinde tat var. Dilinde güzellik, sadelik var. Türkü dili, güzel söz söyleme dili.

     Son yıllardaki sıkıntılarımızı atlatmak için “Vatandaş Türkçe konuş” diyorum. Türkçemize sıkı sıkı sarılalım ki, birbirimize de daha yakın olalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"SAĞLIK MÜDÜRÜ NE İŞ YAPIYOR?"
ŞEHRİMİZ ORDU KİTABI
ŞEHRİMİZ ORDU KİTABI