TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİ
Gürsel Yıldırım

TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİ

Bu içerik 1503 kez okundu.
Reklam

 

 

     Bakınız, Anayasa’mızın 24. Maddesi ne diyor; “Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”

     Şimdi, ortalıkta gezinen din bezirganlarına soruyorum; Güzelin dinimizi kendi çıkarlarınıza alet ederek ne hale getirdiğinizi, insanlarımızı küstürdüğünüzü ve kuşkulu hale getirdiğinizi hiç düşünüyor musunuz?

    Yanıt, elbette “Hayır” olacak ve kem küm ederek yorumlar yapacaklar. Unutulmasınki, Türkiye’de herkes Müslüman olmak zorunda değildir. Bu ülkede vatandaşlar kendi özgür iradelerini kullanarak istedikleri inancı seçerler. Elbette yaşadığımız tarih içinde İslam’ı seçerek inancımızı çoğunlukla belirttik. Ama bu inancı, siyasi bir sisteme referans yapmadık. Arapların fetih ve yağma ekonomisinin sona ermesinden sonra ayrışmaya başlayan, gittikçe mezheplere bölünen, Kuran’ı unutup Kutsal Kitap adına başka vaazlarla dönüşen İslam dinini, atalarımız olan Selçuklular ve Osmanlılar ellerinden geldiğince hayatta tutmaya çalıştılar. Ama diğer Arap ülkeleri gibi Osmanlılar da yıkılıştan kurtulamadılar. Ne mutlu ki bu toprakların kadim halkı, yaşadıklarını unutmadan ülkesine sahip çıkarak Türkiye                           

Cumhuriyeti’ni kurdu ve ayağa kalktı. Laik cumhuriyet temelleri içinde dilini ve dinini ayırım yapmadan, her inanca saygı göstererek korudu. Gerçek inanç sahiplerini gönendirdi.

     Ancak son günlerde yaşadığımız bazı olaylar var ki, insanı gelecek için kaygılandırıyor. Geçen haftalarda yaşanan “ Dünya Arapça Günü”, Arap kültür emperyalizminin bir oyunu olarak sergilendi. İstiklal Marşı Arapça okundu. Mehdi, Deccal gelecek gibi kerametlerde bulunanlar da oldu…

     Bunlara yanıtım,  Sn. Hilmi Ziya Ülken’in “Anadolu Kültürü ve Türk Kimliği Üzerine” adlı kitabından alıntı yaparak açıklık getirmekle olacaktır. “ Türk milleti şu halde, etnik bakımından Orta Asya Turani kavimlerinden biri olan Oğuz kavmine, vatan bakımından tarihi bir teşekkül olan Anadolu ve bir kısım Rumeli’ye, din bakımından İslamiyet’e, medeniyet bakımından modern milletler medeniyetine bağlı olan,; fakat bu unsurları yan yana getirmeye lüzum olmayacak surette, bin seneden fazla bir zamanda onların kaynaşmasından, bir vatan üzerinde kültür birliğinin kurulmasından doğmuştur. Bu kaynaşma, bu birlik memleketin her tarafında açıktan açığa kendini gösterdiği halde, Tanzimat ruhu ve başka Turani kavimlere mensup olanlar, Türk milletinin teşekkül etme seyrini bilmeyen, onu yadırgayanlar ve bu memlekette daima gerçekten uzak şeyler düşünmüşler ve imkansız hayaller teklif etmişlerdir. Mesela zannetmişlerdir ki, Türk milleti eski ırk köklerinden ayrılmakla, yeni bir vatan ve yeni bir kültür kurmakla şahsiyetini kaybetmiştir. Böyle bir iddia Fransız, İngiliz milletlei için ne kadar yersizse, Türk milleti için de o kadar yersiz ve yanlıştır.” (Syf.412)

     Bilime, tarihe, ulusunun geçmişine saygı duymayanlara ithaf olunur.

yildirim.gursel@gmail.com

13 Ocak 2020 /ORDU

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
GÜLYALI SPOR KULÜBÜ YENİDEN!
GÜLYALI SPOR KULÜBÜ YENİDEN!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!
KIZLARDAN ÇİFTE ŞAMPİYONLUK!