Dünden Bugüne Eğitimde Uygulama Arayışları
Cevat Yıldırım

Dünden Bugüne Eğitimde Uygulama Arayışları

Bu içerik 388 kez okundu.
Reklam

 

Eğitim bir milletin çöküşüne karşı var olma savaşıdır. Sosyal problemlerin çözüm simgesidir. Hülasa kalkınmanın anahtarı, geleceğimizin kurtuluşudur.

İşte bu nedenle Atatürk, Cumhuriyet'in kurulduğu tarihten itibaren kalkınmanın ve bağımsızlığımızın temelinin eğitim olduğunun farkındalığını yaşar. Çünkü ülke savaştan yeni çıkmış, ortada para yok. Toplumu eğitecek öğretmen yok. Altyapıyı teşkil eden bina yok.

Atatürk bu problemlerin çözümü için uzman kişilerle bir araya gelir. Uzun araştırma ve incelemeler yaptırılır. Neticede, Atatürk, bu çalışmaların 3 ay içinde sonuçlanması talimatı verir. Kurulan komisyon titiz bir çalışma içerisine girer. Sonuçta çarenin yeni harf inkılabı olacağı sonucuna varılır. Bu nedenle 1928 yılında yeni harf inkılabı mecliste kabul edilir. Kanunun kabulünden sonra yurdun dört bucağına vatandaşların okur yazar yapılabilmesi için millet mektepleri açılır. Kadın erkek okuma seferberliği başlatılır. 1937'ye kadar bu hususta büyük aşamalar kaydedilir.

Ancak bu çalışmalarla eğitim problemlerinin çözülemeyeceği kanaatine varılır. Çünkü çocuklarımızın eğitimi nasıl sağlanacak? Öğretmen ihtiyacı nasıl karşılanacak? Bu hususta mecliste uzun uzun tartışmalar yapılır. 1940 tarihinde Köy Enstitüleri kanunun çıkarılmasıyla bu konuya son nokta konur. Anılan okuldan mezun olan öğretmenler, yurdun dört bucağında görevlerine başlarlar. Onların vefalı çalışmaları köylerimize ışık olur. Daha sonra büyüyerek güneş olur. Ancak bu gelişmeler toprak ağalarını rahatsız eder. Ayrıca eğitimdeki bu hamleler emperyalist ülkelerin dikkatini çeker. Bu nedenle eğitim bahanesiyle Türkiye'deki okullara eğitim gönüllüleri adı altında öğretmenler gönderilir. Daha sonraki yıllarda anlaşılıyor ki, anılan öğretmenlerin istihbaratçı olarak görevlendirildiği ortaya çıkar. Şöyle bir düşünelim; o tarihte yaşananların aynısı bugün yaşanmıyor mu? Bugünkü tarikat örgütlerinin başındakilerin arkasında batılı istihbarat örgütlerinin bulunduğu bilinmiyor mu?

Neticede eğitim gönüllülerinin gizli çalışmaları sonuç verir. 1950 yılında Köy Enstitüleri kapatılır. Sebep nedir? Köy Enstitüsü öğretmenler, Türkiye'yi komünist yapacakmış. Çünkü kız ve erkek öğrenciler aynı sınıfta neden okutuluyormuş! Peki şehirlerdeki ortaokul ve liselerde okuyan çocuklar komünist olmuyor mu?

Daha sonraki yıllarda köylerde okullar açılmaya başlar. Bu seferde gavur okulu diye kız çocuklarını okula göndermeme problemleriyle karşılaşılır. Kanuna göre devamı zorunlu kız çocuklarına cezalar uygulamaya konulunca öğretmenleri dövme, yollarını kesme, tehdit etme yollarına başvurulur. Öldürülen öğretmenler olur.

İşte 80 yıllık bir eğitim durumumuza bakınız. Cumhurbaşkanımız Rusya ile dostluk kuruyor. Komünist olmuyoruz. Ama... çocuklarımız kendi okulunda okuyunca komünist oluyoruz. Gülünç değil mi? Ama gerçek, işte bu uygulamalardan dersler çıkarıp ibret almalıyız. Eğitim arayışları 2019 yılına kadar devam etti. Değişik uygulamalardan şöyle bir sonuç çıktı; 2 milyon 650 bin kişi imtihana giriyor, bu öğrencilerden ancak 650 bin kişi 120 sorudan ancak % 15'ini yapabiliyor.

Bu sonuç, eğitimde uygulanan sistemin iflas ettiğinin bir göstergesidir. Bu nedenle bakanımızın yeni arayışlarda başarılı sonuçlar almasını candan diliyoruz. Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, ülkemiz ve çocuklarımız adına çok işimiz var çok! Ne olur kısır tartışmaları bırakalım. Ülkemize ne yakışıyorsa onu yapalım. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!