KAHVEHANE-İ SÜNNETİ
Gürsel Yıldırım

KAHVEHANE-İ SÜNNETİ

Bu içerik 593 kez okundu.
Reklam

  İran’da bazı oturma yerlerinin adı Kahvehane-i Sünneti’dir. İç mekanındaki durumuna bakarsak; köşe başına oturmuş bir falcı var. Oturuyorsun, istediğini yiyip içiyorsun. İstediğin müziği de yapabiliyorsun, yani her türlü etnik müziğe de açık. Kadın erkek beraber oturabiliyorlar.

Ayrtellah’larla yönetilen İran’a bakın; bir de bizim Cafe'lerimize, kahvelerimize! Gürültü, patırtı ve istihbaratçı dolu. Şöyle oturup iki söz etmek, şiirden, sanattan, ülkenin hal-i melalinden konuşmak mümkün değil.

     Zaten okuma kültürünü kaybettik. Her ne kadar TV’lere kabahat buluyorsak ta, çocuğunun elinden tutup kütüphaneye, kitapçıya, bir yazarın imza gününe, herhangi bir sanat etkinliğine götüren babayı mumla arayarak bulabiliriz.

     Yeme kültürümüz ise Allah’a kalmış durumda; önümüze ne gelirse onu yutuyoruz. Halbuki bu ülkenin zengin bir mutfağı var. Bu mutfağın hayatımıza renk katmasını istemek hakkımız. Ağız tadını unutunca yaşamaya da sarılmak kolay olmuyor.

     İyi giyinmek ölçüsünü de kaybettik. Erkeklerimiz pasaklılık konusunda birbirleriyle yarışıyor. İlla marka giyinmekle olmuyor. Temiz giyinmek, ütülü gömlek ve pantolonla dışarıda görünmek önemli; ancak hiç önemsediğimiz yok. Halbuki kadınlarımız daha özenli ve erkeklerden daha temiz, güzel, düzenli giyiniyorlar. Kırsal kesimde bile kadınlarımız erkeklerinden daha özenli.

     Ben kişinin giydiği ayakkabıya dikkatle bakarım. Giysinin albenisini gösteren ayakkabıdır. Eskiden beri söylenir; bizim köyümüzdekiler pazara girerken, kent dışında ayakkabılarını siler, temizlermiş. Esnaf ayakkabıya bakıp “Bu adam şu köylü” diye söyler, itibar edermiş. Çocuklara giydirilen çarpık ayakkabılar, hele genç kızlarımızın yüksek topuklu ayakkabılarla perişan halde yürümeleri üzüntü verici olduğu kadar sağlıklarını da bozmaktadır.

     Bu konularda gençlerimiz çok özensiz. Pasaklı giyinme konusunda yarış ediyorlar. Tıraşsız yüzlerle dolaşmaları, temizliğe önem vermemeleri, yolda sallapati yürüyüşlerine dikkat etmemeleri çok dikkat çekici. Kendine dikkat eden gençleri görünce çok memnun oluyorum ve seviniyorum. Unutmayalım; toplum önce kılık ve kıyafete bakar, söz ve sohbetine göre değer verir.

     Elinde kitapla yürüyen, kahvede kitap söyleyişi yapan bir genç görünce yanına varıp kutlayasım geliyor.

     Her yerde, her şehirde oturabilirsiniz. Ancak kentli olmak, önce kendine bakmakla başlar, çevreye saygıyla sürer. Söylediklerim kentli olmanın önemli bir yanıdır.

     Öyleyse kentli olmayı hak etmeliyiz.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!