DUT AĞACI
Gürsel Yıldırım

DUT AĞACI

Bu içerik 166 kez okundu.
Reklam

     Tam harman olacak yerdi. Ama Hasan Ağa yer evinin düz çatısını elediği toprakla belemiş, bacayı yükselterek öküzlerin düşmesini önlemiş ve yıllar yılı harmanını orada yapmıştı. Tüm köylünün “Tam harman yeri” diyerek tanımladığı evin önünü asla düşünmemişti. Ev ile çardak arasındaki yerin tam ortasına diktiği dut ağacına daha sonraki yıllarda üzüm asmasını sardırmış, beraber büyümelerini izlemiş, onların gölgeliğine sıraladığı oturmalıklarla komşularını hoş sohbetlerle ağırlamıştı.

Çok çilingir masaları kurulmuş, çok evliliklerin ilk söz kesmeleri gerek erkekler, gerekse kadınlar tarafından bu gölgelikle kararlaştırılmıştı. Gelin adaylarının, doğuracak gelinlerin binbir edayla bu gölgelikte arkadaşlarına çalım atmaları hep burada olmuştu. Bırakın bunları, köyün dargınlarının barıştırıldığı; kavgalı karı kocaların sarmaş dolaş geri gönderildiği yer elbette burasıydı.

     Ben bunları Dedelle’den duymuştum. Aslında geçmişi ve Hasan Ağa ile hanımı Gelin Bacı’yı pek bilmezdim. Fırsatını bulunca dinliyordum ama sanki benden saklanan ya da köyde giz olarak koruyucu bir melek tarafından anlatılması engellenen bir şey vardı; çözemiyordum.

     Sonunda, köyün alt başında oturan Külü Bibi’nin dilini çözüverdim. Bir gün beni yanına çağırdı ve anlattı. Hasan Ağa’nın çocukları olmuyordu. Gelin Bacı kardeşi Külü Bibi’yi ikna etmiş, kendisine bir çocuk doğurmasını ve doğumdan sonra hemen vermesini istemiş. Külü Bibi ses çıkarmamış; doğum günü gelmiş. Köyün tüm kadınları dut ağacının çevresinde toplanıvermiş. Dut ağacı daha yeni boy atıyor. Hasan Ağa’nın dileğini dinleye dinleye büyüyor. Köyün Çakır ebesi çocuğu almış, ağacın dibinde bekleyen Gelin Bacı’ya götürmüş. Gelin Bacı yepyeni giysilerini giymiş bekliyor. Bebeği almış, giysisinin üst aralığından sarkıtmış, karın hizasında biraz bekletmiş, etek uçlarına doğru getirdikten sonra ayaklarından tutarak, yeni doğum yapar gibi ortaya çıkarmış. Bütün kadınlar sevinçten türküler söylemeye başlamış. Hazırlanmış patiska çarşafa sarılarak Hasan Ağa’ya gösterilmiş.

     Böylece onlar da çocuk sahibi olmuşlar.

     Külü Bibi o günden sonra dut ağacının gölgeliğine hiç oturmamış. Sadece oğlan askere giderken bahçe fıraktısının yanına gelmiş, oraya çökmüş, seyretmiş.

     Hasan Ağa bu olay sonrası dut ağacının dibine üzüm asmasını dikmiş. Artık beraber büyümeye, Hasan Ağa’nın iki gözü gibi bakılmaya başlanmış.

     Gelin Bacı üzüm asmasının taze yapraklarını ve üzüm salkımlarını tüm köye bol bol dağıtıyormuş. Toplanan dutun kurusundan yemeyen kalmamış.

     Bu öyküyü öğrendikten sonra doğru Hasan Ağa’nın yanına gittim. Akşamım kızıl bulutları Manahos tepesinin ardındaki gökyüzüne yayılmıştı. El işaretiyle yerimi gösterdi. Çilingir masasının yanına çöktüm.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ALTINORDU İÇİN VARSA YOKSA LADİK!
ALTINORDU İÇİN VARSA YOKSA LADİK!
KADIN FUTBOLCULAR 9 KASIM'DA SAHADA
KADIN FUTBOLCULAR 9 KASIM'DA SAHADA