Cengiz Çol… Namı diğer “Deve Cengiz”
Yavuz Kalyoncu

Cengiz Çol… Namı diğer “Deve Cengiz”

Bu içerik 596 kez okundu.
Reklam

                  Bayadı Kurul Mahallesinde Çol oğullarından Vergi dairesinden emekli yirmi üç köyün vergi işlemlerini takip ve tahsil eden Tahsildar Ahmet Cemal Çol’un dört oğlundan biri Cengiz Çol. 1951 doğumlu. Annesi Hatice Hanım.(Yunus Bahri-Enis-Cengiz-Erol) Elmalık mahallesinde ki evlerine yakın olan Güzel Ordu ilkokulunda mahalle arkadaşlarıyla birlikte; Rahmi Odabaş’ın babası Hamdi Odabaş’ın sınıfında Turgay ve Arif Güney, Turan Şimşek gibi arkadaşlarıyla birlikte, okul bahçesinde spor faaliyetleriyle tanıştı. Akranlarına göre uzun boylu olduğu için büyüklerle olan müsabakalarda da oyuna katılıyordu.

Merkez Ortaokuluna geçince futbolun yanı sıra basketbola ilgi duydu. Samsunlu Erol Yükselen isimli bir Türkçe öğretmeni basketbol takımını çalıştırıyordu.

 

Okul basketbol takımının değişmez elemanıydı. İsmet Gürsoy-Cengiz Çol ve Engin Nazlı.

Kendisinden iki yaş büyük abisi Enis iyi futbolcuydu. Orduspor’da da bir dönem futbol oynadı sonra İstanbul’a gitti. Abisi ile mahalle maçlarında Güneşspor’da bazen o da futbol oynuyordu. Bundan sonrasını ve futbolla tanışmasını Cengiz abiye anlattırdım.

“Merkez Ortaokulu basketbol sahasında yaz turnuvaları sırasında sol haf olarak futbol oynarken 1966 devre arasında kafasında fötr şapka olan takım elbiseli kısa boylu kilolu bir adam ‘Gel buraya, gel buraya seni Ordu genç karmasına aldım. Bir numaralı adamımsın’ Dedi. Ordu genç karmasında antrenmanlara çıktım. Ayni günlerde Soyaspor’dan da teklif geldi. Ordu karması ile İskenderun’a gittik. Sol haf oynuyordum. Ali Aydoğan takım kaptanımızdı. Ali Ataoğlu bize Yüz beş lira harçlık vermişti. Kafilede Ahmet Karlıbel ve Fahri Çelebi de vardı. Çarşı izninde İskenderun’da askerlik yapan abimi görmüşler. Aldığım paranın yetmiş lirasını abime verdim iyi paraydı.

 

1967 Ortaokul son sınıfta Soyaspor’da amatör olarak futbola başladım. Yusuf Yurdakul, Fikri Tefil, Kel Adem, Ali-Salih Aydoğan, Ali Rıza Özel gibi iyi futbolcular vardı ve antrenörümüz Şevket Görez’di. İlk sene sol haf ve sol bek olarak oynadım. Hatta 19 Eylül’de oynadığımız bir maçta orta sahadan kaleci Reşat’a efsane bir golüm de vardır.  Top üst direğin içine çarpıp kaleye girdi. İkinci senemde kaleye geçtim. Samsun’a grup maçlarına gittik. Çolak Sebahattin’in takımı olan Samsun Demirspor’la final oynadık. Kalecimiz hoğuzum Ali’ydi Çolak Sebahattin frikikten çatala taktı. Elendik.

 

Ordu Lisesi: Erdoğan Çinel-Cengiz Çol-Aydın Yıldırım-Yavuz Katırcıoğlu- ? –Rahmi Odabaş-Edip Bacınoğlu.Oturanlar: Alano Erdoğan- Rıfat Güler(Kabak)-Ömer-Ömer Özel-Tabanca Bülent-?

 

 

Deve Cengiz lakabı

              Liseye geçmiştim.  Okul müdürümüz ilkokul öğretmenim Hamdi Odabaş’ın oğlu Rahmi Odabaş’tı. Beden Eğitim öğretmenim Erdoğan Çinel’le birlikte beni Lise takımına aldılar. İl birincisi olup Gurup maçlarına oradan da gurup birincisi olup Mersin’e Türkiye şampiyonasına gittik. Okul aile birliği başkanı Hasan Erzurumluoğlu’ydu.

Uzun boyum ve basketbol geçmişim sıçrayıp top almalarım bana avantaj katıyordu. On sekiz içine çok hâkimdim. Akhisar civarında bir yerden otobüsle geçerken yolun sağ tarafında bir futbol sahası var. Saha bomboş. İki kale direği var, bir kalenin önünde tam penaltı noktasında bir deve tam kale önünde duruyor. Rahmetli müdürümüz Rahmi Şahin Odabaş, şoförümüz Erdoğan Akman’a seslendi. Otobüsü durdurdu. ‘Herkes sağ tarafa baksın’ dedi. ‘Cengiz gel şu kaleye devenin yanına geç bir fotoğraf çektirelim’ dedi. Ben kızdım otobüsten inmedim. Deve lakabı üzerime yapıştı. Şimdi olsa gülerek gider katılır, hocamı kırmazdım. Yıllar sonra karşılaştığımızda elini öperek bu olaydan bahsetmiştim.

 

        Türkiye ikincisi Ordu Lisesi futbol takımı.

Ordu Lisesi futbol takımı gerçekten çok kalite bir takımdı finalde Yıldırım Beyazıt Lisesine hakem oyunlarıyla yenildik. Akdeniz kulüplerinin hepsinden hemen herkes transfer teklifi aldık. Rahmi bey bizi İdarecilerden kaçırdı. O kadro Ordu’ya dönünce Ordu sporla idmanlara çıkmaya başlamıştık.

 

Kaleci nasıl oldum

Soyaspor’da ikinci senemdi. Yaz tatilinde stadın arkasında çift kale maç yaptıktan sonra terli olarak Orduspor’lu Laz Ahmet’in kardeşi Ersan’la bisikletlere binerek rıhtıma denize gittik yine bisikletle geri geldik. Sulu zatürre oldum. Rahmetli babamın yakın arkadaşı Dr. Cevdet Yeşiltepe sayesinde hastalığı yendim ama ciğerlerim eskisi gibi değildi. Antrenmanlarda uzun mesafeli koşularda bile yoruluyordum. Kovboy Telat’ a ‘Hocam ben artık koşamıyorum’ Deyince basketbol geçmişimi de iyi bildiği için ’Gel seni kaleye koyalım, basketbol oynarken seni izledim, koca basketbol topunu kontrol ediyor, tutuyor, sıçrıyor atıyorsun’ Dedi ve kalecilik dönemim başladı.

Kural ve pozisyon çalışmasından sonra, Soya’da ikinci senemde kalede çok iyi maçlar çıkarttım yine şampiyon olduk. Yine Samsun’a gittik Samsun Demirspor’u 3-2 yeniyorduk. Dayı Fevzi diye meşhur bir futbolcuları vardı. Futbolu bıraktığı halde bizim maç için geri dönmüş. (Beşiktaş’a giden Mustafa Kefeli’nin abisi)Santraf oynuyordu maçta tokat atmaya başladı. Hakemler görmezden geliyordu. Tribünden biri atladı sahaya daldı Dayı Fevzi’ye bir dayak attı, maç durdu. Sahaya atlayan büyük abisiymiş. Maçı 3-2 kazandık. Grubu geçtik Trabzon’a gittik. Trabzon’da grup geçmek ne mümkün seyirci baskısı hakemler derken elendik. Sonra Esnafspor’a geçtim. Orada da şampiyonluk yaşadım.

Esnafspor

Esnafspor’da lig şampiyonu olduk. Grup maçında Bulancakspor’a 2-1 yenildik. İkinci maç Ordu’daydı 1-0 öndeyiz. Bir gol iki gol sayılmıyor. Maç uzatmaya gitti hakem Erdoğdu Diyadin. Uzatmanın ilk dakikaları 2-0 öne geçtik. Bulancak’ta oynayan Ordulu Yusuf Ziya, Göbek Metin’e kasti bir tekme attı. Saha karıştı. Hakem maçı tehir etti.

 

 

       Türkiye’nin en uzun boylu kalecisi.

Samsun’da kaleciliğim çok beğenildiği için Samsun’dan transfer teklifi almıştım. Ankaragüçlü Adil’le birlikte Türkiye’nin en uzun boylu kalecisiydim. Ayni boyda Rus milli takımının kalecisi Yasin vardı. Rahmetli Yüksel Çol beni Samsun’a götürdü. Matasyonda buluştuk. Yılmaz Ulusoy kulüp başkanı, imza atıp mukavele için her şey konuşuldu. O günün parası Yüz yirmi beş bin liraya anlaştık. 1 Temmuz’u bekliyoruz. Bir hafta misafir olduk. 30  Ağustos’ta futbol federasyonu Bulancak maçının sonucunu ve cezaları açıkladı. Ben, Arif, Turgay, Güven tüm takım dokuz ay ceza aldık. Bulancaklılar da on dört ay ceza aldılar. Samsunspor yetkilileri üzüldüler ama ben daha çok üzülmüştüm. Yılmaz Ulusoy, ‘bunun hesabını veremeyiz’ dedi ve transfer olayımız gerçekleşmedi. Benim yerime Sivasspor’dan Erdoğan’ı aldılar. Ben de Tamer Güney’in çağrısı üzerine Orduspor kampına katıldım.

Sezon başı antrenmanlarına başladım. Esnafspor’dan beş altı arkadaşımla birlikte. (Vakıflar Bankası üstünde)Atalay otelindeki kampta rahmetli Güven Önüt’le ayni odada kaldım. Kalede Sürat abi ve Ekrem takımın kalecileriydi bana ihtiyaç duymadılar. Serbest bıraktılar. Cezam da bitmişti.

 

            Sivasspor günleri

Sivasspor’dan benimle anlaşmaya geldiler. Kabul ettim. Hem futbol oynayıp hem de Köy hizmetlerinde memur olarak çalışıp artı maaş alacaktım. Sivas’ta rahmetli Bülent Eken hocamızdı. Fenerbahçe’den kendi takıma aldığı Rasim’i çok tutuyordu en formda olduğum dönemlerde bile önceleri beni kaleye koymadı. Sivasspor, Adana Demirspor’la şampiyonluğa oynuyordu. Fatih Terim’in Adana Demirspor’dan Galatasaray’a gittiği sene. Son iki maç biz lideriz olaylı bir Karşıyaka maçı ile şampiyonluğu kaçırdık. İki sene daha Sivas’da kaldım halk beni çok seviyordu. Üçüncü senenin sonunda Tokatspor’a transfer oldum.

 

Tokatspor’da Kabak Rıfat ve Ömer’le birlikte.

                  1974. Tokatspor’da üç maç oynadım asker kaçağı olarak beni yakaladılar. Sivas valisi güvence verdi. Ordu’ya döndüm sinüsümü alıp İzmir Narlıdere’ye askere gittim. Acemi birliğinden sonra dağıtımım Cumhurbaşkanlığı muhafız alayına çıktı. Muhafızgücü’ne geldim. 1974-75. Bölük futbol takımının kaleciliğini yaptım. Askerlik sonrası Ordu’ya dönüp Sosyal Güvenlik Kurumu’nda memuriyete başladım. Evlendim bir kızım, bir oğlum oldu.”

 

                  Dünya tatlısı, hoş sohbet Cengiz Abi ile iki saate yakın konuştuk. Haddimi aşarak samimiyetine güvenerek herkesin merak ettiği birkaç soru sordum. “Cengiz abi haf oyunculuğumu zor kalecilik mi?” Dedim;

“Kalecilik çok nankör bir mevkii kurtardığın zaman iyisin yediğin zaman hainsin, haf oynadığında adamı kaçırırsın sağdan soldan devreye giren bir başka arkadaşının pozisyonu kurtarma şansı var.”

İkinci soruda biraz zorlandım, “Abi haddimi aşarak soruyorum.  Yüz kilonun üzerinde, bir doksan ikilik boyunla istesen astığı astık kavgacı bir adam olurdun. Ama biliyorum ki tam tersi uzlaşmacı bir yapıdasın. Ters durumlarla karşılaştığında da ayni sakinliğini koruyabiliyor musun?” Dedim.

Güldü ve şöyle devam etti;

“Yavuz kötülükten kim ne bulmuş ben bütün tanıdıklarımla iyi geçinirim. Ters durumlarda şaka ile karışık terslenince karşıdaki zaten alttan alıyor. Kaba kuvvetle kazanacağım olmaz olsun. Ben böyleyim yaratılanı severim, yaratandan ötürü.”

Emeklilikte sevdikleriyle birlikte huzurlu mutlu günler dileyerek, güler yüzlü dünya tatlısı dev adama teşekkür ettim. Ayrıldım. Şansı bahtı açık olsun.

 

    

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ordulu 4 hakem aynı maçta!
Ordulu 4 hakem aynı maçta!
Fatsa Belediyespor maç yapmayacak!
Fatsa Belediyespor maç yapmayacak!