Kent konseyi ve demokrasi
Coşkun Özbucak

Kent konseyi ve demokrasi

Bu içerik 821 kez okundu.
Reklam

         Belediyeler seçimden sonra en geç üç ay içinde kent konseylerini oluşturmalı ama Ordu’da bir iki ilçe dışında kent konseyini oluşturan yok. Ordu Büyükşehir Belediyesi de Kent Konseyi Genel Kurulu’nu 20 Ağustos 2019 Cumartesi günü toplayabildi.

         Kent konseylerinde birbirine benzemez, hatta cepheden karşıt partiler, sendikalar, dernekler de bulunuyor. Fakat yerelin sorunları ve yaşanabilir bir şehir için yapılabilecekler tartışılacağından anlaşılamayan konular belki de bir elin parmaklarını geçmez. Ortak aklın öne çıkmasını sağlamak çok kolay.

         Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, genel kurulda kapsayıcı ve olumlu bir konuşma yaptı. Ancak divan başkanının tutumu genel kurulun havasının 180 derece değiştirdi.

         Genel kurulda sanki inadına ortak aklın oluşmaması için çaba harcandı. “Ben yaptım, oldu” mantığıyla usuller hiçe sayıldı. Yarım saatte bitebilecek genel kurul, üç saate yakın devam etti. Buna genel kurul hazırlığı yapanlar ile divan başkanı zemin oluşturdu.

         Genel kuruldaki usulsüzlükleri şöyle özetleyeyim:

         Kurum ve kuruluşlardan delegelerinin adları yazı gönderilerek istenmeliydi, yapılmadı. Mesajla davet yapıldı.

Genel kurul hazirun listesinde isimler yazılı ama kurum ve kuruluş adı yok. Kim hangi kurum ve kuruluştan katılıyor, kaçar kişi gelmiş belli değil. Bazı kurumlardan iki, bazılarından bir temsilci çağrılmış. Bunun ayrımı nasıl olmuş, belli değil. Oysa birer delege olması gerekiyor.

Haziruna sonradan isteyen adını yazarak delege oldu. Böyle olmaz. Delegelik hakkı olup yazılmamış olanlar, divana başvurarak kendilerini ekletebilirler.

Bunlar olması zorunlu kurallar. Usul yönünden genel kurul bu eksikliklerin giderilmesi için başka bir güne ertelenmeliydi. Bu konuda verilen önerge, divan başkanı tarafından işleme konulmadı, hatta önergeyi okumadı. Tercihinin böyle olduğunu söyledi. Kıyamet o zaman koptu. Divan başkanı, genel kurulu kurallara göre yönetmek ve kolaylaştırıcı olma görevini, karar verici olarak değiştirdi. Genel kurulu hiçe sayarak toplantının gerginleşmesine neden oldu.

Tartışmalardaki üslup ve demokratik işleyişe uymayan tavırları geçerek diğer usulsüzlüklere değineyim:

Başkan ve yürütme kuruluna adaylar belli ama yalnızca bir liste okundu. Otuz kişi. Yürütme kurulu on beş kişi olacakmış. Yönetmelikte en az yedi kişi olur deniyor. Yürümenin on beş kişi olacağına kim karar verdi? Oysa genel kurulda sayı konusunda önerge verilir sayıyı genel kurul belirler. Sayıyı listeyi hazırlayan kendine göre belirlemiş.

Aday olanların aday olmak istediklerini belirten divana imzalı dilekçeleri olmadı.

Otuz kişi aday oldu ama oylama yapılmadı. Bu otuz kişinin hangilerinin asil, hangilerinin yedek olduğunu kim belirleyecek? Listeyi yapan mı belirleyecek yoksa?

Yönetim listesinde salonda olmayan, il dışında olanlar da aday yapıldığı gibi adayların bir kurum –kuruluş temsilcisi olup olmadığı da belli değil.

Adaylar hakkında olumlu-olumsuz görüş bildirme hakkım yok. Bu ayrı bir konu. Adayların bazılarına delege olsam ben de oy verirdim.

Bu usulsüzlükler sonucu zincirleme kaza yaşadık. Yani genel kurul iptal edilmesi gerekirdi, olmadı. Genel kurul sonuçta bazı adayların da içine sinmedi.

Doğrusu, eksiklikler giderilerek genel kurulun yenilenmesi.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ENGELSİZLER ORDUSU GALİBİYETE KİLİTLENDİ
ENGELSİZLER ORDUSU GALİBİYETE KİLİTLENDİ
AYDIN HOCAYA VEFASIZLIK!
AYDIN HOCAYA VEFASIZLIK!