KARADENİZ'DE HAYASIZ İSTİLA
Mehmet C. Savaşkan

KARADENİZ'DE HAYASIZ İSTİLA

Bu içerik 176 kez okundu.
Reklam

“Binalar mavi gökle bağdaşmıyor. Yerle ne kadar barışık derseniz denizlerin doldurulmuş kısmına bina dikmek çok mu akıllıca? İstanbul’da yer tükendi. İzmir’e de el attılar. Şimdi de Karadeniz kıyılarına tırmanıyorlar. Allah bu aziz vatanı bu hayâsız istiladan korusun!”

Tarihçi İlber Ortaylı, 5 Mayıs 2019 tarihli köşe yazısında(*), Ordu'daki imar talanını işlemiş. Yazıda Ordunun Kiraz limanında denizin içine kondurulan devasa bloklardan bahsediyor. Yukarıdaki paragraf ile de yazısını bitiriyor.Kimine göre gurur; kimine göre utanç abideleri o binalar ve diğerleri... Gurur diyorum, çünkü yerel basında ilgili inşaatın ilerleme safları, sanki bir tünel, bir havaalanı veya bir hastane inşaatıymış gibi kademe kademe Ordululara haber ediliyor.

Elbette ilkyağmaveya tek örnek değil bu.Şehrin pek çok noktası “kişiyeveya kuruma özel” düzenlemeleri görmekteyiz.Burada kamu-özel-yerel yönetim ayrımı da yok. Deniz doldurulur otopark yapılır; göl kurutulur plaza yapılır;nefes bile almanın zorlaştığı çarşı içine oteller, AVM’ler kondurulur;ağaçlar kesilir, “-lüğü, -liği ile biten binalar dikilir; yeşillik olsun diye beton saksılara manolyalar konulur; yerler renkli betonlarla sıvanır ve tabii, kat üstüne kat çıkılır. Vergisini veren, kanuna nizama uyan vatandaş hariç; mührü eline alan istediğini yapabilmektedir denilebilir mi?Varın siz bunu cevaplandırın, biz yorum yapmayalım.

Yüksek kat yapımına karşı değilim. Hatta Ordu gibi dağınık bir coğrafyada yüksek katlara izin verilmesinden yanagörüşüm var. Herkese yüksek kat izni verilmesi ve hatta şehrin buna göre şekillendirilmesi elzem duruyor. Yüksek katla da yatay şehirleşme mümkün. Daha çok yeşil saha, daha geniş caddeler, kaldırımlar, sosyal alanlar yüksek katlı düzenlemelerle de yapılabilir. Yüksek katlı şehirleşmede tarihi dokusu olan alanlara dokunulmaz ve tamir edilebilirse buralar cazibe merkezi haline de getirebilir. Yani yüksek kat bir 'öcü' değil, Ordu gibi arsa fakiri şehirler için kaçınılmaz bir planlama şeklidir. Tarımın betonlaşma baskısından kurtulması da yine yüksek katlı düzenlemelerle mümkündür.

Yüksek kat ile yatay mimari yapılabilir. Nasıl mı;

Altyapı aktarımı, ulaşım, araç ve yaya yoğunluğu gibi konularda mevcut kesitler yeterli değil. 3-4 katlı sisteme göre kurulu plan, günümüz şartlarına hizmet veremiyor. Örneğin, şehrin ana trafik arterlerinin bir kısmı trafiğe kapatıldı, yayalaştırıldı.Hafta sonları kalabalıktan insanlar birbirini ezecek hale geliyor.Şehirciliği artık var olan ölçeklerle sürdüremediğimiz ortada.

Şehrin tarihi olmayan ama artık eskimiş alanlarının derlenip toplandığı ada bazlıyeni bir planlamaya gidilmeli. Var olan ve artık çıkmaz sokaklar yumağı haline gelmiş alanlarda dönüşüme gidilmeli.Şuan tarım arazisi niteliğindeki alanlara da imar götürülmemeli.

Nitelikli konut ve iş yeri talebi, çarşı içi diye tabir edilen alanda giderilmedikçe, Ordunun denize yakın yerlerinde özel kişilere özel imar uygulamaları her dönem yaşanacaktır. Bunu önlemenin yolu da bahsettiğimiz şekilde kentsel dönüşüme gidilmesidir. İlber Hoca’nın bile etkilendiği bu kişiye özel çarpık düzen ilerledikçe şehirlerimiz çirkinliğe sürüklenmeye son hızla devam edecek.(*) http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/49unda-olmeseydi-41203769

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YENİ ORDUSPOR'DA İPLER KOPTU
YENİ ORDUSPOR'DA İPLER KOPTU
MESUDİYESPOR, YENİ SEZONU İPLE ÇEKİYOR
MESUDİYESPOR, YENİ SEZONU İPLE ÇEKİYOR