istanbul escort
 “ATEŞ”
Coşkun Özbucak

“ATEŞ”

Bu içerik 57 kez okundu.
Reklam

            Romanlar, öyküler yaşamdan kesitleri kapsıyor. Yazarın kendine göre kurgusu, kullandığı dil sizi olayların içine sokar. Birebir yaşatır size anlattıklarını.

            Tarih kitaplarının sayfalarını çevirirsiniz karşınıza silah ve asker sayısı, işgal edilen ya da kurtarılan yerlerin adları, savaş sonunda yapılan antlaşmaları; kazanan, kaybedenleri öğrenirsiniz ama roman ve öykülerde duyguları; sevgiyi, nefreti; gelgitleri en yakınızdaki bir tanıdığınızın duygularımış gibi hissedersiniz.

            Siperde elinde silah olduğu halde ölümle yüzleşmesinin duygularını anlarsınız. Sevdiklerinden uzakta, savaşın anlamsızlığını sordulatır kimi zaman. Okuduğum “Ateş” adlı kitapta da böyle bir özellik bulunuyor. Birnci Emperyalist Savaş sırasında cephedeki askerlerin günlük yaşamlarını, çektikleri sıkıntıları; tanımadıkları “düşman askerlere” nedenve nasıl kurşun sıktıklarını birebir veriyor.

            Fransız yazar Henri Barbusse’nin yazdığı Ateş adlı kitabı Türkçeye Suat Derviş çevirmiş. KOR yayınlarından çıkan kitap için Nazım Hikmet şunları söylüyor: “Henri Barbusse’nin Ateş’ini okumayan bir işçinin, emekçinin ve hakiki aydının kafası bir parça yarımdı. Ve bu kitabı çevirerek kütüphanesine sokmayan bir dil, insan kafası ve yüreğinin en büyük değerlerinden birinden mahrum kalmış demektir.

            Bence bugün Henri Barbusse için yapılacak ilk iş Ateş’in Türkçeye çevrilmesi olmalıdır.”

            Nazım Hikmet’in şanslı gördüğü kişilerden biri oldum, çünkü kitabı okudum. Askerlerin yaşadıkları sıkıntılar yanında hayallerini, ailelerini merak edeşlerini; ilişkilerindeki basitlikleri doğallığıyla verirken bombaların köyleri, şehirleri; ormanları, dereleri yok edişini sanki oradaymışsınız gibi gözlerimizin önüne serişi sırasında sorumluluları sorgulatması da önemli yer tutuyor.

            Her savaş yıkım ama Birinci ve İkinci Dünya Savaşları bir başka yıkım olmuştu. Ve bu kitap bu yıkımları, askerlerin duygularıyla birlikte ortaya koymasıyla BARIŞA da hizmet ediyor.

            Kitapta askerlerin yazdıkları mektuplarla birlikte ailelerin askerlere yazdığı mektuplara da yer veriliyor. Cephe dışından asker çocuklarını, eşlerini merak edenlerin duygularını da görebiliyoruz. Hem de mektubu kendimiz yazmış gibi.

            Yani savaşlardan yola çıkarak yazılan öykü ve romanlarda da seçici olmak gerekir. Askerlere, savaş mağdurlarına dışarıdan özellikler vererek yazılanlar değil, askerlerin ve mağdur olanların yüreklerini okurlara açan kitaplar okunmalı. “Ateş” de bunların başında geliyor.

            Savaş romanı, farklı halkları, ulusları düşmanlaştıran olmamalı, Ateş buna özen göstermiş. Savaşlar olur, biter; uluslar, halklar varlığını sürdürür. Düşmanlıklar süreklileştirilemez.  Kitapta birbiriyle savaşan askerlerin dilinden düşmanlığı geliştirici bir sözcük çıkmıyor. Yazar, düşmanlaştıcı dil kullanmayarak (barış sözcüğünü kullanmadan) dünyada barış içinde yaşamanın da çağrısını yapmış.

            “Ateş” okunması gereken kitaplardan biri.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ENGELSİZLER ORDUSU'NDA HEDEF TUTTU
ENGELSİZLER ORDUSU'NDA HEDEF TUTTU
BU BAŞARI KARATAŞ VE EKİBİNİN!
BU BAŞARI KARATAŞ VE EKİBİNİN!