istanbul escort
Keyfi yerinde olanlar da var
Coşkun Özbucak

Keyfi yerinde olanlar da var

Bu içerik 135 kez okundu.
Reklam

        Sabahattin Ali’nin kitaplarında “telif hakkı” kalktı ve yayınevleri yarışa girdi. Kitapların günümüz diline uyarlanması başarıldı mı bilmiyorum ama yayınevleri “en ucuza satma” yarışı da yapıyor bu ara.

         Ben bu konuda seçiciyim. Ucuzluğundan çok aslının korunarak yayımlanmış olmasına dikkat ediyorum. Tüm kitaplarını okudum ama kitaplığımda bulunması gerektiğinden eksikliklerimi tamamladım. KOR yayınları öykülerinden bir bölüm seçmiş ve günümüze uyarlayarak yayımlamış. Okuduğum öykülerden bazılarında dikkat çeken ve yeniden vurgulanması gereken konular var ve bunlar hakkında yazmaya başladım.

         “Bahtiyar köpek” öyküsünün girişinde “Hep acılardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? ... Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?”  diye soranlara yanıtı da var. “Olmaz mı…” diyor ve öyküsüne başlıyor.

         Bir ailenin köpeğinden söz eder. En küçük bir sızlanmasında battaniyeye sarılarak veterinere götürüldüğünü, çiftleşmek istediğinde en lüks mahalleden uygun bir eş bulma çabalarını anlatır. Yani derdi olmayan mutlu bir  “ Bahtiyar köpek” anlatılır. Yani dertten, mutsuzluktan değil, keyfi yerinde olanları anlatır. Anlayana…

         Yazmak kimin göre zor, kimine göre kolay. Suya sabuna dokunmadan yazabilirsiniz. Çiçekten, böcekte de bahsedebilirsiniz ama yok edilişlerini, varlıklarını tehdit eden şartlardan, girişimlerden söz etmediğiniz zaman iş kolay. Çiçeklerin güzelliği, gönlü hoş edişini kim yadsıyabilir, kim yaşamımız için gerekliliğini önemsemez.  Derede balıkların yüzüşünü seyretmek güzel de iki yüz metre yukarıda yapılmak istenen HES konusunda sessiz kalmak nasıl oluyor?

         İşte yazmalar arasında fark var. Selvi boylu, nokta dudaklı sevgiliden de söz edebilirsiniz ama onun evinde çocuklarını doyurabilmek için çırpınışlarını görmeyebilirsiniz. Bu da “yazmaktır” kabul edilirse.

         Reklamlarını gördüğünüz bir makyaj malzemesini üreten fabrikanın önünden geçerken “duygulanırsınız” belki. Belki, kendinizi aynanın karşısında görürsünüz ama bir “yazan” o fabrikanın önünden geçerken içeriyi görür ve kadın-erkek işçilerin ne tür sıkıntı içinde olduklarını, hayallerini görür ve yazar.

         Bakmak – görmek, anlamak- duyumsamak kişiden kişiye değişir. Bakıp yazabilirsiniz ama görerek yazanla karşılaştırıldığında suya sabuna dokunmamayı hemen anlayabilirsiniz.

          Eline kalem alan (Artık klavye var) yazabilir. Yazmak da gerekiyor. Duygu ve düşüncemizi, gözlemlerimizi dile getirmek, hele yazarak bunu yapmak en önemlisi. Söz uçar, gider. Kalıcı olan yazıdır.

         “Yazan” bir sorumluluk altında olmalı vicdani olarak. Kendine, ailesine, komşusuna, halkına karşı. Günlük çıkar için ülkenin, halkın geleceğine en küçük bir zarar verme hakkı yoktur.

         Dertleri, sıkıntıları; yoksulluğu, açlığı görmeden yazanlar de var. Var da onlara “yazan” değil, görmezden gelen denir ancak.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ENGELSİZLER ORDUSU'NDA HEDEF TUTTU
ENGELSİZLER ORDUSU'NDA HEDEF TUTTU
BU BAŞARI KARATAŞ VE EKİBİNİN!
BU BAŞARI KARATAŞ VE EKİBİNİN!