Ne yazayım?
Coşkun Özbucak

Ne yazayım?

Bu içerik 571 kez okundu.
Reklam

         Yazmak, bir gereksinim. Yazılanı okumak da. Kim, ne yazacak? Okumak isteyenler hangilerini okuyacak? Yazanla okuyanın buluşması işte bu sorulara verilecek yanıtta gizli.

         Yazan için gündem o kadar zengin ki, “özel günler” enflasyonu yanında günlük yaşamda da çeşitlilik oldukça fazla, konu sıkıntısı olmuyor. Hatta hangisini yazmak gerekir diye seçici de olmak zorunda kalınıyor.

         Bir arkadaşımla konuşurken bu konuya değindik. Yazmanın ve okumanın bir bütünlük oluşturduğuyla ilgili. Yazan “kendince” değil, gerekli olanı yazarsa mutlaka okuyucusunu bulacağını konusunda anlaştık. “Yazanın” gündemi yakalayabilmesi önemli.

         “Yazan”, okuduğu bir yazıdan da, sokakta gördüklerinden de yararlanarak sayfalarca yazabilir. Önemli olan bu yazılanların okuyucuyla buluşabilmesi.

         Ordu’da imza günü ve söyleşi etkinliğine gelen Ercüment Akdeniz görsel sunumla “Savaş ve mülteciler” konusunda kendi gözlem ve deneyimlerini aktardı. Sunumunda yerde parmak uçları yırtılmış, işaret parmağı hafifçe kalkmış bir adet işçi eldiveni olan fotoğrafı göstererek “Bu size ne anlatıyor?” diye sordu. Söyleşiye katılanlar içinden üç-dört kişi ne anladıklarını söylediler. İşte “yazan” için gündeme özgü yorumların kaleme alınabileceği bir olanak.

         Sokakta gördüğünüz bu işçi eldiveninin sizde bir etkisi olur muydu? Bu “çöpü” kim atmış buraya mı derdiniz yoksa görmez miydiniz? İşte “yazan” için yaşamın her karesi, hareketi yazmak için bir araçtır. Yazılanla yaşam örtüşüyorsa mutlaka okuyanı da olacaktır.

“Yazmak” yaşamın deneyimi ile yarını kazanmaya yönelik; “okumak” da öğrenip yarına hazırlanmaksa yazan ve okuyan buluşur.

Her tür okur var. Her tür yazar da var. Yazanın mutlaka “az ya da çok” okuyanı olur. Önemli olan “yazanın” yazarken “ticari” kaygısı olmaması.

“Yazan” olmak, sorumluluk gerektirir. “Yazan”, konuşamayan, derdini dile getirmeyenlerin dili olurken, suskuna dilini kullanmasını da öğretir. “Yazmak”, zor iştir. Hangi ülkede, hangi dönemde olursa olsun, araştırıldığında “yazanlardan” korkulmuş ve “susturulmaya” çalışılmıştır. Ama hiçbir zaman “susturma” konusunda başarı sağlanamamıştır.

“Yazanlar” çeşit çeşit. Yararlananlar, dokunamayanlar ve gerçekleri dile getirenler. Üç kesim de yazma konusunda “konu” sıkıntısı çekmezler. Üçünün de okuyanı var.

Önemli olan gerçekleri yazabilmektir.

        

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
OKAN, ZONGULDAK'IN YOLUNU TUTTU
OKAN, ZONGULDAK'IN YOLUNU TUTTU
TEKNOKENT, GATTOSU'YA EMANET
TEKNOKENT, GATTOSU'YA EMANET