“Kuru baklayla ateş yakamayız”
Coşkun Özbucak

“Kuru baklayla ateş yakamayız”

Bu içerik 713 kez okundu.
Reklam

   Başlık, Sabahattin Ali’nin KOR yayınlarından çıkan “Seçme Öyküler” adlı kitabındaki 1930 yılında yazılmış “Bir Gemicinin Hikayesi” adlı öyküsünün en önemli cümlesidir.

         Köyünden göç eden bir kişigemide ateşçi olarak çalışmaya başlar. İşçiler her gün kuru bakla yemeği yer ama kaptanın yiyeceği boldur. Zaman zaman tepki gösterirler ama kaptan gemiyi havaya uçurmakla tehdit edince geri adım atmak zorunda kalırlar. Bir gün barut fıçısı sandıkları varillerin şarapla dolu olduğunu öğrenirler. Havaya uçurulma tehdidinden kurtulup rahatlayan işçilerden “ateşçi”, hem yeterince doymadığı hem de ateş karşısında bunaldığı için içten içe büyüyen tepkisini dışa vurur. “Kuru baklayla ateş yakamayız” diye bağırarak kaptan köşküne koşmaya başlar. Diğer işçiler önce seyirci kalırlar ama sonra ateşçinin peşinden giderek kaptana tepkilerini gösterirler. Kaptan korkar ve yarım koyunu işçilere verir. İşçiler eti yiyemezler, kötü olur ve denize fırlatırlar. Limana geldiklerinde ise kaptan işçileri işten atar.

Yazar, öykünün sonunu, “Fakat bunlar “Kuru baklayla ateş yakamayız!” demesini ve kaptanın yarım koyununu almasını öğrenmiştiler…” diye bağlar.

Yaşamın her alanında karşılaştığımız sorun bu öyküyle gözümüzün önünde yeniden canlandırılıyor. “Ekmek aslanın ağzında” sözü günümüzde “Ekmek aslanın midesinde” olarak söyleniyor. Çünkü ekmek, hak elde etmek her gün daha çok zorlaşıyor.

Hak elde etmek, başarı kazanmak için birlik ve dayanışma içinde olunmalı ama birlikteliği sağlamak için de “Kuru baklaya ateş yakamayız!” diye bağıran biri gerekiyor. Herkes önce bir “bağıran” çıksın diye beklerse bağıran olmaz. (“Bağırma” gelişi güzel bağırıp çağırma değil)

Korkudan mı, bencillikten mi yoksa kayıtsızlıktan mı acaba bu “sessizlik” irdelenmeli. Her bireyin içinde bulunduğu duruma bir neden-gerekçe bulunur ama şu an yaşanan kayıtsızlığın-duyarsızlığın en üst seviyelerde olduğu da kabul edilmeli. Buna gerekçe de hazır. “Kimse tepki göstermiyor!” serzenişi egemen. Kim, bu “kimse”? Serzenişte bulunanlar da dahil değil mi mağdur olanlara, tepkisiz olanlara?

Eğer Sabahattin Ali’nin öyküsündeki “ateşçi” aranıyorsa bulmak çok kolay. Aynanın karşısına geçen herkes görecek ki, “ateşçi” kendisiymiş.

Önce yaşanan sorunun, sıkıntıların kaynağını iyi bilinmeli; ortaya konuşmaların, tepkilerin bir yararı olmuyor. İşyerinde, evde, sokakta, ülkede, komşuda yaşanan her sorunun, sıkıntının bir nedeni var. Bunları bilerek çözüm aramak işi kolaylaştırır ama bilmek yetmiyor. Adım atmanın birinci koşulu “ateşçi” aramak değil,  “ateşçi” olabilmektir.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YENİ ORDUSPOR, DÜZCE'NİN PROVASINI YAPTI
YENİ ORDUSPOR, DÜZCE'NİN PROVASINI YAPTI
Ulubey altyapısı Çağlıyan'a emanet
Ulubey altyapısı Çağlıyan'a emanet