​Paylaşım korkusu
Coşkun Özbucak

​Paylaşım korkusu

Bu içerik 722 kez okundu.
Reklam

         Düşüncemizi dile getirmek var olma biçiminiz. Kendimizi ifade edemiyorsak yaşamımızın bir anlam olur mu?

         Düşünmek, düşündüğümüz gibi kendimizi ifade edebilmek; eleştirmek, katkı sunmak; farklılıklarımızla kendimizi ifade etmek toplumsal bir varlık olarak en doğal hakkımız.

         Bunu ne kadar yapabiliyoruz? Ya da yapmak istiyor muyuz? Bu sorulara inanarak yanıt vermek için hazır mıyız?

         Korkmak, çekinmek insani bir duygu. Göz göre göre bulanık suya dalmanın anlamı yok. Ama kendimiz bulanık suya dalmaktan geri duruyorsak başkalarına da “atla” diyemeyiz. Günümüzde moda olan bu. Kendimiz kenarda durup başkasının elini ateşe sokmasını isteyeceğiz. Elini ateşe sokmayı kabul etmeyeni de “suçlama” hakkını kendimizde bulacağız. Ne güzel değil mi?

         Facebook ya da başka sosyal paylaşım alanlarında görülen bir “hastalık” var. Kendi yapamadığını başkasından isteme yaygınlaşıyor. Bir zamanlar sosyal paylaşım sayfamdan az sayıda “yaygınlaştıralım” paylaşımları geliyordu. Bu kampanyaları ciddi bulmam. Yapılacak kampanyalar açıktan olmalı. Böyle çağrılar artmaya başladı. Özelden videolar, haberler, yazılar gönderiliyor ve yaygınlaştırılması çağrısı yapılıyor. Dedim ya bu tür kampanyaları ciddiye almıyorum diye. Gönderenlerin sayfalarına giriyorum, paylaşmışlar mı diye “YOK”; ama başkalarına yaygınlaştırma çağrısı yapıyorlar. İlginç.

         Paylaşamadığını başkasından da isteme. Özelden gönderilen çağrıların etkisi olmaz. Ayrıca yapılan çağrının doğruluğunun garantisi var mı? Sosyal paylaşımlardaki haberlere, değerlendirmelere öylesine “balıklama” dalanlar oluyor ki, kendilerine (tarafına) zarar veriyorlar. Sosyal paylaşım alanları önemli bir haberleşme, bilgi edinme-yayma yerleri ama elimize gözümüze bulaştırdığımızda akrep gibi kendi kendimizi sokmak zorunda kalırız. Buna dikkat etmek gerekiyor.

         Yeniden dönelim, özelden gönderilen “kampanyalara-çağrılara”. Doğru kampanyalar-çağrılar yapalım ama açıktan. Kendimizin yapamadığı açık çağrıları da başkasından istemeyelim.

         Bir de “bireysel” çağrılara yönelik güvensizlik bilinmeli. Çağrılar birliktelik görünümü sağlanarak yapılmalı. Bir dernek, sendika, parti, platform vb. (hepsi birden olduğunda daha anlamlı) aracılığıyla yapılan çağrılar etkili olur, destek bulur. Bazen bireysel çağrı yapanların “tepki” yazılarını da görüyorum. Kendileri bireysel takılırlar ama başkalarından kendi çağrıları etrafında birleşmesini, ortak tepki göstermelerini beklerler. Çelişkili durum değil mi?

         Paylaşım çağrısı yapanların istekleri doğruysa ve haklılığı varsa açıktan paylaşma cesaretini göstermeli; özellikle haklıların cesaretli olması gerekir. Doğrular gizli kapaklı değil, açıktan yapılırsa anlamlı olur. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mustafa Bayhan hayran bıraktı
Mustafa Bayhan hayran bıraktı
ENGELSİZLER ORDUSU'NDA ROTA İZMİR
ENGELSİZLER ORDUSU'NDA ROTA İZMİR