Anılar
Coşkun Özbucak

Anılar

Bu içerik 569 kez okundu.
Reklam

         Geçmişin mirası önemli. Geleceğimizi de geçmişimizin temelleri üzerine inşa edeceğiz mutlaka ama bazı durumlarda anıları (geçmişi) “meze” olarak kullandığımız durumlarla da karşılaşıyoruz.

         “Bu akşam içimde hüzün var/  gözümde canlandı anılar “ dizelerindeki vurguyla Coşkun Sabah gibi anılara teslim olanlardan değil, “anıları” sömürenlerden söz etmek istiyorum.

         Anılar önemlidir. Bir yaşanmışlık olduğu için geleceğe yönelişimizde deneyim olarak yol göstericiliği vardır. Okul anılarını konuşuruz aramızda. Bunun deneyim olarak fazla bir önemi yoktur çünkü bir daha okul sıralarına dönemeyiz. Sosyal, kültürel, politik yaşam deneyimleri başkadır gelecek açısından.

         Anılar (geçmiş) kıyısından köşesinden tırtıklamak için kullanılamaz. Bir söyleşi dönüp dolaşıp geçmişe gelir, konuştukça, anlatıldıkça çeşitlenir. Herkes kendisinin de içinde olduğu anıları aktarmaya başlar. Neler neler yaşanmıştır, anlata anlata bitirilemez.

         Olumlu-olumsuz yaşanmışlıklar anlatılır ama olumluluk oldukça “çoktur.” Geçmişteki olumlulukların artık yaşanılmadığının hayıflanması yapılır. “Ahhh geçmiş, ne kadar güzeldi!” denir; bugün, geçmişte yaşanmamışlıklarla karşılaştırılır ama şartları karşılaştırılmaz, değerlendirilmez.

         “Anılar” anlamlıdır, günümüze yansıması varsa. Yaşanmışlıklar geçmişte kalmışsa yalnızca “masasının” mezesi olur ancak. Anılar konuşulurken bugünle bağlantısını kurmak da yetmiyor, yarına yol göstericiliğinin nasıl olacağını da barındırmalıdır. Bugüne ve yarına etkisi olmayan anılar mazi olarak kalır.

         “Anılar” çoğu zaman meze olarak kullanılıyor ama bir o kadar da kişisel eksiklikleri gizlemenin aracı oluyor. Geçmişte yaptığı bir iki olumlu işleri “reklam” olarak ya da sihirli çubuk olarak kullananlar da az değil. Ceplerindeki üç beş kuruşu son damlasına kadar ortak harcadıklarından söz edenlerin birçoğunun bugün ceplerinde - cüzdanlarında akrep bulunuyor.

         Dün bulunduğu yerde durmayan – duramayanlar olacak mutlaka. Ayaklarına beton dökülerek kımıldayamaz hale getirilmediler; rüzgar estikçe yer değiştirenler oldu, olmak da zorundaydılar.

         İnsanlar zamanla yer değiştirebilirler; bu normaldir. Normal olmayan, yer değiştirenlerin “eski yerde” durduklarını “eski arkadaşlarına” kanıtlama çabalarıdır. Oysa bulundukları yeri “eski arkadaşları” zaten görüyor. Bu kişilerin ayakları kaymıştır, daha nerelere gideceği bilinmez.

         “Anılar” aynısıyla yaşanmaz ancak temeli aynıdır. Zamana göre çeşitlenmiştir ama ruh aynıdır. Ruh değişmişse “eski ortaklıklardan” ne kadar söz edilirse edilsin yürekler-ruhlar uzaklaşmıştır birbirinden. Önemli olan “anılardakilerin” özünü sürdürebilmektir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
OKAN, ZONGULDAK'IN YOLUNU TUTTU
OKAN, ZONGULDAK'IN YOLUNU TUTTU
TEKNOKENT, GATTOSU'YA EMANET
TEKNOKENT, GATTOSU'YA EMANET