ÇOCUKLUĞUM NERDE
Gürsel Yıldırım

ÇOCUKLUĞUM NERDE

Bu içerik 195 kez okundu.
Reklam

         Hani ucuna ip bağlayıp ta bindiğim, okul yolunda dizlerimi parçalayarak koştuğum çubuk atımı özlüyorum. En önde giderken ayağıma basıldığında tepetaklak yuvarlandığım sırada duyduğum acımı tekrar yaşamak istiyorum. Deniz kenarında yaptığımız kum tepelerin üstünden atlayışımızı, güneşe aldırmadan akşama değin top koşturuşumuzu düşünüyorum.

     Hani nerde?

     Komşunun tel örgülü bahçesindeki incir ağacına çıkıp ham incirleri bile cebimize dolduruşumuzu; olmamış elmaları koparıp  birbirimize atışımızı; hele Nadide teyzenin kümesinden yumurta çalışımızı tekrar yaşamak istiyorum. Efendi babamın dimdik yürüyüşünü, Cici annemin yağlı ekmeğini, teyzelerimin beni nazlamalarını özlüyorum.

     Hani nerde?

     Komşu ilçenin futbol takımını izlemek için ailece dere kenarındaki yeşilliğe gitmeyi; bir pazar pikniğini eğlenceye dönüştürmeyi; soğan kabuğuyla renklendirilmiş yumurtaların tokuşturulmasını; komşu kızı Süheyla’nın tam fırsatını yakalamışken saçını çekmeyi tekrar denemek istiyorum.

     Hani nerde?

     Ne masumiyetimiz kaldı, ne özlediğimiz günlerin bırakılmış gölgesi; hepsi ayrıldı gitti. Yağmayı bekleyen bulutların rüzgârla başka diyarlara sürüklenmesi gibi hayallerimiz, ümitlerimiz dağıldı gitti.

     Bayramlarda giydiğimiz tertemiz elbiselerimiz, yürüyüşlerimiz, neşeli türkülerimiz şimdi yükselen dağ gibi yapıların güneş görmeyen sokaklarında yitip gitti. Pencerelerin gül işlemeli perdeleri, denizliğe yerleştirilmiş çiçekli toprak saksılar yok oldu. Dış kapının aralığından kaçamak bakıp minnacık bir gülüş atan, el sallayıp saklanan sevgilimiz bile gitti. Ne sevdalar yaşamıştık, ne mektuplar yazmıştık; onları bile kaybettik.

     Biz masum ve derinliği olan bir kuşaktık. Büyük ümitlerimiz vardı. Büyük hayallerle yollara çıkmıştık. Büyük limanlara sığınacak, büyük gemilerle uzaklara gidecek, büyük adamlar olacaktık.

     Hani nerde?

     Şimdi saçta pişirilmiş mısır ekmeğinin ortasını delip bir kaşık dolusu tereyağını boca etmenin vaktiydi ama ne köz dolu mangal kaldı, ne sıcak ekmeği uzatacak el; hepsi gitti. Yaşamak korku oldu sanki. Üzerimizde bir göz, yakamızda bir el, ayaklarımızda pranga, düşüncelerimizde bir zincir yaşamımızı kör kuyulara doldurmak için didinip duruyor.

     Susacak mıyız?

     Hani nerde?

     Ben çocukluğumu arıyorum. Simit satan çocukluğumu, sinemada ön sırada oturmayı seven çocukluğumu ve hayallerim yıkılmayacağı çocukluğumu arıyorum. Belki hatalarımızdan sıyrılıp güneşli günlerle döneceğimiz çocukluğumuz, bize doğru bir cumhuriyetin yollarını açar.

     Hani nerde?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)