ŞIMARTILDIKÇA MUTSUZLAŞAN ÇOCUKLAR…(6)
Oğuz Selim Yazıcı

ŞIMARTILDIKÇA MUTSUZLAŞAN ÇOCUKLAR…(6)

Bu içerik 73 kez okundu.
Reklam

ŞIMARTILDIKÇA MUTSUZLAŞAN ÇOCUKLAR…(6)

Ebeveynlerin ince çizgileri önemlidir

Çocuklarını küçük yaşlardan itibaren kuralsızlık içinde büyüten ebeveynler bir süre sonra kuralsızlığın getirdiği sorunları bire-bir yaşamaya başlarlar.

Çocuklar küçükken çevrede yaptıkları birçok davranış gülümseme-çocuktur yapar değerlendirmeleri ile geçiştirilebilir. Sonrasında ise çocuğuna sahip çıksın, o ne öyle? Gibi serzenişler ebeveynleri rahatsız eder. Ebeveynler artık kırılganlığa doğru yönelen ince bir çizginin üzerinde yürümeye başlarlar. Ebeveynler taşıdıkları kaygıyla hatta güvenini kaybetmiş bir şekilde bir takım kurallara, düzenleyici önlemlere yönelmeye başlarlar. Bu konuda çevrelerinden yardım istemek, paylaşmak gibi insancıl davranışlara çok yönelmezler. Çünkü çocukları için paylaşacakları her olumsuz davranış onlara bir süre sonra geri dönecek bir silaha dönüşür veya ebeveyn bu kaygıyı en derinlerinde taşır.

Çocuk ile ilgili sorun yaşadığını, aslında işlerin çok iyi gitmediğini gördüğünü söylemek büyük cesaret ister. Bu konuda her itirafta, her paylaşmada paylaşılan kişi veya kişilerin önce “ebeveyne” eleştiriler yöneltmesi, ebeveynin çocuk yetiştirme tarzını eleştirerek ebeveyni zayıflıkla, çocuğu şımartmakla suçlaması, hakaret içeren eleştirilere yönelmesi endişesi ebeveyni “yalnızlığa”, “paylaşmamaya” “sebebi ne olursa olsun savunmaya geçmeye” yönlendirir.

Ebeveyn “suçlanmak” gibi bir endişeyi yaşamamalıdır. Bunun için danışılan, paylaşılan, yardımcı olmak isteyen kişilerin çok hassas davranması ve “kırmızıçizgi” olarak nitelediğim ebeveyn çizgisini geçmemesi gereklidir. Bizim kültürümüzde anlatılan bir sorunu ileriki dönemlerde “başa kakmak”, anlatılan ve görüş istenen, yardım istenen bir konuda öncelikle “ben sana söyledim” ile başlayan ve “sen” diye devam eden eleştiri bombardımanına yakalanmak tehlikesi mevcuttur. Böyle bir konuda kişi/kişiler bilgi verecekleri konu/konularda ehil olup olmadıklarını düşünmeden ebeveyni devreden çıkarıp “ne yapmaları gerektiğini” söyleme gibi bir davranış geliştirirler. Ülkemizin en büyük hastalığı depreşir. Her şeyden anlayan “Aspirin” türevleri insanlar topu ayağına alır ve sektirir dururlar.

Burada yapılması gereken ise; Ebeveyne kendimizi her şeyden anlayan bir “uzman” olarak göstermekten çok ebeveynlerin geldikleri noktaya geliş şekilleri, sorunu fark ettikleri andan itibaren uygulamaya koydukları önlemleri dinlemeli ve ulaşmak istedikleri hedefler için onlara yardımcı olma yollarını denememizdir.

Bir şekilde “ebeveyni sorgulamak”, “ebeveyni yargılamak” gibi bir tutum geliştirmemeli ve onların itibarlarını zedelememeliyiz.

Şımartılmış ve kontrolden çıkmış veya artık zarar vermeye başlamış çocuklarımız için ebeveynlerin alabilecekleri önlemleri hassasiyete dokunmadan, kırmadan dökmeden paylaşma yoluna gitmek yerinde bir davranış olacaktır.

Çocuklar ile ilgili ailelerin fiziksel olarak doyuramadıkları çocukların evde koltuk üzerlerinden inmemeleri, dışarıda ise kontrol edilemeden koşup, atlayıp, zıplayıp söz dinlemeden kuralsızlığa yönelmeleri, Çocukların evlerde çok baskılanıp okulda bulduğu ortamı iyi/kötü ayırt edemeden kuralsız bir şekilde kullanmaya yönelmesi, öğretmenlerin sorun çıkaran çocuklar ile uğraşmayı diğer çocukların hak gaspı gibi algılaması ve uğraşmak istememeleri ile; Şımartılmaktan, her istediği yapılarak amaçsız bırakılmaktan, mutsuz hissetmekten, arkadaşlarına bilinçli olarak zarar vermekten keyif alan çocuk tiplerini birbirinden çok iyi ayırt etmemiz teşhisi ve tedaviyi öyle konuşmamız yerinde olacaktır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)