Nereden baktığın önemli
Coşkun Özbucak

Nereden baktığın önemli

Bu içerik 69 kez okundu.
Reklam

         Sokakta yürürken hiç dikkat ettiniz mi, yanınızdan geçen kişi ne düşünüyor, çevresinde gördükleri hakkındaki duyguları nedir, diye? Kesinlikle hiçbirimizin aklına gelmez. Önemli olan bizim duygularımız, düşüncelerimiz.

         Karşımızdan gelenin yürüyüşünü beğenmeyiz, neler söyleriz hakkında ama kişinin ruhu bile duymaz. Ama onun bizim hakkımızda neler düşündüğünü de bilmeyiz. Sokakta kağıt parçası görürüz, kızarız atana ama kağıdı alıp çöp kutusuna atmayı akıl etmeyiz. Çünkü değerlendiren, yorum yapan biziz.

         Hayvanat bahçelerine ya da lunaparklara gitmeyen yoktur. Çeşit çeşit hayvanlar görürüz. Yırtıcısından, uysalına kadar. Geçeriz karşılarına çekirdek çıtlatırız, gazozumuzu içeriz. İnsaflıyız ya, hayvanlara yiyecek de atarız. Hayvanları sevindirdiğimize inanırız, mutlu da oluruz. Hayvanları çevreleyen demir kafeslere bakarız, görmeyiz. Bilincimize hayvanların demir kafes içinde bulunmalarının gerektiği kodlaması yapılmış. Kafes içindeki hayvanlar oraya nasıl getirilmiştir, düşünmeyiz. Hatta hayvanların bizlere bakarken neler hissettiklerini hiç umursamayız. Çünkü önemli olan bizim (insanların) baktığı taraftır. İyi-kötü, haklı-haksız, doğru-yanlış bizim düşüncemize, yaşam biçimimize göre belirlenmelidir. Biz egemeniz çünkü!

         Gelelim insanların arasındaki ilişkilerdeki duruma. Birbirimize karşı da hayvanat bahçesindeki duyguyla hareket diyoruz. Taraftarı olduğumuz takımın teknik direktörünün bakış açısı bizim bakış açımız olur; okuduğumuz okul en iyidir. Hep “bize” göre bakış açısı.

         Siyasi tercihlere gelindiğinde içinden çıkılmaz bir durumda olduğumuz daha iyi anlaşılıyor. Ekonomiyi değerlendirdiğimizde karşımızdaki manzara aynı ama gerekçelerini farklı olduğunu söyleyebiliyoruz. Gemide yanlış bir uygulama olduğunda yapılan eleştirinin dikkate alınması gerekirken nedense sorumluk kaptana değil de tayfalara yüklenmeye çalışılıyor.

         Somutlarsak, Ortadoğu kan gölüne döndü. Neden bu duruma geldi? Yalnızca Suriye üzerinden değerlendirelim. Esad diktatör mü? Evet. Ama kardeşimizken düşman Esed de oldu. Diktatör aynı, değerlendirme farklı. Çünkü bakılan yer farklı. Şimdi bugünü tartışmaya başladığımızda, biri “Suriye’ye müdahale yanlıştı, Esad’ı devirecek olanlar Suriye halkıdır, dışarıdan müdahale işgal anlamına gelir.” dese; diğeri de “Esad, diktatör; halkını katlediyor, buna seyirci kalamayız, diktatörü yıkmak gerekir. Bu nedenle de askeri operasyon yapılmalı, Suriye içinde Esad karşıtı yeni bir ordu kurulmalı.” dese hangisi haklı olacak? İki tarafın ortak bir noktada anlaşma şansı yok. Çünkü farklı yerlerden bakıyorlar. Bu tartışmada şöyle soru sorsak iki taraf ne yanıtı verir acaba? Soruyu sorayım: “Ülkemizin yönetimini diktatörlükle niteleyen bir komşu ülke (komşu olması da gerekli değil) tankı- topu ile ülke topraklarına girip iktidar değişikliği yapmaya geldik dese, ne yaparsınız, ne düşünürsünüz? Suriye için söyledikleriniz ülkemiz için de geçerli olur mu?” Yanıtları duyar gibiyim.

         Yaşam çelişkilerle dolu. Farklı yaşam biçimlerimiz var; çıkar ilişkilerimiz de farklı. O nedenle farklı yerden bakıyoruz ve farklı değerlendirmeler yapıyoruz. Bu normal de aynı konumda ve özelliklerde olanların başkalarının bakış açısıyla değerlendirme yapmalarına ne demeli? Dağın kuzey yamacında bulunan kişinin, güney yamaçta bulunan kişinin gördüklerini kendi baktığı yermiş gibi algılaması sorgulanmalı. Bu anlayışı (algıyı) değiştirmek zor ama değiştirilmesi gereken de bu değil mi?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)