ATATÜRK’ÜN ADINI NASIL ÖĞRENDİM?
Cevat Yıldırım

ATATÜRK’ÜN ADINI NASIL ÖĞRENDİM?

Bu içerik 75 kez okundu.
Reklam

Yıl 10 Kasım 1938. Anılan tarihte 5-6 yaşlarında bir çocuğum, genellikle o yaşlardaki bütün çocuklar üzerlerindeki fistanlarla bağda, bahçede ve çayırlarda çelik çomak oynayarak vakit geçirirlerdi.

Bizler oynarken dedem, aniden karşımıza çıkar, cebinden bir ekmek çıkarır. Parça parça çocuklara dağıtır, bu sırada kardeşi Hasan koşarak dedeme yaklaşır. Aceleyle; “Dursun anlatsana, anlatsana” der. “Bugün Ordu’da neler yaşandı?”

Bu durumu çocuklar heyecanla izler. O anda dedemizin gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Bir taraftan da gözyaşlarını silmeye çalışır.

Bu yaşananlar dikkatini çeker. Koşarak babaanneye giderim; “Babaanne, babaanne dedem neden ağlıyor?”

Oğlum, “Atatürk ölmüş, Atatürk.”

“Atatürk kim babaanne?”

“Türk milletinin en büyük babası evladım.”

İşte o dakikadan sonra Atatürk adı, beynimde yer etmeye başlar.

1940 yılında köyümüze eğitmenli ilçe sınıflı bir okul açılır. Bu okul sayesinde bayramlar, sohbetler ve toplantılar vasıtasıyla Atatürk sevgisi hızla yayılır. Dört ve beşinci sınıflarda okurken de en çok harf devrimi ilgimizi çeker.

Bu yaşantılardan sonra aklımıza, geçmiş tarihimizi şöyle bir süzgeçten geçirmek gelir. Bin yıllık Selçuklu ve Osmanlı tarihlerini değerlendiriyoruz. Anılan yıllar içerisinde okur-yazar oranlarını inceliyoruz. Karşımıza ilginç sonuçlar çıkıyor.

Şöyle ki, Erkelerin % 8-10, kızların ise %4 oranında okur-yazar olduklarını görüyoruz.

Cumhuriyet dönemini inceliyoruz, okur-yazar oranlarının % 100'e ulaştığı gerçeğiyle karşılaşıyoruz. İşte burada harf inkılabının önemi, kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Hepimiz biliyoruz ki devrimler yapıldığında karşı hoşnutsuzluklar zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birisi de 17. Yy.da matbaanın İstanbul’a gelmesiyle yaşanmıştır. Patrona Halil, matbaa gevur icadıdır diye padişaha karşı isyan bayrağını çekmiştir. Yeniçerili askerler, sokağa dökülmüşlerdir.

Neticede de uzun yıllar huzursuzluklar ve savaşlar, Osmanlının sonunu getirmiştir. Bu nedenle kurtuluş savaşı sonucu cumhuriyet kurulur. Takiben çok partili hayat ve demokrasi uygulamalarıyla ülkemiz dünya ve İslam ülkeleri arasında örnek bir ülke konumuna gelir.

Atatürk devrimlerinden en önemlilerinden birisi de, Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıdır. Burada esas amaç din adamları arasındaki dağınıklığı gidererek tek çatı altında toplamaktadır. Ayrıca aydın din adamlarının yetiştirilmesi için ilahiyat fakültesi ve imam hatiplerin ilk temelleri atılır.

Böyle bir öneme sahip bir kurumun başı 10 Kasım’da ne yapar? Kadir Mısırlıoğlu'nu ziyaret eder. Kadir Mısırlıoğlu kimdir?

“Keşke Anadolu Türklere kalacağına, Yunanlılara kalsaydı” diyen adam.

Ayrıca on kasımda anıtkabire gidenlere 'kenefe gitmeyin' diyen adam.

Diyanet İşleri Başkanının bu davranışı başta Atatürk olmak üzere, İstanbul harbinde kefensiz yatan şehitlerimizin kemiklerini sızlatmadı mı?

Hiç unutmamalıdır ki, İslam saygı ve sevgi dinidir. Nefret dini değildir, Milleti ikiye bölen bu davranış ülkemize yapılan en büyük kötülüktür.

Atam hiçbir kuvvet, milletin sevgisini durduramayacaktır. Yeter ki, toprağında rahat uyu!..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)