Halil İbrahim Türküsü
Coşkun Özbucak

Halil İbrahim Türküsü

Bu içerik 89 kez okundu.
Reklam

            Bir şeyler söyleriz ama dinleyenler başka yorumlar. Duygularımız, değerlerimiz başkasının duygusuyla, değerleriyle yorumlandığında farklılaşmalar yaşanır. Kimi türkülerimiz de öyle. Şair bir şiir yazar, bestelenir; dinleyenler ona başka anlamlar katar; şiirin öyküsü aslını yitirir.

            Coşkun Çetinalp bana Halil İbrahim türküsünün şiirini yazan Dursun Ali Akınet’le tanıştırdı. Fatsalı kendisi. Halil İbrahim türküsünde adı geçen kişi de Fatsalıdır. Musa Eroğlu’ndan dinlenen Hail İbrahim kimine göre bir yiğittir. Kahramandır, belki de bir çete lideridir. Kimine göre Köroğlu’dur, Dadaloğlu’dur, Çerkez Ethem’dir. Oysa hiçbiri değildir.

            Sayın Dursun Ali Akıbet artık Altınordu’ya yerleşmiş. Kısa bir söyleşi yaptık üçümüz. Şiirlerinin öykülerinin yazıya geçirilip geçirilmediğini sordum. Çünkü şiiri yazana göre bir öyküsü vardır mutlaka. İnternete öyle bilgiler yükleniliyor ki, doğrular kaybolabiliyor. Şiirin öykülerini yazan tarafından dillendirilmesiyle yayımlanması yanlış anlam yüklemeleri önler, dedim. Şiirlerinin öykülerin de yazmış. Bir takımını Coşkun Çetinalp’e vermiş. Dursun Ali Bey de şiirlerine başka anlamlar katıldığını söyledi. Dosyayı Coşkun Çetinalp’ten aldım, okudum. Dosyada 15 şiir ve öyküsü yer alıyor.

            Başka yazılarda diğer şiirlerine de ver verebilirim belki ama şimdi Halil İbrahim’den söz edeceğim. Yiğit mi, kahraman mı, çete lideri mi ortaya çıksın.

            1931 doğumlu olan Halil İbrahim yakışıklı bir delikanlıdır, ağanın kızına aşık olur. Kaçırır ve evlenirler. Ahmet Ağa kızının Halil İbrahim’e kaçmasını hazmedemez. 1951 yılında askere gider. Askere bir mektup gelir. Mektupta komşu ağanın, arazisini kendi arazisine katmaya çalıştığını; kayınpederinin de kızını geri alacağı yazılıdır. Bunun üzerine askerden firar eder. Zaman geçer yakalanır, jandarmalar onu bir telefon direğine bağlarlar ve çok döverler. Askerliğini yapar ama karısı da başkasıyla evlendirilmiş, çocuklarını da yanında götürmüş. Bu Halil İbrahim’in kırılma noktasıdır.

            Halil İbrahim evde yalnız yaşamakta, halktan da kopmuştur. Silahsız gezmez ama yakalanmaktan da korkarmış. Bu nedenle hep kuytu yerlerden, derelerden gidip gelirmiş. Görüştüğü bir iki aile varmış. Yaşama küsmüş, yalnız yaşayan bir kişiymiş Halil İbrahim.

            1980 Temmuz ayında Fatsa’da Nokta Operasyonu başlar.  Halil İbrahim’in evi yanmıştır. Kimseyi rahatsız etmemek için bir kayanın altına sığınır. Yağmurlu ve soğuk havalarda Dursun Amcasının samanlığında sabahlar.  Dağ, dere, tepe operasyonlar yapılırken Halil İbrahim de silahsız dolaşmadığı için dere, tepe dolaşarak gelip gidermiş. Çok yağan yağmur nedeniyle çok yorulan Hail İbrahim ona yardımcı olan Dursun Amcasının evine gelir, onları uyandırmamak için samanlıkta uyur. Silahı da belindedir. Uyandığında başucunda jandarmaları görür. Hiçbir şey yapamaz, teslim olur. Asker kim olduğunu sorar, ev sahipleri hakkında olumlu konuşur ama Hail İbrahim 29 yıl önceki yaşadıklarını unutamaz. Bir fırsatını bulur kaçar. Tepen aşağı koşar, dereden geçer, ormana girmek üzere iken başından vurulur, yere düşmez ve kayalara yaslanır.

            Aslında yaşama küsmüş sıradan bir kişidir Halil İbrahim.

                        Geçit vermez kayalar

                        Hızlan be Halil İbrahim

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)