ARI KOVANI
Gürsel Yıldırım

ARI KOVANI

Bu içerik 193 kez okundu.
Reklam

         Sarkık Mao bıyıkları dudağının üstünde onun ne kadar solcu olduğunu gösterir gibi duruyor, bununla övünüyordu. O akşam Hasanın Lokantası’nda buluşmuşlar, kalem pirzolalarını yedikten sonra ufak ufak demlenmeye başlamışlardı. İştahları biraz sonra yapacakları konuşmanın ne denli hararetli geçeceğini gösterir gibiydi. Kimsenin Mao- Stalin tartışmasına girmeye niyeti yoktu ama bir yerden başlamak gerekiyordu ki kendilerine hizmet eden garsonun “Yarasın yoldaşlar” sözüne alınganlık göstererek Simsar Asım söze başladı:

     “Marx okumamış birisinin bize yoldaşlar demesi hiç hoşuma gitmedi.”

     Kitapçı Muzaffer:

     “Biz hem okuyandan hem okumayandan çekiyoruz. Raftaki Das Kapital neredeyse tozdan görünmez olacak. Bir tek, Allah için bir tek satışı olmadı.”

     İşçi Süleyman:

     “İşçi sınıfının bilinci Karl’ı okuyarak pekişmez. Daha sendikacılığı öğretememişken sınıflar arası çatışmayı nasıl anlatacağız.”

     Halkçı Süleyman:

     “Beyler, iktidara gelmek için işçi kardeşlerimizi kucaklamak gerekirken siz baştan aşağılamaya çalışıyorsunuz. Nasıl olacak gerisi!”

     O, kadehini kaldırarak:

     “Sonlandıralım bu tartışmayı” diyerek oturduğu sandalyeyi geriye iteledi, ayağa kalktı. “Şimdi ağız tadıyla dibi hu yapalım.”

     Masadakiler bardaklarını ikinci kez boşaltmanın şehvetli tadıyla boca ettiler.

     O, parmağını masanın etrafındakilere tek tek döndererek başladı konuşmaya:

     “Daha iyi bir dünya için mücadele ediyoruz. Bugün yaptıklarımızın sonucunu evlatlarımızın daha mutlu yaşam koşullarına kavuştuğunda anlayacağız.

     Tabansızları, zayıfları aramızdan kovacağız.

      Ve sömürücüleri, zenginleri, vurguncuları.”

      “Yaşa”

     Sözlerine şiirsel bir tat vermek için devam etti.

     “Ve emekçilerin ekmeğiyle oynayanları.

     “Yaşa”

     “Bankalarda birikmiş paraları halka dağıtarak.

      Son zaferimize ulaşmak için can vermemiz gerekirse.”

      “Yaşa”

      “Ekmek ve özgürlük için mücadelemiz sürecek.”

      “Yaşa”

      “Söyleyeceğim başka bir şey yok, herkes görevini yapsın. O kadar!”

      Daha sonra masadan kalktılar. Kimi kolkola girerek evlerinin yolunu tuttu. Lokantadan son çıkan o oldu. Yoldan geçen bekçi Zihni Baba’nın koluna girerek çorbacıya doğru yürüdüler.

Zihni Baba onun kulağına doğru eğildi.

     “Oğul, dedikleriniz kulağa hoş şeyler gibi geliyor ama siz arı kovanına çomak sokuyorsunuz. Çomak sokmadan kovanın balını yalamaya bakın. Yoksa arılar başınızda vızıldayıp durur, sokmadan ayrılmaz. Bu işleri büyükler bilir, sizin neyinize.”

     Zihni Baba’yı zorla çorbacıya sokmak istedi, olmadı.

     “Ben görevimin başında olmalıyım.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (11.12.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)