Sus payı
Coşkun Özbucak

Sus payı

Bu içerik 89 kez okundu.
Reklam

         Rüşvetin, satın almanın ya da alınmanın bir adı da “sus payı” değil mi? Olumsuzluk karşısında zararın karşılanması ya da gerçeğin ortaya çıkmasının önlenmesini de kapsar “sus payı” ama en tehlikelisi de “satış” görevini de üstlenmektir.

         Refik Halit Karay’ın “Sus Payı” öyküsünde patron amele başını satın alır. Gerçeklerin ortaya çıkmasın önler. Sonra kişi pişman olur ama iş işten geçmiştir. “Sus payı” ilk önce kişinin olanaksızlıklar içindeki durumuna bir ilaç gibi gözükse de kendisini de yok eden bir sürecin başlangıcıdır. Bugün de yaşadığımız bir gerçekliktir.

         Kurum temsilcisinin satın alınması, kimi zaman da gazeteciye verilen rüşvet, politikacıya vaat edilen gelecektir. (Buradaki eleştiri tüm gazetecileri ve politikacıları kapsamıyor.) Kimi zaman da makamdır. Rüşvetin sus payı kişiye göre değişiklik gösterebiliyor. O kadar kapsayıcıdır ki yaşamın her karesinde karşılaşıyoruz.

         Bugünkü koşulların gereği olarak biçimini, yöntemini değiştirdi sanki. Artık “rüşvet”, “gelecek için kazanç” gibi maddi değerler yanında yenisi eklendi. Korku imparatorluğunu yaratarak insanları kabuğuna çekilmesini sağlayarak “kendisinin ve yakınlarının zarar görmesini engelleme” biçimine dönüştürdü. Yani “bana necilik” kutsallaştırıldı.

         Hangi dönemde olmadı mı korku imparatorluğu? 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü yaşadı bu ülkenin işçileri, emekçileri; emek ve demokrasi mücadelesi veren insanları. Cezaevi, işkence yetmedi, idam sehpalarıyla tanışıldı. Ama “sus payı” kabul görmedi. “Ben yanmasam, sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” dendi. “Ya hep beraber ya hiç birimiz” dendi. Yani “sus payı” ihanettir diyenler çoğaldı.

         Arkeologların, sosyologların ve tarihçilerin araştırmaları sonucu insanların gelişim süreçleri hakkında bilgileniyoruz. Toplumsal yaşam, gelenek- görenek, değer yargılarını, araştırmaların bilgi birikimini okudukça yaşam sürecimizi öğreniyoruz. Büyücülüğün güçlü olduğu dönemlerdeki “sus payı” başka, günümüz kapitalist sistemdeki başka ama özü bakımından hepsi aynı. Amacı, egemenlerin egemenliklerini devam ettirebilmesinin garantiye alınmasını sağlamaktır. Ne kılıklara girmiş tarihi süreci bakımından.

         “Sus payı” sokakta da geçerli, cezaevinde de; değer biçen de oldu, değersiz diyen de. Şimdi insanlar sus payının oltasına takılanlar, takılmayanlar diye de ikiye bölündü.

         Günümüzün en tehlikeli biçimi olan bireysellik, korku ve endişe mikrobu virüs gibi vücudumuzun her köşesine yayılıyor.

         Korkunun ecele faydası yok. Suskunluğa neden olan korkuya teslim olmak, aydınlığa çıkmayı engeller. Susarak, görmezden gelerek, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek karanlıktan aydınlığa çıkmanın olanağı yok.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)