Nihayet Delirttiler Hasan’ı…
Ufuk Ersoy

Nihayet Delirttiler Hasan’ı…

Bu içerik 106 kez okundu.
Reklam

Sessiz sedasız ölüyordu gün. Tam kalbinden vurulmuş, kan kırmıza boyanmıştı ufuklar. Köyün sisli dağlarına garibanlık pusu kurmuş, fındık ocaklarının arkasında avını bekliyordu haince. Eli yüzü kirli, parmakları tetikte…

Hasan, harmanda oturmuş, dilinde pek aşina olduğumuz bir türküyü söylüyordu yanık sesiyle. “Çekelim turnam sineye, Derdi sineye, Bu yıl gülmek bize haram, Belki seneye…”

Ağzında sigara. Bıyıkları sararmış dumandan. Can sıkıntısı bir yandan. Derin nefes alıp veriyordu. Türkü bittiğinde köyde pek bilinen o meşhur cümlesini savurdu gökyüzüne. “Allaaaaaah, al emanetini alllll…”

Yine derin bir nefes ciğerlerinden dışarı kaçarken sadece kendisinin duyabileceği bir tonda söylendi durdu. “Bıktım artık bee..”

Bu sene Allah fındık vermedi, verdiği de para etmedi… Bir sonraki sene Allah Kerim… Kış geldi, masraf masraf üzerine biniyor, yaşamak için ayak diriyorlardı ki;  oğlan evleneceğim diye tutturdu birden. Evlendi eylül veresiye. “Eylül ayı erkek ayı” diyerek borçlandı, borçlandı ve borç nihayet gırtlağa dayandı.

Alacaklı durur mu? Daha fındık harmandayken dayandı kapısına. Köyde rezil kepaze olmak var. Köyün diline düşmek var. Elin ağzı torba değil büzülmüyor farkında. Çaresizlik diz boyu. Paçalardan yukarı asılıyor parasızlık… Şairin dediği gibi, cep delik, cepken delik…

Yeni doğan bir evlat gibi, daha kokusunu içine çekemeden, doyasıya sevemeden çekip aldılar kucağından. Ne yapsın, çaresiz fındığı para etmeden satmak zorunda kaldı Hasan. Elde avuçta ne varsa borcuna verdi.

***

Evlat acısı gibi zordu aslında. Hemen birkaç adım ötesinde, duvarları gece karası, bacası tüten babadan kalma evine bakıp acı acı gülümsedi. Uzun yıllar bir yastığa baş koyduğu karısı Fatma ocağın başında, elinde tahta kaşık, dibi kara bir tencerenin içinde pişen çorbasını dibi tutmasın diye ha bire karıştırıp duruyordu.   

Yoksulda olsa bir sevinç kaplıyor bedenini Hasan’ın. Teselli ediyor, avutuyordu kendisini. Çok şükür, hiç olmazsa çorbam pişiyor evimde diye seviniyordu ufaktan. Şimdi turşu kavuracaktı yanına karısı Fatma. Bir de bulgur pilavı yaparsa yanında, daha ne istiyordu Allahtan, belasını mı? İyi ki arka bahçesi var, iyi ki ekip dikiyorlardı beraberce. Arka bahçeye ektikleri pancar, pezik olmasa ne yer, ne içerlerdi acaba?

Tam o anlarda verdiler müjdeyi…!  Toprak Mahsulleri Ofisimizle ile 1 Kasım 2018 tarihinden itibaren kalite fındığın kilosunu 14 liradan Giresun kalite fındığın kilosunu da 14,5 liradan almaya başlayacağız.”

***

Ayağa kalkıp şaşkın bir vaziyette baka kaldı karısı Fatma’ya. Yüzünde hınzır bir ifade. “Şimdi kapımıza geleceksiniz nasıl olsa…” diye söylendi dudakları. Sonra sevinçle bağırdı köyün kızıl semalarına.

“Hazırlanın laaaaa, seçim var …”

Yağmur başladı ardından. Düşmana kurşun atar gibi yağdırdı bulutlar. Sırılsıklam oldu ama aldırmadı Hasan…  Kollarını iki yana açıp harmanda, delicesine oynamaya devam etti. Karısı Fatma pencerenin ardından bakıp, kafasını iki yana salladı durdu sadece.

Nihayet delirttiler Hasan’ı…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)