Pişkin
Coşkun Özbucak

Pişkin

Bu içerik 92 kez okundu.
Reklam

         Sokakta “Pişkin ne demek?” diye sorsak alacağımız yanıtın içinde mutlaka ekmek ya da simit olur. Pişkin ekmek, pişkin simit gibi…

         Fırına gideriz ekmeği pişkininden isteriz. Sokakta simitçi görürüz, “Pişkininden ver.” deriz. Çocukluğumdan anımsıyorum, sokakta simit satanlar “Gagalon fırından gevrek simitler!” diye bağırırlardı. Şimdi fırınlar çoğaldı ya da farklılıkları kalmadığından belki simitçiler “Taze, sıcak simit var!” diye bağırıyor yalnızca.

         Unuttuk “eski” tatları. Un doğallığını yitirdi, bir ekimlik tohumlarla ne olduğu belirsiz unlarımız var artık. Doğal tohumlarımız tarihe karıştı. Ayrıca dışarıdan alıyoruz unu. Neyi dışarıdan almıyoruz ki, bu ayrı konu; başka bir dert.

         Pişkinlik yalnızca ekmekte, simitte değil. Yalnızca bu pişkinliklerimiz olsa. Tadı damağımızda hala eski pişkin ekmeğin, simidin. Pişkin insanlarımız da var. Pişkin pişkin sırıtan mı ararsın; pişkin pişkin bakanı mı? Seç seç al.

         Demirel’in “Dün, dündür; bugün, bugündür.” sözü var. Dün başka, bugün başka tavrını sürdürürken pişkinliği böyle dışa vuruyordu. Yanlışı gözümüzün içine baka baka söylüyordu. Bir sözü daha var ünlü, “Benzin vardı da biz mi içtik.” diye. İktidarda kendisi, benzin yok piyasada. Her şey karaborsa, Başbakan olarak çözüm üreteceğine bu sözü kullanmıştı.

         Aradan yıllar geçti. Değişen bir şey yok. Hatta daha kötüsü oldu. Bir şeyler söyleniyor; yarın değiştiriliyor, tam karşıtı savunuluyor. Önceki söylenenle çelişmiyormuş gibi hem de. Bu yetmiyor. Dinleyenler de önceki söyleneni unutmuş gibi davranıyor. Herkes pişkinliğe vuruyor. Pişkinliğe vurmayı açığa çıkarmak için ilk yapılacak olan, önyargısız ve bağımsız düşünebilme, karar verebilme becerimizi - hakkımızı başkasına teslim etmemektir. Bunu başarırsak kendimizi de kurtarmış oluruz.

         Bunları siyasi yaşam için söylemiyorum yalnızca. Yaşamın her alanına saçılmış pişkinlik mikrobu. Tıp da yetersiz; araştırmalar, deneyler boşuna, sanki çözüm yok. Mikrobun panzehiri bulunamıyor. Gözler görüyor, kulaklar duyuyor ama pişkin pişkin bakılıyor.

         Var olan konumunu bozmamak, kaz gelecek yerden tavuk esirgememek; başkalarından bana ne, ben kendi çıkarıma bakarım duygusuyla hareket etmek alışkanlık haline geldi. Bu nedenle de kişilikler ayaklar altında eziliyor. Bu arada “Kral çıplak” diyen de suçlanıyor. Hatta “aptal” olarak değerlendiriliyor. “Alemin akıllısı sen misin?” diye gülünüyor da.

         Pişkin olmak iyidir ekmek ve simit için. Olgunlaşmak anlamına gelen, yaşam deneyimi ile pişmiş, kavrulmuş olmak çok daha kıymetli. Bunların suyu hürmetine ayakta durabiliyoruz. Pişmenin erdemliliğini yaşayan ama pişkinliğe vermeyen insanlarımız sağ olsun. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)