​Renk cümbüşü
Coşkun Özbucak

​Renk cümbüşü

Bu içerik 153 kez okundu.
Reklam

 

            Rengarenk bir manzara. Eylül sonu yaklaştığında Çambaşı Yaylası’na gidenleri yol boyu renk çeşitliliğiyle karşılar ağaçlar.

         Karşınıza çıkan ormanlar bir çeşit, karşı tepelerdeki ormanlar başka bir çeşit görüntüyle büyüler sizi. Renk cümbüşü başlamıştır. Ekim ayında bu renk çeşitliliği daha da bollaşır. Sarının, kahverenginin, bordonun, kırmızının, yeşilin, turuncunun çeşit çeşit tonları bir aradadır. Usta Şair Nazım Hikmet “bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,” diyerek anlattığını renkler anlatıyor. “Bir renk gibi kendince, tüm renk tonlarıyla kardeşçe”.

         Bir ağaçtaki renk zenginliği bir başka. Her biri kendince bir rengin tonlarını üzerinde taşırken, bir ormanın oluşturduğu renk zenginliği başka bir duyguyla dolduruyor içinizi. Aracınızı durdurup karşısında hayranlıkla seyre dalmamak için zorluyorsunuz kendinizi.

         Yaşamı güzelleştiren de çeşitlilik değil mi? Yalnız başına olan, güzelliğinin ve farklılığının ayrımına varamaz. Farklılıklar bir arada iken belli olur. Önemli olan da bu farklılıkların birbirini ötelemeden iç içe barınabilmesidir.

         Ormanın renk cümbüşü toplumsal yaşamda da var. Türk, Kürt, Gürcü, Boşnak, Arap, Ermeni… Sünni,  Alevi, Hristiyan, Musevi ve bunların kendi içindeki farklılıkları… Ya da inananlar, inanmayanlar… Tümü iç içe yaşayabildiği zaman zevk verir. İçlerinden biri diğerlerini ya da diğerlerinden birini ötelediği an çeşitlilik (renk cümbüşü) acı vermeye, gönüllerdeki ferahlığı zehirlemeye başlar.

         İnsanların kimlikleri ve inançları kendi iradeleriyle oluşmuyor. Yaşadıkları yere göre biçimleniyorsa insanlar, kendine göre farklılıkları da doğal karşılayabilmelidir. Müslüman bir ailenin yeni doğan bir bebeğini alıp Musevi bir aileye versek, bebek büyüdüğünde yaşadığı ailenin inancından olmaz mı? Kimlik olarak kendini ailenin ulusal kimliğinden olduğuna inanmaz mı? Tersi olarak Hristiyan bir ailenin bebeğini alıp Müslüman bir aileye versek, büyüdüğünde Müslüman olarak yetişmez mi? Bu soruya “Evet” yanıtı vermeyen olmaz. O halde renk cümbüşünün oluşturduğu güzelliği bozma gayreti neden sürdürülür? Bugün Ortadoğu’daki savaş kimin işine yarıyor?

         İnançlar ve kimlikler birbirini küçük görmemeli, aşağılamamalıdır. Renkler yan yana geldiğinde güzelliği büyütür. Gökkuşağını görüp de hayran hayran bakmayan, yanındakine göstermeyen var mıdır? Bırakalım renkler özgür olsun, bir arada zenginliği yaratalım.

         Farklılıklar huzur verir, anlayana. Huzursuzluk olsa olsa emek hırsızlığı nedeniyle olur. Sömürü çarkının dişlileri can acıtır. Zevkleri, huzuru bozan yalnızca sömürü ortamıdır.  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)