​Tünelden çıkış
Coşkun Özbucak

​Tünelden çıkış

Bu içerik 102 kez okundu.
Reklam

 

         Ferhat dağları deler Şirin’e kavuşmak için. Efsanedir anlatılan ama efsane de olsa istendiğinde dağların da delinebileceğini kanıtlar. İnsan inandığında engel tanımaz, ezer geçer.

         Anahtar sözcük, “inanmak ve kararlı” olmaktır. Zaman gelir dağların delinmesi kolaylaşır. Dağların bir tarafından girip diğer tarafından çıkar tünellerle insanlar. Engel kalmamıştır artık ulaşmak için sevdiğine, gideceğin yere.

         Fatsa’ya gitmek için dolmuşa bindim. Göz alabildiğince denizin mavisi içinde kayıklar bir küme halinde, içlerinde ekmek kavgası veren balıkçılar. Balıkçı barınağında bağlı kayıklar ve kumsal. Kumsalda ve denizde insanlar… Araba çevre yoluna girdi, mavinin yerini yeşil aldı. Küçük tüneli geçtik. Tünele girişimizle çıkışımız bir oldu. Dört kilometreye yakın uzunluğu olan tünele girdik. Git git bitmiyor. Tüneldeki araçların seslerinin yankıları da birleşince sıkıntılı bastı içimi. Bir an önce çıksak diye düşündüm. Tünelin ucundaki ışık gözükmüyordu. Yolcuların tümü de benden farklı değildi sanıyorum, herkes sessiz ve dalgındı.

         Küçük bir virajı dönünce ışık göründü. “Ohh” dedim kendi kendime, rahatladım. Işığı görünce sıkıntım bitti. Tünelden çıktık. Karanlıktan güneşe çıkınca, görüş alanım genişleyince keyfim yeniden yerine geldi.

         Düşündüm, yaşam da her zaman böyle değil mi? Sıkıntılar yaşarız, moralimiz bozulur; tüm umutlarımız yok olur. Karamsarlığa düşeriz. Umutsuzluk içinde iken karşımıza çıkan küçük bir ışık, içimizi aydınlatır.

         Aslında umut da biziz kendimize. Şöyle çevremize baktığımızda bize ışık verecek olanın olduğu gibi bizden de ışık alacak olanların da varlığını görürüz. Sıkıntılar boy boy, çeşit çeşit. Herkesin sıkıntısı en büyük olandır. Yaşam çelişkilerle doluysa iyi ya da kötü; zor ya da kolay; başarılı ya da başarısız zamanlarımız da olacaktır. Önemli olan tünelin sonunda ışığın görüneceğini bilmektir. Karamsarlığa yer olmamalı. Her zorluğu aşmanın bir yolu, yöntimi bulunur. İrademiz güçlüyse, kendimize (çevremizdekiler de)  güvenirsek Ferhat gibi dağları delmeyi başarırız.

         “Bu ülkede yaşanmaz artık” diyenden geçilmiyor. Hele “Artık düzelmez, iyi günler göremeyiz.” diyenlerin sayısı belki daha fazla. Bu ülkeyi kim yaşanabilir hale getirecek? Gecenin karanlığını bitirip sabahın kızıllığını kim getirecek? Gözümüzü kapatıp biraz bekledikten sonra açtığımızda düzelmiş olmaz yaşam. Yani yaşam gözümüzü kapattığımızdaki gibi karanlık, gözümüzü açtığımızdaki aydınlık gibi değil. Karanlıktan aydınlığa geçmek için emek ister. Hele umudun yitirilmemesi zorunludur.

         Siyasi, ekonomik yaşamımızın kara bulutlarının dağıtılmasını isteyen herkes elini sallamalı, rüzgâr oluşturmalı ki, tepemizde duran kara bulutlar dağılsın. Gökyüzündeki kara bulutlara bakıp, “Bulutları dağıtacak kimse yok mu?” diye bağırmak yetmez, çığlık atsanız da bir kişiyi bile bulamazsınız. Aradığınız kurtarıcıyı aynaya baktığınızda göreceksiniz, bundan eminim. Aynada kendinizi gördükten sonra çevrenize bakın sizin gibi kurtarıcıların olduğunu ve size doğru yaklaştıklarını görebilirsiniz.

                  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)