Okullarda güvenlik!
Coşkun Özbucak

Okullarda güvenlik!

Bu içerik 79 kez okundu.
Reklam

Sorunlara nedense hep sonuç üzerinden yaklaşıyoruz. Şu an ne yaşıyorsak ona göre düşünüyoruz. Oysa yaşananların ‘neden’ olduğunu sorgulama gereksinimi duymuyoruz. Acaba sorunların çözümlenememesinin nedeni de bu mu, hiç düşündük mü?

Bu yanlış yöntemi her sorunda yapıyoruz. Ben değerlendirmeyi daraltarak tek noktayı tartışmak istiyorum. Okullarda güvenlik. Okulun mu, öğrencinin mi güvenliği; bu bile aynılaştırılıyor.

Eğitim politikalarımızın tartışması bu köşeye sığmaz ama vurgulamak gerekir ki, bugün yaşananların üzerinden yapılan tartışmaların nedeni eğitimdeki yanlış uygulamalardır. Bu nedenle sorunu iki boyutuyla ele almak zorundayız. Uzun süreçli planlamalar, kısa süreli önlemler olarak. Uzun süreli planımız yoksa kısa süreli önlemlerin bir yararı olmaz. Yarınla bugün birlikte ele alınmalıdır.

Okullarımızda ‘güvenlik’ anlamında sıkıntılar var. Öğrencilerimiz uyuşturucu ticaretinin, tacizcilerin ve fiziki saldırıda bulunanların tehditleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu konuda önlem alınması gerekiyor. Öğrencilerin (toplumun) eğitim süreci uzundur bu nedenle acil önlemler düşünülmeli ama bu konuda kolaycılığa kaçılmamalıdır. Sayılan bu tehditlere karşı aileler ve öğrenciler bilinçlendirilmeli ama en önemlisi emniyet güçleri aracılığıyla güvenlik sağlanmalıdır.

Bir sıkıntı varsa bunu gidermek okul yönetiminin ve devletin asıl görevidir. Güvenlik ‘özele’ devredilmeyecek kadar önemli. Hemen işin kolayına kaçılıyor, özel güvenlik tutuluyor; parası velilerden toplanıyor. Eğitimdeki devlet katkısı en aza indiği günümüzde güvenlik de velilerin sırtına kalıyor?

Eğitim paralı oldu, sıra da güvenliğin paralı olmasına geldi. Okulların önünde-çevresinde sürekli alınması gereken bir güvenlik sıkıntısı yok. Belli saatlerde (giriş ve çıkış sıralarında) önlem alınması yeterli. Bu görev de emniyet güçlerinin olmalı.

Uyuşturucuya, tacize ve fiili saldırılara karşı öğrencilerin korunması o kadar önemli ki, özele devredilemez.

10 Aralık İhsan Hakları Günü, Cumartesi gecesi bir katliam yaşandı. Acı ve gözyaşı yine egemen oldu. Türkiye’de bir katliamın sıcak acısı bitmeden yenisini yaşıyoruz. Ölümler olmadan yaşayamayacak mıyız? Artık bombalı katliamların sayısını unuttuk. Hepimizin canı acıyor.

Yeni ölümlerin yaşanmaması için çaba harcamak zorundayız. Demokrasiye, insan haklarına yönelik saldırılar yaşıyoruz, insanlarımızın ölümlerine tanık oluyoruz. Bizim huzur içinde, yarınla ilgili ölüm kaygısı taşımadan yaşama hakkımız yok mu?

“Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak/ ve ipek bir halıya benzeyen toprak,/ bu cehennem, bu cennet bizim.” Nazım Hikmet

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)