​Vıdı vıdı
Coşkun Özbucak

​Vıdı vıdı

Bu içerik 120 kez okundu.
Reklam

 

         Görev almak zor iş. Konuşuruz ama pratik değişim için uzaydan gelecek birini bekleriz. Kimseyi beğenmeyiz ama beğenmediğimiz kişilerden farklı davranmayız.

         Çok konuşuruz, bilmediğimiz yoktur. Ekonomi hakkında iktisat, işletme okumamış olsak da sanki profesör olmuşçasına konuşuruz. Siyaset zaten bizim işimiz. Yıkarız, yenisini yaparız ama masa başında!

         Yani laf salatası yapmakta üstümüze yoktur. Eleştirdiğimiz, yapılmasını istediğimiz bir konuda ne yapıyoruz? Kendimizi sorgulamaktan çok dışarıdan bakmayı meslek edinmişiz. Yani işimiz vıdı vıdı.

         Dert yanarız. Taleplerde bulunuruz ama çözümü başkasından bekleriz. Kendi gibi derdi olanlarla yan yana gelip birlikte hareket etmeyi düşünmeyiz. Nazım Hikmet’in dediği gibi,

“ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
kabahat senin, 
- demeğe de dilim varmıyor ama - 
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

         Çok bilenler de var. Hani mangalda kül bırakmayanlar var ya hiçbir işte sorumluluk almazlar. İşleri, güçleri kötülemektir. (eleştirmek demiyorum çünkü eleştiren alternatifini de söyler) Yapılanlar, yapılmayanlar hakkında görüş ileri sürerler ama olumsuzluğu giderecek olanların içinde kendilerini görmezler. Yani masa başı bilenleridirler. Bunlar bir derneğe, sendikaya, partiye üye olmazlar; üye iseler de çalışmalara katılmazlar, dışarıdan akıl verirler.

         Örgüt temsilcilerini es geçmeyelim.  Burada gayret gösterenleri dışarıda tutmakta yarar var. Değerlendirme yüzde yüzü kapsamıyor ama ezici çoğunluk için söylüyorum. Bir örgütün başkanı, yönetim kurulu üyesi olmak farklıdır. Onların ortalığa konuşma, topu taca atma hakları yok. Üyelerini ve kamuoyunu bilgilendirmek ve ne yapılması gerekiyorsa önderlik etmekle yükümlüler. Ya önderlik görevini yapmalılar ya da görevi bırakmalılar. “Üyeler gelmiyor, sahip çıkmıyor”  diye dert yanmaya hakları yok.

         Bir de milletvekillerimiz var. Bunların sayısı az ama yetkileri ve güçleri fazla. Seçilmek için binlerce oy almak gerekir. Olumsuzluk karşısında bir milletvekili yalnızca konuşup açıklama yapıyorsa, yalnız başına eylem yapıyorsa buna ancak “şov” denir. Kendisine oy verenlerin bir bölümünü olsun harekete geçiremiyorsa, yanında olmasını sağlayamıyorsa seçilmiş olmanın bir anlamı var mı?

         Başkalarını da sayabiliriz. Hiçbiri sorumluluğunu yerine getirmiyor. Ne olacak? Kimse sorumluluk üstlenmiyorsa “bana ne” diyerek köşemizde oturacak mıyız?

         Herkes konuştuğu kadar iş yapmalı. Yapmıyorsa susmasını da bilmeli!

         Vıdı vıdı sesler kulakları rahatsız ediyor.

            

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)