Fındıkta sessizlik
Coşkun Özbucak

Fındıkta sessizlik

Bu içerik 188 kez okundu.
Reklam

  Üretici köylü bahçede. Bir ay önce ‘fındık var’ deniyordu ama şimdi dallarda yeller esiyor. Fındık az, işçi ücretini kurtarmıyor ama başka da yapacağı yok. 
    Üretici bahçede karamsar bir biçimde fiyat ve alım konusunda bir açıklama bekliyor. Beklerken Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin ihracat verileri açıklandı. Veriye göre ihracatçılar memnun.
    2017-18 döneminin 11 aylık döneminde 276 bin ton iç fındık (kabuklu 552 bin ton)  ihracat karşılığı 1.72 milyar dolar döviz elde edilmiş. Sezon sonunda yani 12 ay toplamı olarak hedefleri 290 bin tonmuş. 2016-17 döneminde ise 222 bin 556 ton iç fındık satılmış. Bu dönemin artışı yüzde 24 olmuş. Yani ihracatçı (yerli-yabancı) geçen yıla göre bu yıl daha fazla satış yapmış. Fazla satış fazla kazanç demek olduğuna göre…
    Peki, fındık üreticilerinin gelirindeki artış, satıştan elde edilen gelirle doğru orantılı mı? Kesinlikle hayır. Yerli ve yabancı şirketler her yıl daha fazla kazanırken üretici kaybediyor.
    TMO’nun piyasaya girmesi de bir senaryo. Üreticiye bir yararı olmuyor. Olmamasının nedeni TMO aracılığıyla uygulanan politikanın üreticiyi korumaya yönelik olmamasıdır. Fındıktaki uygulamaların izlenen siyasi tercihten kaynaklandığı da unutulmasın. Bu ayrı bir tartışma.
    İhracatçı kazanıyor, üretici köylü kazanamıyor. Nedeni çok iyi biliniyor ama herkes işi başkasına havale edip kenarda bol bol konuşup dert yanıyor. Hatta bazıları “Fındık 5 TL olsun.” diyerek üreticiye kızgınlıklarını dile getiriyorlar.     Üretici köylüye kızanların da fındığı var aslında, yani kendisi de fındık üreticisi. Fındık konusunda tartışılırken topu taca atmaya gerek yok. Her birey kendini önemsemeli ve yan yana gelmeliler; başka seçenek yok.
    İhracatçı sattığı fındığı ve elde ettiği geliri açıklıyor. Çünkü örgütlü. Birlikte davranıp çıkarlarını koruyorlar. Kendi aralarında en fazla kazanan olmak için yarış olsa da üretici köylüye karşı tek vücutlar. Üretici köylü (fındığı olan herkes) ise, dağınık. Sorunları aynı olan insanlar yan yana gelmiyor-gelemiyor. El ele veremeyenlerin kazanma şansı yoktur. Bu durumda örgütlü olan yerli ve yabancı şirketler- ihracatçılar kazanır, üretici köylüler hep kaybeder. 
    Bu iki taraf bakımında siyasi iktidarın tavrı da önemli. Örgütlü ve güçlü olan kazanır. Devlet politikası “ Tarımı ya şirketler yapacak ya da köylüler şirketleşecek”  anlayışıyla sürdürüldüğünden sonuç böyle oluyor. Fındık üreticilerinin bugünkü durumunun asıl sorumlusu hükümetlerdir. Çünkü tarım politikalarının yasal düzenlemesini hükümetler yapıyor.
    Uzun sözün kısası, fındık fiyatı ve alımının nasıl olacağı konusundaki sessizlik aslında siyasi bir tercihtir. Sonuç bellidir: Üretici, ihracatçının belirlediği fiyata mahkûm edilmek isteniyor. TMO’yu devreye soksalar da geçen yıl gibi göstermelik olacaktır. Üretici köylüler için birinci seçenek bir araya gelmektir, yani sendika çatısı altında toplanmaktır. Birilerinden bekleyerek emeğine ve ürününe sahip çıkamaz. Geçmiş yıllarda beklendi, bu yıl da bekleniyor. Üretici köylü kendine güvenmediği sürece aynı senaryo sahnelenerek devam edecek. 
    Sessizliği bozacak olan üretici köylünün kendisidir.     

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)